FANDOM


Bakınız

D. RNK. SÖZLER: 2.Söz 1 Hodbin 2 Hudabin 3 Hudabin, Hodbin ile mülakatı 4 Ey nefsim! 5 İkinci Söz/ÇOCUKLARA RİSALE

2

2. Söz - Nurdan Hüzmeler-0

Risale-i Nur'un Kur'ân eczanesinden, çağımızın maddi-manevi hastalıklarına şifa niteliği taşıyan metinler, ve Abdullah Aymaz yorumu

2

2. Söz - Hodbin Temsili - Nur Dersleri - Irmak TV

2

2. Söz - Hüdâbîn Temsili - Nur Dersleri - Irmak TV-0

2

2. Söz - Değerlendirme - Nur Dersleri - Irmak TV

2. Söz - Değerlendirme - Nur Dersleri - Irmak TV

333

333.Bölüm - İkinci Söz İman Hakikatleri-0

İki cihan saadetine erişme ve huzurlu yuvalara sahip olmanın yollarını gösteren Cennet Köşesi Yuvamız Irmak TV'de.

Gül Dedem Gençlerle Başbaşa İkinci Söz - 1

Gül Dedem Gençlerle Başbaşa İkinci Söz - 1. Bölüm

Bir inci den - ikinci soz

Bir inci den - ikinci soz

Bir inci den - ikinci soz

2

2. Söz - Onlarki Müminlerki Gayba İman Ederler

2. Söz - Onlarki Müminlerki Gayba İman Ederler

Bakınız

D . RNK: SÖZLER WORDS: BİRİNCİ SÖZ الكلمة الاولى Birinci Söz/Arapça Birinci Söz Besmele hakkında İkinci Söz Üçüncü Söz (ibadet) Dördüncü Söz (namaz namazsız) Beşinci Söz Altıncı Söz Yedinci Söz Sekizinci Söz Dokuzuncu Söz Onuncu Söz On Birinci Söz On İkinci Söz On Üçüncü Söz On Dördüncü Söz gafil kafaya tokmak ve Zelzele On Beşinci Söz On Altıncı Söz On Yedinci Söz On Sekizinci Söz On Dokuzuncu Söz Yirminci Söz Yirmi Birinci Söz Yirmi İkinci Söz Yirmi Üçüncü Söz Yirmi Dördüncü Söz Yirmi Beşinci Söz Yirmi Altıncı Söz Yirmi Yedinci Söz Yirmi Sekizinci Söz Yirmi Dokuzuncu Söz Otuzuncu Söz Otuz Birinci Söz Otuz İkinci Söz Otuz Üçüncü Söz Lemeât Konferans Sözler (Fihrist)


Sözler/Sorular; Bediüzzaman Said Nursi neden en önemli kitabına "Sözler" adını vermiştir?

İkinci Söz

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ

“O takvâ sahipleri öyle kimselerdir ki, gayba iman ederler.”

Bakara Sûresi:2/3.

İMANDA ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:

Bir vakit iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbin talihsiz bir tarafa, diğeri hüdâbin bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler.

HodbinEdit

Hodbin adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbin olduğundan, bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âciz bîçâreler, zorba müthiş adamların ellerinden ve tahribatlarından vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazin, elîm bir hali görür. Bütün memleket bir matemhane-i umumî şeklini almış. Kendisi şu elîm ve muzlim haleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünkü herkes ona düşman ve ecnebî görünüyor. Ve ortalıkta dahi müthiş cenazeleri ve meyusâne ağlayan yetimleri görür. Vicdanı azap içinde kalır.

HudabinEdit

Diğeri hüdâbin, hüdâperest ve hakendiş, güzel ahlâklı idi ki, nazarında pek güzel bir memlekete düştü. İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî şenlik görüyor:

Her tarafta bir sürur, bir şehrâyin, bir cezbe ve neş’e içinde zikirhaneler...

Herkes ona dost ve akraba görünür.

Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umumiye şenliği görüyor.

Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâne ahz-ı asker için bir davul, bir musiki sesi işitiyor.

Evvelki bedbahtın hem kendi, hem umum halkın elemiyle müteellim olmasına bedel, şu bahtiyar, hem kendi, hem umum halkın süruruyla mesrur ve müferrah olur. Hem güzelce bir ticaret eline geçer, Allah’a şükreder.

Hudabin, Hodbin ile mülakatıEdit

Sonra döner, öteki adama rastgelir. Halini anlar. Ona der: "Yâhu sen divâne olmuşsun. Batnındaki çirkinlikler, zâhirine aksetmiş olmalı ki; gülmeyi ağlamak, terhisatı, soymak ve talan etmek tevehhüm etmişsin. Aklını başına al. Kalbini temizle.

Tâ, şu musibetli perde senin nazarından kalksın, hakikatı görebilesin. Zira, nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği Sûrette olamaz." Sonra o bedbahtın aklı başına gelir. nedâmet eder. "Evet, ben işretten dîvâne olmuştum. Allah senden razı olsun ki, Cehennemî bir hâletten beni kurtardın." der.

Ey nefsim!Edit

Bil ki:

Evvelki adam kâfirdir. Veya fasık gafildir. Şu dünya, onun nazarında bir mâtemhâne-i umumiyyedir. Bütün zîhayat, firak ve zeval sillesiyle ağlayan yetimlerdir. Hayvan ve insan ise; ecel pençesiyle parçalanan kimsesiz başıbozuklardır. Dağlar ve denizler gibi büyük mevcûdât, ruhsuz, müdhiş cenazeler hükmündedirler. Daha bunun gibi çok elîm, ezici, dehşetli evham, küfründen ve dalâletinden neş'et edip, onu mânen ta'zip eder.

Diğer adam ise; mü'mindir. Cenâb-ı Hâlikı tanır, tasdik eder. Onun nazarında şu dünya, bir zikirhane-i Rahman, bir talimgah-ı beşer ve hayvan ve meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır. Bütün vefiyat-ı hayvâniye ve insanîye ise; terhisattır. Vazife-i hayatını bitirenler, bu dâr-ı faniden, mânen mesrurâne, dağdağasız diğer bir âleme giderler. Ta yeni vazifedarlara yer açılsın, gelip çalışsınlar. Bütün tevellüdat-ı hayvaniye ve insaniyye ise; ahz-ı askere, silâh altına, vazife başına gelmektir. Bütün zîhayat, birer muvazzaf mesrur asker, birer müstakkim memnun memurlardır. Bütün sadalar ise, ya vazife başlamasındaki zikir ve tesbih ve paydostan gelen şükür ve tefrih veya işlemek neş'esinden neş'et eden nağamâttır. Bütün mevcûdât, o mü'minin nazarında, Seyyid-i Kerim'inin ve Mâlik-i Rahim'inin birer mûnis hizmetkârı, birer dost memuru, birer şirin kitabıdır. Daha bunun gibi pek çok latif, ulvî ve leziz, tatlı hakikatlar, îmanından tecelli eder, tezâhür eder.

Demek îman, bir mânevî Tûba-yi Cennet çekirdeğini taşıyor.

Küfür ise mânevî bir Zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.

Demek selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyette ve îmandadır.

Öyle ise, biz daima:

اَلْحَمْدُ ِللّهِ عَلَى دِينِ اْلاِسْلاَمِ وَ كَمَالِ اْلاِيمَانِ

demeliyiz...

 

İkinci Söz - ÇOCUKLARA RİSALEEdit

Bismillahirrahmanirrahim,

Allah’ı bilen, tanıyan ve O’na inanan çocuklar ve insanlar hem çok mutlu yaşarlar, hem hayatları boyunca lezzet alırlar, hem de çok rahat yaşarlar.

Bir zamanlar iki adam varmış. Bu adamlardan birisi, yalnız kendini gören, kendisini düşünen ve malesef Allah’ı tanımayan çok şanssız birisiymiş.

Diğeri ise gerçeği ve doğruyu görebilen, Allah’ı bilen ve O’nu tanıyan çok şanslı biriymiş.

Yalnız kendini düşünen adam, sadece kendi rahatını, kendi canının istediklerini düşünürmüş. Başka kimseyi hiç düşünmezmiş. Bu adam Allah’ı tanımadığından ve bilmediğinden dünyada gördükleri olaylar onu çok rahatsız eder, üzer ve mutsuz edermiş. Etrafına baktığında görmüş ki bazı kötü insanlar bazı güçsüz insanlara kötülük yapıyor ve eziyet ediyorlar. Sonra bakmış ki bazı insanlar ölüyorlar. Ölen insanların bir daha hiç yaşamayacağını ve onları bir daha hiç göremeyeceğini zannetmiş. Bütün gezdiği yerlerde hep aynı şeyleri görmüş. Bu gördükleri Allah’ı tanımayan insanı çok üzmüş ve mutsuz etmiş.

Diğer adam ise Allah’ı bilen ve tanıyan, Allah’a ibadet eden, doğru hareket eden, gerçeği düşünen ve güzel ahlaklı birisiymiş. Bu adam da aynı şeyleri görmüş.

Bakmış ki bazı kötü insanlar, bazı masum, suçu olmayan kimselere kötülük yapıyorlar. Sonra düşünmüş ki “Allah’ım sen herkesin Rabbisin. Bu kötülük yapanların cezasını sen verirsin.”

Sonra bakmış görmüş ki bazı insanlar ölüyorlar. Sonra şöyle düşünmüş “Allah’ım sen ne güzel bir cennetine misafir ediyorsun bu dünyadan gidenleri. Bütün ölenleri ne güzel tekrar dirilteceksin ve iyi insanları cennetinde sonsuza dek, hiç ölmeden misafir edeceksin. Hem kötülük yapan insanları da cehenneminde cezalandıracaksın.” Bunu bildiği için hiç üzülmemiş. Hem kendisi için mutlu olmuş, hem de gördüğü diğer insanlar için mutlu olmuş.

Sonra Allah’ı bilen adam giderken Allah’ı tanımayan adamla karşılaşmış. Bakmış ki çok üzgün. Sonra ona Allah’ı anlatmış, cenneti anlatmış, cehennemi anlatmış. “Allah çok güçlüdür herşeye gücü yeter, herkese adil davranır, herkese merhamet eder, herkese şefkat gösterir” demiş.

Şanssız olan adam demiş ki “Çok teşekkür ederim. Allah razı olsun senden. Ben de boşuna üzülüyormuşum. Sayende ben de gerçeği anladım. Şimdi çok rahatım. Hiç üzülmeme gerek yokmuş”. Sonra ikisi de sanki cennette yaşıyormuş gibi mutlu bir hayat yaşadılar.

O yüzden biz de ne yapmalıyız biliyor musunuz çocuklar?

“Allah’ım kendini bize tanıttığın, öğrettiğin için çok teşekkür ederiz. Elhamdülillah.” demeliyiz ve hayatımız boyunca Allah’ı bilmeyen, O’nu tanıyamamış, bulamamış şanssız insanlara Allah’ı anlatmalı ve onları üzüntüden kurtarmalıyız.

Şablon:2.Söz

1 - Fatiha Suresi 2 - Bakara Suresi 3 - Al-i İmran Suresi
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.