FANDOM


Disambig Bakınız: İnayet, inayet, inâyet, inâyat

Sözlükte "istemek, önemsemek ve (özel olarak) ilgilenmek" anlamlarına gelen inâyet,

İNÂYET

Bu fakirde bu yola girmek arzusu belirince, Allahü teâlâ inâyetiyle onu Hâcegân yolunun büyüklerinden birine ulaştırdı. Bu azîzin (Muhammed Bâkî-billâh'ın) sohbetiyle şereflendirip, büyüklerin yolunu nasîb etti. (İmâm-ı Rabbânî)

Yine Allahü teâlânın inâyeti bu fakîrin hâllerini kapladı. Bundan sonra bu fakir daha yüksek makâmlara yöneldi. Fenâ ve bekâ makamları nasîb oldu. (İmâm-ı Rabbânî)

DELİL-İ İNAYET

Allah'ın inâyetinin tecellisinden gelen ve kâinatta görülen hikmet ve maslahatlara uygun en mükemmel nizam ve tam esaslı san'at; ve kâinattaki eşyaların menfaat ve faydalarını bildiren âyetler, bu inâyet delilini gösteriyorlar.(Sâniin vücud ve vahdetine işaret eden delillerden biri de İnayet delili'dir. Bu delil; kâinatı ve kâinatın eczasını ve envâını ihtilâlden, ihtilâftan, dağılmaktan kurtarıp bütün hususâtını intizam altına almakla kâinata hayat veren nizamdan ibarettir. Bütün maslahatların, hikmetlerin, faidelerin, menfaatlerin menşei, bu nizamdır. Menfaatlerden, maslahatlardan bahseden bütün Ayât-ı Kur'aniye, bu nizam üzerine yürüyor ve bu nizamın tecellisine mazhardır. Binaenaleyh, bütün mesalihin, fevaidin ve menafiin mercii olan ve kâinata hayat veren bir nizam; elbette ve elbette bir nâzımın vücuduna delâlet ettiği gibi, O nâzımın kasd ve hikmetine de delâlet etmekle, kör tesadüfün vehimlerini nefyeder.Ey insan! Eğer senin fikrin, nazarın şu yüksek nizamı bulmaktan âciz ise ve istikra-i tâm ile, yani umumi bir araştırma ile de o nizamı elde etmeye kadir değilsen, insanların telâhuk-u efkâr denilen fikirlerinin birleşmesinden doğan ve nev-i beşerin havassı (duyguları) hükmünde olan fünun ile kâinata bak ve sahifelerini oku ki, akılları hayrette bırakan o yüksek nizamı göresin.Evet, kâinatın herbir nev'ine dâir bir fen teşekkül etmiş veya etmektedir. Fen ise kavaid-i külliyeden ibarettir. Kaidenin külliyeti ise, nizamın yüksekliğine ve güzelliğine delâlet eder. Zira nizamı olmayanın külliyeti olamaz. Meselâ: Her âlimin başında beyaz bir imâme var. Külliyetle söylenilen şu hüküm, ulema nev'inde intizamın bulunmasına bakar. Öyle ise, umumi bir teftiş neticesinde fünun-u kevniyeden herbirisi, kaidelerinin külliyeti ile kâinatta yüksek bir nizamın bulunmasına bir delildir. Ve herbir fen nurlu bir bürhan olup, mevcudatın silsilelerinde salkımlar gibi asılıp sallanan maslahat semerelerini ve ahvalin değişmesinde gizli olan faideleri göstermekle Sâniin kasd ve hikmetini ilân ediyorlar. Adeta vehim şeytanlarını tardetmek için herbir fen, birer necm-i sâkıbdır. Yani, bâtıl vehimleri delip yakan birer yıldızdırlar.Ey arkadaş! O nizamı bulmak için umum kâinatı araştırmaktansa, şu misale dikkat et, matlubun hasıl olur.Göz ile görünmeyen bir mikrob, bir hayvancık, küçüklüğüyle beraber pek ince ve garib bir makine-i İlâhiyeyi hâvidir. O makine mümkinattan olduğundan, vücud ve ademi, mütesavidir. İlletsiz vücuda gelmesi muhaldir. O makinenin bir illetten vücuda geldiği zaruridir. O illet ise, esbab-ı tabiiyye değildir. Çünki, o makinedeki ince nizam, bir ilim ve şuurun eseridir. Esbab-ı tabiiyye ise; ilimsiz, şuursuz, câmid şeylerdir. Akılları hayrette bırakan o ince makinenin esbab-ı tabiiyeden neş'et ettiğini iddia eden adam, esbabın herbir zerresine Eflatun'un şuurunu, Calinos'un hikmetini i'ta etmekle beraber; o zerrat arasında bir muhaberenin de mevcut olmasını itikad etmelidir. Bu ise, öyle bir safsata ve öyle bir hurafedir ki, meşhur sofestaiyi bile utandırıyor. Maahaza, esbab-ı maddiyede esas ittihaz edilen kuvve-i câzibe ile kuvve-i dâfianın, inkısama kabiliyeti olmıyan bir cüz'de birlikte içtimaları iltizam edilmiştir. Halbuki bunlar birbirlerine zıt olduklarından, içtimaları câiz değildir. Fakat, câzibe ve dâfia kanunlarından maksat âdâtullah ile tâbir edilen kavanin-i İlâhiyye ise ve tabiatla tesmiye edilen şeriat-ı fıtriyye ise, câizdir. Lâkin kanunluktan tabiata, vücud-u zihnîden vücud-u haricîye, umur-u itibariyyeden umur-u hakikiyyeye, âlet olmaktan müessir olmaya çıkmamak şartiyle makbuldür. Aksi takdirde câiz değildir.Ey arkadaş! Misâl olarak gösterdiğim o küçük hurdebini hayvancığın yani mikrobun büyük fabrikasındaki nizam ve intizamı aklın ile gördüğün takdirde başını kaldır, kâinata bak! Emin ol ki, kâinatın vuzuh ve zuhuru nisbetinde o yüksek nizamı, kâinatın sahifelerinde pek zâhir ve okunaklı bir şekilde görüp okuyacaksın.Ey arkadaş! Kâinatın sahifelerinde "Delil-ül-İnaye" ile anılan nizama ait âyetleri okuyamadı isen sıfat-ı kelâmdan gelen Kur'an-ı Azîmüşşan'ın âyetlerine bak ki, insanları tefekküre davet eden bütün âyetleri şu delil-ül-inaye'yi tavsiye ediyorlar. Ve ni'metleri ve faideleri sayan âyetler dahi, delil-ül inaye denilen o yüksek nizamın semerelerinden bahsediyorlar. Ezcümle: Bahsinde bulunduğumuz şu âyet $cümleleriyle o nizamın faidelerini ve nimetlerini koparıp insanlara veriyorlar. İ.İ.)

İNÂYET


Sözlükte "istemek, önemsemek ve (özel olarak) ilgilenmek" anlamlarına gelen inâyet, terim olarak, Cenâb-ı Hak'kın kâinat ve âlem hakkında küllî bilgisini ve takdirini, yardım, lütuf ve ihsanını ifade etmektedir. (İ.U.)

terim olarak, Edit

Cenâb-ı Hak'kın kâinat ve âlem hakkında küllî bilgisini ve takdirini, yardım, lütuf ve ihsanını ifade etmektedir.

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Yardım, lütuf meded etmek.

Mühim bir işle karşılaşıp onunla meşgul olmak

Nuvola apps bookcase Köken

[1]

Balance icon Eş Anlamlılar

[1]

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] (eskimiş) İyilik, kayra.


Edit

Lupa Özel ad Edit

Ico libri Anlamlar

[1] [[{{{2}}}#|{{{2}}}]] Bursa ili İnegöl ilçesine bağlı bir köy.

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Maddenin düzenlenmesinde yararlanılan kaynaklar">Books-aj.svg aj ashton 01f Kaynaklar


NUSRET (Nusrat) Yardım. Cenab-ı Hakkın yardımı, hususen ruhani muavenet. Zafer, galebe, fetih, üstünlük, başarı, düşmana gâlib olmak.

Nasir Nesir yazan. Saçan, yayan. Nasir Nusret eden, zafer veren. Yardımcı. Muin.


NÂSIR (Nasîr, Hayrü'n-Nâsırîn)


Yardım etmek, kurtarmak, zafer vermek anlamındaki "n-s-r" kökünden türeyen nâsır yardım eden demektir. Nasîr, nâsır kelimesinin mubalağalı şekli olup, çok yardım eden, sürekli yardım eden; "hayru'n-nâsırîn" ise yardım edenlerin en hayırlısı demektir.

Kur'ân'da nâsır sıfatı, Allah hakkında sadece; "Hayır Allah mevlanızdır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır." (Âl-i İmrân, 3/150) âyetinde geçmiştir. Allah da insanlar da yardım eder. Ancak Allah'ın yardımı sınırsızdır, hayırlı ve iyi olan her alana şâmildir. İnsanın yardımı ise sınırlıdır.

Nâsır kelimesi Kur'ân'da hem insanlar hem de Allah için kullanılmıştır. Allah hakkında bir âyette "hâdî", 11 âyette "velî", 2 âyette "mevla" kelimesi ile birlikte geçmiştir: "... Rabbın yol gösteren (hâdî) ve yardım eden (nasîr) olarak yeter." (Furkân, 25/31); "...Dost olarak Allah yeter, yardım eden olarak da Allah yeter." (Nisâ, 4/45); "...Sizin Allah'tan başka ne dostunuz ne de yardımcınız vardır." (Tevbe, 9/116); "...Allah'a sarılınız. O mevlanızdır. O ne güzel mevla ne güzel yardımcıdır." (Hac, 22/78).

Allah bütün yaratıklarına, özellikle peygamberlere (Enbiyâ, 21/27) ve müminlere (Bakara, 2/286) yardım eder. Başarı ve muvaffakiyet ancak O'nun yardımı sayesindedir. O'nun yardım ettiğine kimse galip gelemez (Âl-i İmrân, 3/160). Allah'ın yardım eden olduğu; "nasara - yansuru" fiiliyle de ifade edilmiştir (Âl-i İmrân, 3/123): "Elbette biz, elçilerimize ve iman eden kimselere hem dünya hayatında hem de şahitlerin (şahitliğe) duracakları (kıyamet) gününde yardım ederiz." (mümin, 40/51)

Allah, müminlere yardımı kendisine yani dinine yardım şartına bağlamıştır: "Ey iman edenler! Eğer Allah'a (dinine) yardım ederseniz Allah da size yardım eder..." (Muhammed, 47/7), "...Allah kendine (dinine) yardım edene, elbette yardım edecektir. Şüphesiz Allah güçlüdür, azizdir." (Hac, 22/40) (İ.K.)

Yardım

isim 1 . Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet:

"Oğlunun yardım dileyen bakışlarını görmezden gelerek kahvaltı masasına oturdu."- E. Şafak.

2 . Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. 3 . Etki:

"Otların üstünde, ağaçların yapraklarında kalan yağmur damlaları rüzgârın da yardımıyla öğleye kadar kurudu."- N. Cumalı.

4 . Bağış, iane. 5 . İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek:

"Bugün tiyatroya yapılan devlet yardımlarının gerekçesi de tiyatronun eğitimle olan sıkı ilişkisine dayanmaktadır."- M. And.

Atasözü, deyim ve birleşik fiiller yardımda bulunmak yardım etmek yardım görmek yardımına koşmak yardım ve yataklık etmek Birleşik Sözler yardım sandığı yardımsever ilk yardım insani yardım nakdî yardım sosyal yardım toplumsal yardım

ilk yardım nedir?

İlkyardım kaza geçiren, yaralanan ya da hastalanan kimselere doktor gelmeden önce yapılan yardımdır. Ciddi bir kazada ya da hastalıkta ilkyardım yaşam kurtarabilir . İlkyardımda yaralı ya da hastaya büyük dikkat ve özen gösterilmesi çok önemlidir . İlkyardım eğitimi görmemiş bir kimse, yardım edeceğim derken, yarardan çok zarar verebilir . Okullar ve Kızılay gibi örgütler ilkyardım eğitimi verir. Ciddi bir kaza geçirmiş insan çok kan kaybedebilir. Ağır hastalar baygınlık geçirebilir. İlkyardım konusunda deneyimi olmayanların yapacağı ilk iş acele tıbbi yardım sağlamaktır. Polisten ve hastanelerin acil servisinden cankurtaran istenebilir. Acil servislerde çalışan doktor ve hemşireler, gelen yaralı ve hastalar için yapılması gereken ne varsa vakit kaybetmeden yaparlar.

İLK YARDIM İLK YARDIM NEDİR? İLK YARDIMDA AMAÇ NEDİR? İLKYARDIMCININ ÖZELLİKLERİ VE SORUMLULUKLARI NEDİR? İLK YARDIMIN ABC'Sİ NEDİR? SOLUK YOLU NASIL AÇILIR? SOLUNUM YOLU NASIL DÜZELTİLİR?(YAPAY SOLUNUM) DOLAŞIMIN ETKİNLİĞİ NASIL SAĞLANIR?(KALP MESAJI) BAYILMALARDA UYGULANACAK İLKYARDIM KURALLARI GÖĞÜS YARALANMALARINDA İLKYARDIM KARIN YARALANMALARINDA İLKYARDIM EGZOZ ZEHİRMELERİNDE İLKYARDIM SİNDİRİM YOLU İLE OLAN ZEHİRMELERİNDE İLKYARDIM KANAMALARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? BURUN KANAMASINDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? ELEKTRİK ÇARPMALARINDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? KIRIKLARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? YANIKLARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? YARALANMALARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR?

A) İLK YARDIM NEDİR? Herhangi bir kaza yada yaşamı tehlikeye düşüren durumda,sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar,hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla,ilaçsız olarak yapılan uygulamalara ilkyardım denir. İLK YARDIM UYGULAMASINDA KESİNLİKLE İLAÇ KULLANILMAZ.

B) İLK YARDIMDA AMAÇ NEDİR? 1.Yaşamı koruma ve sürdürülmesini sağlama 2.Durumun kötüleşmesini engelleme 3.İyileşmesini kolaylaştırma

C) İLKYARDIMCININ ÖZELLİKLERİ VE SORUMLULUKLARI NEDİR? 1.Sakin ve telaşsız olmalı. 2.Hastayı sakinleştirmeli. 3.Çevreyi değerlendirip süren bir tehlike olup olmadığını belirlemeli. 4.Kendi can güvenliğini tehlikeye atmamalı. 5.Çevredeki kişileri,sağlık kuruluşları,itfaiye ve güvenliğe haber vermeleri için organize etmeli. 6.Hastanın durumunu değerlendirerek uygun ilk yardıma başlamalı. 7.Hastanın sağlık kuruluşuna bir an önce ulaşmasını sağlamalı.

D) İLK YARDIMIN ABC'Sİ NEDİR? A.Soluk yolunun açılması. B.Solunumun düzeltilmesi. C.Dolaşımın etkinliğini sağlama.

E) SOLUK YOLU NASIL AÇILIR? 1.Ağızda toz toprak,kırık takma diş ve yabancı cisimler varsa çıkarılır.

2.Bilinci kapalı kişilerde dil arkaya düşüp havayolunu tıkayabilir.Bu durumda baş geriye itilip çene yukarı kaldırılarak soluk yolu açılır.

F) SOLUNUM YOLU NASIL DÜZELTİLİR?(YAPAY SOLUNUM) Solunumu duran kişiye derhal yapay solunum uygulanmalıdır. 1.Hasta sert bir zemine yatırılır. 2.Ağız içi temizlenerek varsa yabancı cisimler çıkarılır. 3.Çenesi yukarı kaldırılarak baş hafifçe arkaya itilir. 4.Ağızdan ağıza solunum yapılacaksa burun kapatılır.Burundan solunum yapılacaksa ağız kapatılır. 5.Derin bir soluk alınıp,solunum yaptırılacak kişinin ağzına (yada burnuna) ağız yerleştirlir. 6.Hastanın göğsünün kabarmasına yetecek şiddette soluk verilir.

G) DOLAŞIMIN ETKİNLİĞİ NASIL SAĞLANIR?(KALP MESAJI) 1.Kalp durmuşsa hemen kalp mesajına başlanır. 2.Hasta sert bir zemine yatırılır ve bir yanına diz çökülür.

YARA İÇİNDEKİ YABANCI CİSİM,KEMİK,PARÇASI VS. ÇIKARILMAMALIDIR. 3.Göğüs kemiğinin(iman tahtası)üçte bir alt ucuna bir elin ayası sıkıca yerleştirilir,diğer elin ayası bunun üstüne konur.Parmaklar hastaya temas etmemelidir. 4. Kollar dik tutularak (Bilek ve dirsekler bükülmeden)sabit ve ritmik bir şekilde göğüse 4-5 cm bastırılır. 5. Arada nabız kontrol edilerek dakikada 60 kez olmak üzere dolaşım başlayıncaya kadar devam edilir.

H) BAYILMALARDA UYGULANACAK İLKYARDIM KURALLARI 1.Elbiseleri boyundan,göğüsten ve karından gevşetilir. 2.Hastanın beynine kan gitmesini sağlamak için düz bir yerde sırtüstü yatırılarak,ayakları yukarı kaldırılır ve sonrada şok pozisyonunda bekletilir. Kesinlikle başının altına yastık konmaz. 3.Hastaya uyarıcı kokular koklatılır. (Amonyak vb.) 4.Hastanın zorlanmaksızın kendine gelmesi beklenir. 5.Kendine geldiğinde su, çay gibi içecekler azar azar verilmelidir.

I) GÖĞÜS YARALANMALARINDA İLKYARDIM 1.Yaralı,yarı oturur duruma getirilir 2.Havanın akciğerler dolmasına engel olmak için açık olan yara yerine temiz bir bez kapatıp basınç yapmadan sarılır 3.Kazazedenin ısı kaybı önlenir.

J) KARIN YARALANMALARINDA İLKYARDIM 1.Hastaya ağızdan yiyecek içecek verilmez. 2.Yaralı başı hafif yüksek, dizlernin altına rulo edilmiş bir battaniye konularak sırt üstü yatırılır 3.Herhangi bir organ dışarı çıkmış ise asla el sürülmez.Genişbir gaz bezi varsa serum fizyolojik ile ıslatılarak basınç yapmadan organların üzerine örtülür. 4.Yaralı zaman geçirmeden sevkedilir..

K) EGZOS ZEHİRMELERİNDE İLKYARDIM 1.Hasta derhal temiz havaya çıkarılır. 2.Şuuru tam kapalı olmayanlar temiz havada derin solunum yaptırılır. 3.Şuuru kapalı veya solunum yapmakta güçlük çeken hastalara suni solunum tatbik edilir. 4.Beden ısısının düşmesini engellemek için üstü örtülür. 5.Hasta en seri şekilde sağlık merkezine gönderilir.

L) SİNDİRİM YOLU İLE OLAN ZEHİRMELERİNDE İLKYARDIM 1.Zehrin sulanması ve emilimin yavaşlaması için hastalara;süt,yumurta akı,nişasta solisyonlu su içirilir 2.Kusmasına yardım edilir. 3.Asitle olan zehirlenmelerde,hasta hiçbir zaman kusmaya zorlanmaz.Su ve süt yumurta akı karıştırılarak içirilir. 4.Alkali ile olan zehirlenmelerde:1/4 oranında sirke ile hazırlanmış 500ml. su veya limon suyu içirilir.

M) KANAMALARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? 1.Kanayan uzuv(kol,bacak vs.)yükseltilir. 2.Yara üzerine temiz gazlıbez,mendil veya çamaşır parçası konur ve sıkıca bastırılır. 3.Kanama durmazsa kanayan yerin 5 cm yukarı kısmına bandaj uygulanır.

N) BURUN KANAMASINDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? 1.Burnu kanayan kişinin başı hafifçe öne eğilir. 2.Hasta burun üzerine basınç yapar 3.Bu sırada ağızdan soluk alıp verir ve asla sümkürmez. BURUN KANAMASINDA HASTANIN BAŞI GERİYE DOĞRU KALDIRILMAZ.

O) ELEKTİRİK ÇARPMALARINDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? 1.Önce ilk yardımcı kendi güvenliğini sağlar. 2.Elektrik akımının yaralı ile teması kesilir.Bu yapılmadan önce yaralıya dokunulmaz 3.Kuru tahta parçası ve lastik gibi elektrik geçirmeyen maddelerle hasta çekilerek veya kablo itilerek akımdan kurtarılır. 4.Solunum durmuşsa yapay solunuma,kalp durmuşsa kalp mesajına başlanır. 5.Yanık varsa soğuk su ile yıkanır.

P) KIRIKLARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? 1.Hasta sarsılmaz ve hareket ettirilmez. 2. Kanama varsa durdurulur. 3. Hasta taşınmadan önce kırık bölgesi hareketsiz hale getirilir.(Bunun için tahta gibi sert cisimler kullanılabilir.) 4.Açık kırık varsa(kırık uçları görülüyorsa)kırık kemik parçalarına kesinlikle dokunulmaz ve bunlar yerleştirilmeye çalışılmaz.Yara üzerine temiz bir gazlıbez kapatılır.

R) YANIKLARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? 1.Soğuk musluk suyu ile ağrı azaltılır. 2.Hastanın takıları çıkartılır.(Daha sonra oluşabilecek şişler nedeniyle çıkarmak zorlaşabilir.) 3.Oluşan kabarcıklar patlatılmaz. 4.Yanan kısımların üzeri temiz gazlıbezle kapatılır hiçbir şey sürülmez. 5.Hastanın bilinci yerinde ise bol su içirilir. YANIK YÜZEYİNE DİŞ MACUNU,SALÇA,YOĞURT GİBİ MADDELER KESİNLİKLE SÜRÜLMEMELİDİR.

S) YARALANMALARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR? 1.Kanama varsa kontrol edilir. 2.Yaranın kirlenmesi önlenir. 3.Varsa kopan parça korunur.(Islak bir gazlı beze sarılıp bir naylon torbaya konulur,bu torba da içi buz dolu başka bir torbaya konulur.)


Nusrat İnayet

NUSRET (Nusrat) Yardım. Cenab-ı Hakkın yardımı, hususen ruhani muavenet. Zafer, galebe, fetih, üstünlük, başarı, düşmana gâlib olmak.

Nasir Nesir yazan. Saçan, yayan. Nasir Nusret eden, zafer veren. Yardımcı. Muin.


NÂSIR (Nasîr, Hayrü'n-Nâsırîn)


Yardım etmek, kurtarmak, zafer vermek anlamındaki "n-s-r" kökünden türeyen nâsır yardım eden demektir. Nasîr, nâsır kelimesinin mubalağalı şekli olup, çok yardım eden, sürekli yardım eden; "hayru'n-nâsırîn" ise yardım edenlerin en hayırlısı demektir.

Kur'ân'da nâsır sıfatı, Allah hakkında sadece; "Hayır Allah mevlanızdır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır." (Âl-i İmrân, 3/150) âyetinde geçmiştir. Allah da insanlar da yardım eder. Ancak Allah'ın yardımı sınırsızdır, hayırlı ve iyi olan her alana şâmildir. İnsanın yardımı ise sınırlıdır.

Nâsır kelimesi Kur'ân'da hem insanlar hem de Allah için kullanılmıştır. Allah hakkında bir âyette "hâdî", 11 âyette "velî", 2 âyette "mevla" kelimesi ile birlikte geçmiştir: "... Rabbın yol gösteren (hâdî) ve yardım eden (nasîr) olarak yeter." (Furkân, 25/31); "...Dost olarak Allah yeter, yardım eden olarak da Allah yeter." (Nisâ, 4/45); "...Sizin Allah'tan başka ne dostunuz ne de yardımcınız vardır." (Tevbe, 9/116); "...Allah'a sarılınız. O mevlanızdır. O ne güzel mevla ne güzel yardımcıdır." (Hac, 22/78).

Allah bütün yaratıklarına, özellikle peygamberlere (Enbiyâ, 21/27) ve müminlere (Bakara, 2/286) yardım eder. Başarı ve muvaffakiyet ancak O'nun yardımı sayesindedir. O'nun yardım ettiğine kimse galip gelemez (Âl-i İmrân, 3/160). Allah'ın yardım eden olduğu; "nasara - yansuru" fiiliyle de ifade edilmiştir (Âl-i İmrân, 3/123): "Elbette biz, elçilerimize ve iman eden kimselere hem dünya hayatında hem de şahitlerin (şahitliğe) duracakları (kıyamet) gününde yardım ederiz." (mümin, 40/51)

Allah, müminlere yardımı kendisine yani dinine yardım şartına bağlamıştır: "Ey iman edenler! Eğer Allah'a (dinine) yardım ederseniz Allah da size yardım eder..." (Muhammed, 47/7), "...Allah kendine (dinine) yardım edene, elbette yardım edecektir. Şüphesiz Allah güçlüdür, azizdir." (Hac, 22/40) (İ.K.)

Disambig Bakınız: İnayet, inayet, inâyet, inâyat

Sözlükte "istemek, önemsemek ve (özel olarak) ilgilenmek" anlamlarına gelen inâyet,

İNÂYET

Bu fakirde bu yola girmek arzusu belirince, Allahü teâlâ inâyetiyle onu Hâcegân yolunun büyüklerinden birine ulaştırdı. Bu azîzin (Muhammed Bâkî-billâh'ın) sohbetiyle şereflendirip, büyüklerin yolunu nasîb etti. (İmâm-ı Rabbânî)

Yine Allahü teâlânın inâyeti bu fakîrin hâllerini kapladı. Bundan sonra bu fakir daha yüksek makâmlara yöneldi. Fenâ ve bekâ makamları nasîb oldu. (İmâm-ı Rabbânî)

DELİL-İ İNAYET

Allah'ın inâyetinin tecellisinden gelen ve kâinatta görülen hikmet ve maslahatlara uygun en mükemmel nizam ve tam esaslı san'at; ve kâinattaki eşyaların menfaat ve faydalarını bildiren âyetler, bu inâyet delilini gösteriyorlar.(Sâniin vücud ve vahdetine işaret eden delillerden biri de İnayet delili'dir. Bu delil; kâinatı ve kâinatın eczasını ve envâını ihtilâlden, ihtilâftan, dağılmaktan kurtarıp bütün hususâtını intizam altına almakla kâinata hayat veren nizamdan ibarettir. Bütün maslahatların, hikmetlerin, faidelerin, menfaatlerin menşei, bu nizamdır. Menfaatlerden, maslahatlardan bahseden bütün Ayât-ı Kur'aniye, bu nizam üzerine yürüyor ve bu nizamın tecellisine mazhardır. Binaenaleyh, bütün mesalihin, fevaidin ve menafiin mercii olan ve kâinata hayat veren bir nizam; elbette ve elbette bir nâzımın vücuduna delâlet ettiği gibi, O nâzımın kasd ve hikmetine de delâlet etmekle, kör tesadüfün vehimlerini nefyeder.Ey insan! Eğer senin fikrin, nazarın şu yüksek nizamı bulmaktan âciz ise ve istikra-i tâm ile, yani umumi bir araştırma ile de o nizamı elde etmeye kadir değilsen, insanların telâhuk-u efkâr denilen fikirlerinin birleşmesinden doğan ve nev-i beşerin havassı (duyguları) hükmünde olan fünun ile kâinata bak ve sahifelerini oku ki, akılları hayrette bırakan o yüksek nizamı göresin.Evet, kâinatın herbir nev'ine dâir bir fen teşekkül etmiş veya etmektedir. Fen ise kavaid-i külliyeden ibarettir. Kaidenin külliyeti ise, nizamın yüksekliğine ve güzelliğine delâlet eder. Zira nizamı olmayanın külliyeti olamaz. Meselâ: Her âlimin başında beyaz bir imâme var. Külliyetle söylenilen şu hüküm, ulema nev'inde intizamın bulunmasına bakar. Öyle ise, umumi bir teftiş neticesinde fünun-u kevniyeden herbirisi, kaidelerinin külliyeti ile kâinatta yüksek bir nizamın bulunmasına bir delildir. Ve herbir fen nurlu bir bürhan olup, mevcudatın silsilelerinde salkımlar gibi asılıp sallanan maslahat semerelerini ve ahvalin değişmesinde gizli olan faideleri göstermekle Sâniin kasd ve hikmetini ilân ediyorlar. Adeta vehim şeytanlarını tardetmek için herbir fen, birer necm-i sâkıbdır. Yani, bâtıl vehimleri delip yakan birer yıldızdırlar.Ey arkadaş! O nizamı bulmak için umum kâinatı araştırmaktansa, şu misale dikkat et, matlubun hasıl olur.Göz ile görünmeyen bir mikrob, bir hayvancık, küçüklüğüyle beraber pek ince ve garib bir makine-i İlâhiyeyi hâvidir. O makine mümkinattan olduğundan, vücud ve ademi, mütesavidir. İlletsiz vücuda gelmesi muhaldir. O makinenin bir illetten vücuda geldiği zaruridir. O illet ise, esbab-ı tabiiyye değildir. Çünki, o makinedeki ince nizam, bir ilim ve şuurun eseridir. Esbab-ı tabiiyye ise; ilimsiz, şuursuz, câmid şeylerdir. Akılları hayrette bırakan o ince makinenin esbab-ı tabiiyeden neş'et ettiğini iddia eden adam, esbabın herbir zerresine Eflatun'un şuurunu, Calinos'un hikmetini i'ta etmekle beraber; o zerrat arasında bir muhaberenin de mevcut olmasını itikad etmelidir. Bu ise, öyle bir safsata ve öyle bir hurafedir ki, meşhur sofestaiyi bile utandırıyor. Maahaza, esbab-ı maddiyede esas ittihaz edilen kuvve-i câzibe ile kuvve-i dâfianın, inkısama kabiliyeti olmıyan bir cüz'de birlikte içtimaları iltizam edilmiştir. Halbuki bunlar birbirlerine zıt olduklarından, içtimaları câiz değildir. Fakat, câzibe ve dâfia kanunlarından maksat âdâtullah ile tâbir edilen kavanin-i İlâhiyye ise ve tabiatla tesmiye edilen şeriat-ı fıtriyye ise, câizdir. Lâkin kanunluktan tabiata, vücud-u zihnîden vücud-u haricîye, umur-u itibariyyeden umur-u hakikiyyeye, âlet olmaktan müessir olmaya çıkmamak şartiyle makbuldür. Aksi takdirde câiz değildir.Ey arkadaş! Misâl olarak gösterdiğim o küçük hurdebini hayvancığın yani mikrobun büyük fabrikasındaki nizam ve intizamı aklın ile gördüğün takdirde başını kaldır, kâinata bak! Emin ol ki, kâinatın vuzuh ve zuhuru nisbetinde o yüksek nizamı, kâinatın sahifelerinde pek zâhir ve okunaklı bir şekilde görüp okuyacaksın.Ey arkadaş! Kâinatın sahifelerinde "Delil-ül-İnaye" ile anılan nizama ait âyetleri okuyamadı isen sıfat-ı kelâmdan gelen Kur'an-ı Azîmüşşan'ın âyetlerine bak ki, insanları tefekküre davet eden bütün âyetleri şu delil-ül-inaye'yi tavsiye ediyorlar. Ve ni'metleri ve faideleri sayan âyetler dahi, delil-ül inaye denilen o yüksek nizamın semerelerinden bahsediyorlar. Ezcümle: Bahsinde bulunduğumuz şu âyet $cümleleriyle o nizamın faidelerini ve nimetlerini koparıp insanlara veriyorlar. İ.İ.)

İNÂYET


Sözlükte "istemek, önemsemek ve (özel olarak) ilgilenmek" anlamlarına gelen inâyet, terim olarak, Cenâb-ı Hak'kın kâinat ve âlem hakkında küllî bilgisini ve takdirini, yardım, lütuf ve ihsanını ifade etmektedir. (İ.U.)

terim olarak, Edit

Cenâb-ı Hak'kın kâinat ve âlem hakkında küllî bilgisini ve takdirini, yardım, lütuf ve ihsanını ifade etmektedir.

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Yardım, lütuf meded etmek.

Mühim bir işle karşılaşıp onunla meşgul olmak

Nuvola apps bookcase Köken

[1]

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Maddenin eş anlamlıları">Balance icon Eş Anlamlılar

[1]

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] (eskimiş) İyilik, kayra.

Edit

Lupa Özel ad Edit

Ico libri Anlamlar

[1] [[{{{2}}}#|{{{2}}}]] Bursa ili İnegöl ilçesine bağlı bir köy.

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Maddenin düzenlenmesinde yararlanılan kaynaklar">Books-aj.svg aj ashton 01f Kaynaklar


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.