FANDOM


Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’adır.

Elhamdü-lillah Kısaca meali: Her ne kadar hamd ve şükür varsa, ezelden ebede ve kimden kime olursa olsun hepsi Allah'a mahsustur. İman, şükür, hamd, memnuniyet ifâde eden bir deyimdir. (Bak: Hamd, Sübhanallah) (Leziz taamlara, hoş meyvelere şâkirane muhabbet-i meşruanın uhrevi neticesi, Kur'anın nassiyle, Cennet'e lâyık bir tarzda leziz taamları, güzel meyveleridir. Ve o taamlara ve o meyvelere müştehiyane bir muhabbettir. Hattâ dünyada yediğin meyve üstünde söylediğin "Elhamdülillah" kelimesi, Cennet meyvesi olarak tecessüm ettirilip sana takdim edilir. Burada meyve yersin. Orada "Elhamdülillah" yersin. Ve ni'mette ve taam içinde in'âm-ı İlâhiyi ve iltifat-ı Rahmâni'yi gördüğünden o lezzetli şükr-ü mânevi, Cennet'te gayet leziz bir taam suretinde sana verileceği, hadisin nassiyle, Kur'an'ın işârâtiyle ve hikmet ve rahmetin iktizasiyle sabittir. S.)

RAB

Terbiye etmek, yetiştirmek, ıslah ve tamir etmek, yönetmek, sorumluluk almak, istediğini yapabilmek, başkan olmak, toplamak, yığmak, hazırlamak; malik ve sahip olmak, nimeti artırmak, üstünlük ve efendilik anlamlarındaki "r-b-b" kökünden türeyen Rabb, efendi, malik, sahip, terbiye eden, yetiştiren, düzene koyan, düzelten, tedbir alan, sorumluluk üstlenen, yöneten, nimet veren, ihtiyaçları gideren, kefil olan, seçkin, sözü dinlenen, otorite sahibi reis, melik, efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen kişi demektir. Çoğulu erbâbtır. Arap dilinde "rabb" kelimesi; itaat edilen efendi, bir şeyi ıslah eden, bir şeyin maliki ve sahibi anlamlarında kullanılmıştır. Rabb kelimesi, terbiye anlamında mastar iken mübalağa kastı ile terbiye ediciye (mürebbî) isim olmuştur.

Kur'ân'da 969 defa geçen rabb kelimesi, Allah ve insanların sıfatı olarak şu anlamlarda kullanılmıştır:

1. İhtiyaçları gideren efendi, malik anlamında insanın sıfatı. Yusuf Peygamber, gayr-ı meşru ilişki teklif eden Zeliha'ya, ".... Allah'a sığınırım, gerçekten o (eşiniz Aziz Kıtfîr) benim efendimdir (bana ikramda bulunmuştur, ona hainlik edemem) dedi." (Yûsuf, 12/23) âyetinde geçen "rabb" Mısır azizinin sıfatı olarak kullanılmıştır.

2. İtaat edilen, sözü geçen, otorite sahibi, reis, efendilik ve üstünlüğü kabul edilen kişiler. Meselâ; "(Yahûdî ve Hristiyanlar) Allah'ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini rablar edindiler. Meryam oğlu Mesihi de (Rabb edindiler)." (Tevbe, 9/31) ve "... Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi rablar edinmeyelim..." (Âl-i İmrân, 3/64) âyetlerinde geçen "erbab"; emir ve yasaklarına boyun eğilen, koyduğu kurallara uyulan, ilâhî vahye dayanmadan helal ve haram dediklerine inanılan, ilahlık mertebesine yükseltilen kimseler anlamında kullanılmıştır.

3. Melik ve sahip, yaratma, hidâyet etme, yedirme, içirme, şifa verme ve bağışlama anlamında Allah'ın sıfatı olarak kullanılmıştır. Meselâ "Onlar bu Beytin Rabbine ibadet etsinler." (Kureyş, 106/3-4) âyetindeki "rabb" kelimesi bu anlamdadır.

Allah'ın sıfatı olarak "Rabb", bütün varlıkları yaratan, yetiştiren, terbiye eden, ihtiyaçlarını gideren, rızık veren, görüp gözeten (Şu'arâ, 26/77-82), insanlara, yerlere, göklere, gezegenlere, hayvanlara, bitkilere, ağaçlara, çiçeklere, toprağa, suya, havaya... her şeye nizamını, güzelliğini, yeteneklerini veren, yaşamalarını sağlayan, her şeyin maliki ve sahibi demektir.

Rabb kelimesi; Kur'ân'da "er-Rabb" şeklinde hiç kullanılmamış, "çok merhametli Rabb" (Yâsîn, 36/58) ve "çok bağışlayan Rabb" şeklinde iki yerde nekre, bunun dışında; "âlemlerin Rabbi" (Fâtiha, 1/2), "ulu arşın Rabbi" (Tevbe, 9/129), "göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbi" (Meryem 19/65), "Musa ve Haru'nun Rabbi" (Tâ-hâ, 20/70), "yedi göğün Rabbi" (Mü'minûn, 23/86), "doğu, batı ve ikisin arasında olanların Rabbi" (Şu'arâ, 26/28), "Kâbe'nin Rabbi" (Kureyş, 106/4), "sabahın Rabbi" (Felak, 113/1), "insanların Rabbi" (Nâs, 114/1), "her şeyin Rabbi" (En'âm, 6/164) ve daha çok "Rabbin" (243 defa), "Rabbiniz" (118 defa) ve "Rabbimiz" (111 defa) terkipleriyle kullanılmıştır. (İ.K.)

A'lem Daha iyi bilen. En iyi bilen. Yarık dudaklı. Alâmetli, belirtili.

Âlem Bütün cihan. Kâinat. Dünya. Her şey. Cemaat. Halk. Cemiyet. Dehr. Hususi hal ve keyfiyet. Bir güneş ile ona tâbi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği dâire. (Cenab-ı Haktan gayrı mahlukata Âlem denmesi, mucidi olan Zât-ı Ecelle ve A'lâ Hazretlerini bilmeğe delâlette vesile olduğuna mebnidir. L.R.) (Semâvatta binler âlem var. Yıldızların bir kısmı her biri birer âlem olabilir. Yerde de her bir cins mahlukat, birer âlemdir. Hatta her bir insan dahi küçük bir âlemdir. (

Alem Bayrak. Nişan, işâret. Özel isim. Mc: Yüksek dağ. Büyük âlim. Üst dudakta olan yarık.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.