FANDOM


İfaza (Feyz. den) Bereketlendirmek. Feyz vermek. Bol bol dağıtmak ve akıtmak. Taşıp yayılmak.

FEYİZ

Feyiz (feyz) ve feyezân kelimeleri sözlükte "fazla suyun yatağından taşması, bir haberin yayılması, bir sırrın açığa çıkarılması" gibi anlamlara gelmektedir. Çoğulu füyûz, füyüzat'tır. Tasavvufta bütün bilgi ve varlıkların Allah'tan zuhur ve tecelli etmesi anlamında kullanılmaktadır. Mürşidin doğrudan doğruya Hz. Peygamber vasıtasıyla Hak'tan aldığı feyze ilâhî feyiz, silsile vasıtasıyla aldığı feyze isnâdî feyiz, müridin şeyhten aldığı feyiz ve irfana da ahz-ı feyz adı verilmektedir. Kur'ân ve hadislerde bu kökten türeyen kelimeler akmak, taşmak, dalmak anlamında kullanılmaktadır. (M.C.)

FEYZ Ölmek.


FEYZ (C.: Füyuz) Bolluk, bereket. * İlim, irfan. Mübareklik. * Şan, şöhret. * İhsan, fazıl, kerem. Yüksek rütbe almak. * Suyun çoğalıp çay gibi taşması. Çok akar su. * Bir haberi fâş etmek. * İçindeki düşüncesini izhar etmek.(Hakaik-ı imaniye ve esasat-ı Kur'aniye, resmî bir şekilde ve ücret mukabilinde dünya muamelâtı suretine sokulmaz. Belki bir mevhibe-i İlâhiye olan o esrar, hâlis bir niyet ile ve dünyadan ve huzuzat-ı nefsaniyeden tecerrüd etmek vesilesiyle o feyizler gelebilir. M.)

FEYZ-İ SAFÂ Neşenin feyzi, safânın bolluğu.

FEYZ Ü RİF'AT İlerleme, bolluk ve yükseklik.

FEYZA FEYZ Feyiz ile dolu, bol.

FEYZ-AVER f. Feyz getiren. Feyiz veren. * Bolluk veren.

FEYZ-BAHŞ f. Feyiz ve bereket veren, feyiz bağışlayan.

FEYZ-DAR f. Feyizli, bol, bereketli, gür.

FEYZ-EFZA f. Feyiz artıran, bollaştıran.

FEYZÎ Bolluk ve berekete ait ve müteallik. Feyze mensub.

FEYZ-NAK f. Feyizli, bereketli, bol.

FEYZ-RESAN f. Bolluk ve bereket getiren, feyiz bahşeden.

FEYZ-YAB f. Bollaşan, feyiz bulan. Feyze nâil olan.

FEYZ Din büyüklerinin yanına boş olarak gelmelidir ki, dolmuş (faydalanmış) olarak dönülebilsin. Onların acıması, ihsânda bulunması için, boş olduğunu bildirmek lâzımdır. Böylece feyz yolu açılır. (İmâm-ı Rabbânî)

Bir kimse âlimlerin sohbetinde bulunur fakat onlara hürmet etmezse, ilâhî feyz ve bereketlerden mahrum kalır ve âlimlerdeki nûrlar kendinde görünmez. (Ebû Ali Sekafî)

Kendisinden ilim öğrendiği zâtta, ayıp ve kusur arayan, onun ilminden, feyz ve bereketinden faydalanamaz. (Abdullah binMenâzil)

Evliyâ mezarlarını ziyâret ederek, feyz vermeleri için yalvar. Fâtiha ve salevât okuyup sevâblarını mübârek rûhlarına göndererek onları Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için vesîle yap. (Mazhar-ı Cân-ı Cânân)

Gelince feyz ü ihsânın, günâhkâr kimseye bir an,

Onun râhı (yolu) dü-âlemde (dünyâ ve âhirette) selâmet yâ Resûlallah!

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Bereketlendirme, feyiz verme, feyizlendirme
[2] Bol bol dağıtma ve akıtma
[3] Taşıp yayılma

Nuvola apps bookcase Köken

Nuvola apps bookcase Köken feyz den
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.