Hakkın Sesleri (Mehmet akif Ersoy) Hakkın Sesleri (3.Kitap) Mehmet akif ersoy.jpg
Mehmet Akif Ersoy
Geçenler varsa İslâm'ın şu çiğnenmiş diyarından


Düz Liseleri İçin 2'li Tablo Sunumu[düzenle | kaynağı değiştir]

İlahi, emrinin avare bir mahkûmudur âlem
Güncel Türkçesi

İlâhî, en asîl akvâmı alçaltırsın istersen;

Dilersen en zelîl eşhâsa izzetler verirsin sen!

Allah'ım en soylu kavimleri alçaltırsın istersen;

Dilersen en alçak kişilere yücelikler verirsin sen!

Bu haybetler, bu hüsranlar bütün senden, bütün senden!

Nasıl tâ Arş´a yükselmez ki me´yûsâne bin şîven?

Bu yokluklar, bu üzüntüler bütün senden, bütün senden!

Nasıl ta arşa yükselmez ki binlerce acıklı matem?

Ne yerler dinliyor yâ Rab, ne gökler, rûhum inlerken!

Ne yerler dinliyor ya Rab, ne gökler, ruhum inlerken!
Şu sessiz kubbenin altında insandan eser yokmuş!

Diyorduk: "Bir buçuk milyar!" Meğer tek bir nefer yokmuş!

Şu sessiz kubbenin altında insandan eser yokmuş!

Diyorduk: "Bir buçuk milyar!" Meğer tek bir kişi yokmuş!

Bu hissiz toprağın üstünde mazlûmîne yer yokmuş!

Adâlet şöyle dursun, böyle birşeyden haber yokmuş!

Bu duygusuz toprağın üstünde mazlumlara yer yokmuş!

Adalet şöyle dursun, böyle bir şeyden haber yokmuş!

Bütün boşlukmuş insanlık; Ne istersen, meğer yokmuş!
Bütün boşlukmuş insanlık: Ne istersen, meğer yokmuş!
İlâhî, altı yüz bin müslüman birden boğazlandı...

Yanan can, yırtılan ismet, akan seller bütün kandı!

Allah'ım, altı yüz bin müslüman birden boğazlandı...

Yanan can, yırtılan namus, akan seller bütün kandı!

Ne ma´sûm ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!

Ne bîkes hânümanlar işte, yangın verdiler, yandı!

Ne günahsız ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!

Ne kimsesiz ocaklar işte, yangın verdiler, yandı!

Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı
Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı!
Karanlık bir hezîmet her taraftan rû-nümûn oldu!
Allah'ım, hayırlı hürriyet sabahı gece rengine büründü,

Karanlık bir bozgun her taraftan yüzünü gösterdi!

Şehâmet gitti; gayret söndü; kudretler zebûn oldu.

O mevcâ-mevc sancaklar ne müdhiş ser-nigûn oldu!

Yiğitlik gitti, gayret söndü; kudretler gücünü yitirdi.

O dalga dalga sancakların baş aşağı düşmesi ne korkunç oldu!

Sukûtun dehşetinden kalb-i rahmet, belki, hûn oldu:
Düşüşün dehşetinden rahmet sahibinin kalbi belki kan oldu:
Ezanlar sustu... Çanlar inletip durmakta âfâkı.

Yazık: Şark´ın semâsından Hilâl´in geçti işrâkı!

Ezanlar sustu... Çanlar inletip durmakta ufukları.

Yazık, artık Doğu'nun göklerinde hilâlin parlama zamanı geçti!

Zaman artık Salîb´in devr-i istîlâsı, ilhâkı.

Fakat, yerlerde kalmış hakların ferdâ-yı ihkâkı,

Zaman artık Haç'ın yayılma ve ele geçirme zamanı.

Fakat, yerlerde kalmış hakların verileceği yarın

Ne doğmaz günmüş ey âcizlerin kudretli Hallâk´ı!
Ne doğmaz günmüş ey güçsüzlerin kudretli Allah'ı!
İlâhî, şer´-i ma´sûmun şu topraklardı son yurdu...

Nasıl teyîd-i kahrın en rezîl akvâma vurdurdu?

Allah'ım, masum şeriatin son yurdu şu topraklardı...

Nasıl kahreden emrin, bu ülkeyi en rezil kavimlere vurdurdu?

Evet, milletlerin en kahbesinden, üç leîm ordu,

Gelip tâ sînemizden vurdu, seyret hem, nasıl vurdu:

Evet, milletlerin en kahpesinden üç aşağılık ordu,

Gelip ta göğsümüzden vurdu, bak hem nasıl vurdu:

Ki istikbâl için çarpan yürekler ansızın durdu!

Ki gelecek için çarpan yürekler ansızın durdu!

Tecellî etmedin bir kerre, Allâh´ım, cemâlinle!

Şu üç yüz elli milyon rûhu öldürdün celâlinle!

Görünmedin bir kere, Allah'ım, cemâlinle!

Şu üç yüz elli milyon ruhu öldürdün celâlinle!

Oturmuş eğlenirlerken senin - hâşâ - zevâlinle,

Nedir ilhâdı imhâlin o sâmit infiâlinle?

Oturmuş eğlenirlerken senin -hâşâ- yok olup gidişinle,

Nedir dinsizliğe mühlet verişin o suskun hiddetinle?

Nedir İslâm´ı tenkîlin bu müsta´cel nekâlinle?
Nedir İslam'ı hemen cezalandırman azabınla?
Sus ey dîvâne! Durnaz kâinâtın seyr-i mu´tâdı.

Ne sandın? Fıtratın ahkâmı hiç dinler mi feryâdı?

Sus ey çılgın! Durmaz evrenin her zamanki seyri.

Ne sandın? Yaratılışın hükümleri feryadı hiç dinler mi?


Bugün, sen kendi kendinden ümîd et ancak imdâdı;

Evet, sen kendi ikdâmınla kaldır git de bîdâdı.

Bugün, sen ancak kendi kendinden ümit etmelisin yardımı;

Evet, sen git de kendi gayretinle kaldır bu zulmü.


Cihan kanûn-i sa´yin, bak, nasıl bir hisle münkadı!

Ne yaptın? "Leyse li´l-insâni illâ mâ-se´â" vardı!..

Bak, dünya çalışma kanununa nasıl bir duyguyla boyun eğmekte!

Peki sen ne yaptın? Halbuki "Leyse li'-insâni illâ mâ-se'â" vardı!



  • 9 Ocak 1918
  • (1) cemâl: Allah'ın adlanndandır. Allah'ın lütuf ve yardımını ifade etmektedir.
  • (2) celâl: Allah'ın adlanndandır. Allah'ın gazabını ifade etmektedir.
  • (3) Necm sûresi 39. ayet: "İnsan için ancak çalıştığı vardır."


Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca

İlâhî, en asîl akvâmı alçaltırsın istersen;

Dilersen en zelîl eşhâsa izzetler verirsin sen!

Bu haybetler, bu hüsranlar bütün senden, bütün senden!

Nasıl tâ Arş´a yükselmez ki me´yûsâne bin şîven?

Ne yerler dinliyor yâ Rab, ne gökler, rûhum inlerken!


Şu sessiz kubbenin altında insandan eser yokmuş!

Diyorduk: "Bir buçuk milyar!" Meğer tek bir nefer yokmuş!

Bu hissiz toprağın üstünde mazlûmîne yer yokmuş!

Adâlet şöyle dursun, böyle birşeyden haber yokmuş!

Bütün boşlukmuş insanlık; Ne istersen, meğer yokmuş!


İlâhî, altı yüz bin müslüman birden boğazlandı...

Yanan can, yırtılan ismet, akan seller bütün kandı!

Ne ma´sûm ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!

Ne bîkes hânümanlar işte, yangın verdiler, yandı!

Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı!


Sabâhü´l-hayr-ı hürriyyet, İlâhî, leyl-gûn oldu ?

Karanlık bir hezîmet her taraftan rû-nümûn oldu!

Şehâmet gitti; gayret söndü; kudretler zebûn oldu.

O mevcâ-mevc sancaklar ne müdhiş ser-nigûn oldu!

Sukûtun dehşetinden kalb-i rahmet, belki, hûn oldu:


Ezanlar sustu... Çanlar inletip durmakta âfâkı.

Yazık: Şark´ın semâsından Hilâl´in geçti işrâkı!

Zaman artık Salîb´in devr-i istîlâsı, ilhâkı.

Fakat, yerlerde kalmış hakların ferdâ-yı ihkâkı,

Ne doğmaz günmüş ey âcizlerin kudretli Hallâk´ı!


İlâhî, şer´-i ma´sûmun şu topraklardı son yurdu...

Nasıl teyîd-i kahrın en rezîl akvâma vurdurdu?

Evet, milletlerin en kahbesinden, üç leîm ordu,

Gelip tâ sînemizden vurdu, seyret hem, nasıl vurdu:

Ki istikbâl için çarpan yürekler ansızın durdu!


Tecellî etmedin bir kerre, Allâh´ım, cemâlinle!

Şu üç yüz elli milyon rûhu öldürdün celâlinle!

Oturmuş eğlenirlerken senin - hâşâ - zevâlinle,

Nedir ilhâdı imhâlin o sâmit infiâlinle?

Nedir İslâm´ı tenkîlin bu müsta´cel nekâlinle?


Sus ey dîvâne! Durnaz kâinâtın seyr-i mu´tâdı.

Ne sandın? Fıtratın ahkâmı hiç dinler mi feryâdı?

Bugün, sen kendi kendinden ümîd et ancak imdâdı;

Evet, sen kendi ikdâmınla kaldır git de bîdâdı.

Cihan kanûn-i sa´yin, bak, nasıl bir hisle münkadı!

Ne yaptın? "Leyse li´l-insâni illâ mâ-se´â" vardı!..

Allah'ım en soylu kavimleri alçaltırsın istersen;

Dilersen en alçak kişilere yücelikler verirsin sen!

Bu yokluklar, bu üzüntüler bütün senden, bütün senden!

Nasıl ta arşa yükselmez ki binlerce acıklı matem?

Ne yerler dinliyor ya Rab, ne gökler, ruhum inlerken!


Şu sessiz kubbenin altında insandan eser yokmuş!

Diyorduk: "Bir buçuk milyar!" Meğer tek bir kişi yokmuş!

Bu duygusuz toprağın üstünde mazlumlara yer yokmuş!

Adalet şöyle dursun, böyle bir şeyden haber yokmuş!

Bütün boşlukmuş insanlık: Ne istersen, meğer yokmuş!


Allah'ım, altı yüz bin müslüman birden boğazlandı...

Yanan can, yırtılan namus, akan seller bütün kandı!

Ne günahsız ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!

Ne kimsesiz ocaklar işte, yangın verdiler, yandı!

Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı!


Allah'ım, hayırlı hürriyet sabahı gece rengine büründü,

Karanlık bir bozgun her taraftan yüzünü gösterdi!

Yiğitlik gitti, gayret söndü; kudretler gücünü yitirdi.

O dalga dalga sancakların baş aşağı düşmesi ne korkunç oldu!

Düşüşün dehşetinden rahmet sahibinin kalbi belki kan oldu:


Ezanlar sustu... Çanlar inletip durmakta ufukları.

Yazık, artık Doğu'nun göklerinde hilâlin parlama zamanı geçti!

Zaman artık Haç'ın yayılma ve ele geçirme zamanı.

Fakat, yerlerde kalmış hakların verileceği yarın

Ne doğmaz günmüş ey güçsüzlerin kudretli Allah'ı!


Allah'ım, masum şeriatin son yurdu şu topraklardı...

Nasıl kahreden emrin, bu ülkeyi en rezil kavimlere vurdurdu?

Evet, milletlerin en kahpesinden üç aşağılık ordu,

Gelip ta göğsümüzden vurdu, bak hem nasıl vurdu:

Ki gelecek için çarpan yürekler ansızın durdu!


Görünmedin bir kere, Allah'ım, cemâlinle! (1)

Şu üç yüz elli milyon ruhu öldürdün celâlinle! (2)

Oturmuş eğlenirlerken senin -hâşâ- yok olup gidişinle,

Nedir dinsizliğe mühlet verişin o suskun hiddetinle?

Nedir İslam'ı hemen cezalandırman azabınla?


Sus ey çılgın! Durmaz evrenin her zamanki seyri.

Ne sandın? Yaratılışın hükümleri feryadı hiç dinler mi?

Bugün, sen ancak kendi kendinden ümit etmelisin yardımı;

Evet, sen git de kendi gayretinle kaldır bu zulmü.

Bak, dünya çalışma kanununa nasıl bir duyguyla boyun eğmekte!

Peki sen ne yaptın? Halbuki "Leyse li'1-insâni illâ mâ-se'â" (3)

vardı! 9 Ocak 1918

(1) cemâl: Allah'ın adlanndandır. Allah'ın lütuf ve yardımını ifade etmektedir.

(2) celâl: Allah'ın adlanndandır. Allah'ın gazabını ifade etmektedir.

(3) Necm sûresi 39. ayet: "İnsan için ancak çalıştığı vardır."

If You want you can degrade the most noble tribes; If You wish you give the glorious titles to poor people! These shortages, all this sorrow from you, all you! How to rise the throne of mourning thousands of pathetic? Which places listening my soul’s groans, which skies,my Lord!



There is no human this quiet dome here! Said “One and a half billion” Unless nobody there! On this Oppressed earth has no place for senseless! Justice, let alone it. There is no news like that! Humanity is all looseness: What do you want,unless there isn’t!


My God, six hundred thousand muslims slaughtered Burning life, torning honor, flowing floods are blood Which old innocent people died under bayonets Which lonely houses , they burned them, and gave these ashed stacks were all humans, lifes

My God, morning of freedom took on the color of night The dark defeat showed its face from all sides The valor went, effort finished; Strenght lostits power it was terrible when the banners which have put down with waves


Think about it ; maybe the mighty’s heart has been blood


prayers hushed… bells are ringging on horizons Now the east crescent has timed up this time for cross to be large and capture


But, tomorrow when the benefits will give what a day , can’t rise, the God of the powerlesses

My God, there was the last home of Sharia how your curse , hit this country to the lowest tribes yes, the harlot three nations’ vile army They came and hit us from our chest,look, what a hit And the hearts which are beating for future are suddenly stopped


You didnt show yourself with your help You killed this three hundred fifty million people with your wrath when we are getting fun –NEVER!- with your vanish why is your delay to impietywith your fury why is this punisment to Islam with your torture

stop talking crazy, this is the nonstoppeble universe’s movement do the prousions of creation never listens cries? Today, you must hope yourself for help yes, you go and remove this persucution with your effort look ,the world’s rules yielding with which emotions Allright but what have you done?however “for human there is only their study”


What did you do?

örnek osmanlıca مقدمة


Safahat logo.jpg

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.