FANDOM


İNFAZ

الإنفاذ

IMG 20190403 132516

İnfaz hakimligine açılan bir dava : Nüfus müdürlüğünde konulan mahkeme kararıyla getirilen yurt dışına çıkış yasağı serginin kaldırılması için açılan dava dilekçesi örneği

IMG 20190214 105335

AYM/752018/705KİH KİH/2018/705

IMG 20190214 105308
Bakınız

Şablon:DSbakınız d


Denetimli Serbestlik Hukuk Ceza hukuku 5237 sayılı TCK 765 sayılı TCK Mülga CMK CTEGM CGTİK İnfaz Kanunu İnfaz ​انفاذ​ Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri Adli kontrol tedbiri (Yurt dışı yasağı TCK 109- Ev hapsi) Şartlı tahliye Madde 107-
İnfaz şekilleri-Ev hapsi Evde infaz veya Koruma tedbiri uygulaması ya da Adli kontrol tedbiri
Kavramlar Denetimli Serbestlik Adli kontrol Adli kontrol tedbiri Ev hapsi Konutta infaz Elektronik kelepçe Şartlı tahliye Koruma tedbiri 442.000 kişi denetimli serbestlikte Cezaevleri kapasitesi
Kurumlar=DENETİMLİ SERBESTLİK DAİRE BAŞKANLIĞI [1] Mersin Denetim Serbestlik Müdürlüğü
Mevzuat[2] :Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun/Denetimli Serbestlik 6411 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu - 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 4857 sayılı İş Kanunu 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun 6291 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tür ve Şekilleri :Denetimli serbestlik şekilleri: Adli kontrol, tedavi ve denetimli serbestlik, adli para cezası karşılığı kamuya yararlı çalışma, mükerrirlere özgü denetimli serbestlik seçenek yaptırımlar belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma hükmün açıklanmasını geri bırakılması erteleme süresinde denetimli serbestlik etkin pişmanlık çocukların denetim altına alınması konutta infaz koşullu salıverilme sonrası denetimli serbestlik Ev hapsi Elektronik kelepçe Elektronik kelepçe yasası
Evreleri:Soruşturma Evresinde Denetimli Serbestlik Kovuşturma Evresinde Denetimli Serbestlik Kovuşturma sonrası Evrede Denetimli Serbestlik Salıverme sonrası Evrede Denetimli Serbestlik Adli kontrol ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde Denetimli Serbestlik - Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile denetim süresi içindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi evrelerinde Denetimli Serbestlik görev ve sorumlulukları vardır. Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı İş Arama İzni- Cezanın Konutta İnfazı ile İlgili İşlemler
Mütealalar DS/Eşi sözlük

IMG 20180702 164431 (2)
IMG 20180702 164351

Elektronik izleme ünitesi

IMG 20180702 164431 (2)

Menzil testi probleminde tutulması gereken tutanağa örnek. Zira menzil aşımından başınız sıkıntıya girebilir.Eyüp Sabri Kartal da DSM personeline ısrarla bu tutanağı tutturmuştur. Tecrübeli bir kamu yöneticisi olarak, böyle bir problemin olabileceğini öngörebilmiştir. Aşağıdaki DSM nin Ankara'dan tacizlerine ilişkin arama screenshot çıktılarından kolaylıkla anlaşılmaktadır.

Screenshot 2018-10-12-20-53-05

Ankara Denetimli Serbestlik Merkezinin ihlal diye aradıkları saatler, hep uyku saati: Çoğu kibar olsa da bazıları sert bir tonda azarlar edayla "SEN neredeydin?" gibi yargısal, yargıçsal edalardan sorular sorabiliyor. Mesela: *1.10.2018 gece 01.38 de yatak odanızda istirahatta iken sizi 03122237650 numaralı telefondan arıyorlar. Tabii siz de uyku sersemi sık sık rahatsız edilmekten mütevvellit rahatsızlığınızı belirtiyorsunuz. 1.10.2018 de *29.9.2018 günü gece 11.15 de uykunuzda taciz ediyorlar. 27.9.2018 de sabah 08.17 de *23.9.2018 de 23.09 da *

.
Screenshot 2018-10-06-07-20-21

Tacizler: *14.8.2018 saat 06.38 de *14.8.2018 saat 06.25 ve *07.07.2018 de sabah saat 07.49 da

Screenshot 2018-10-06-07-20-03

*15.08.2018 de saat 00.22 de *14.08.2018 saat 06.38 de taciz

Screenshot 2018-10-06-07-19-44


Screenshot 2018-10-06-07-19-24

29.9.2018 de saat 23.09 da *26.08.2018 de saat 00.18 de *26.08.2018 de saat 00.22 de

Screenshot 2018-10-06-07-19-00

* 1.10.2018 de 01.38 de aranıyorum, cevapsız çağrı var. 01.48 de cevabi aramada neredeydin? diye DSM merkezi, tarihinin en kaba uslubuyla azarlanmaya kalkıyor. Karşılık verince de ihlal diye Ankara DSMerkezi Mersin DSMüdürlüğüne bir gün öncesini de katarak ihlal diye talimat yazıyor. hukuk güvenliği ve adil yargılama uygulanan bir yerde bu olamaz.


IMG 20190403 174005

Mersin infaz hakimliğine itiraz 1. Sayfa olaylar ve şikayetler tarzında yapılmıştır .esk itirazı.

IMG 20190403 173755

ESK Mersin infaz hakimliğine dan kararına itirazı 2. Sayfa

IMG 20190403 174227

Mersin denetimli serbestlik müdürlüğünün infaz hakimliğine yazısı


IMG 20190403 174339

Mersin infaz hakimliğinin açılan davada karar almayarak karar almaktan kaçınması ve dava dosyasini sanki savcılığa sunulan bir dilekçe gibi Adana 11.ACM ye dilekçe adı altinda davaya bakmaktan imtina ederek sanki mahkeme değilmiş gibi , havale memuru imiş gibi, sanki ön büro memuru imiş gibi göndermesi. Gönderme tarihi: 9.11.2018

IMG 20190430 020030

mersin denetimli serbestlik müdürlüğü'nün infaz işlemleri değerlendirme kurulu'nun güvenliğine ve hürriyetine ve denetim hizmetlerinin kötüye kullanılmasına ve koruma tedbirlerinin Adil yargılama ilkelerine aykırı olarak kötüye kullanılması yönünde 25 12 1018 tarihinde mersin infaz hakimi düğünde açılan davanın akibetini ve uyarma cezasının kaldırılması yönündeki dilekçenin sonucu talep edilmiştir Buna göre ağır ceza mahkemesinde itirazın dava açilacaktır

Bir suç hakkında hükmedilen cezanın yerine getirilmesi anlamında hukuk terimi.

Sözlükte Edit

“içine işlemek, delip geçmek” anlamındaki nefâz (nüfûz) kökünden türeyen infâz kelimesi bir emir ve hükmün gereğini yerine getirmeyi ifade eder.

Hukukta infaz Edit

iş yeri kapatma, meslekten men, borcun tahsili, kiracının kiralananı tahliyesi gibi idarî ve adlî kararların ilgili kamu organları tarafından icrasını da kapsayan bir genişlikte kullanılmakla birlikte teknik anlamıyla bir suç hakkında hükmedilen cezanın yerine getirilmesini anlatır.

İnfaz esasen, yargılama sürecinin sona erip cezanın kesinleşmesinden sonra suçlunun belli şekillerde cezalandırılması demektir.

İslâm tarihinde infazEdit

Ancak İslâm tarihinde halife, muhtesib, vali, ordu kumandanı gibi üst düzey kamu görevlilerinin de yargıyla uyumlu biçimde daha çok idarî tedbir ve ceza niteliğinde bazı kararlar verebildiği göz önüne alınırsa infazı, “yetkili kamu merciinin cezaî nitelikteki kararının yine kamu gücü aracılığıyla uygulamaya konması” şeklinde açıklamak daha doğru olur.

İslâm hukuku literatüründe bu son anlamda ayrıca tenfîz, ikāme, istîfâ, icrâ ve imzâ tabirleri de kullanılmaktadır.

Kur’an’da suç ve ceza dengesine, yargılama esaslarına ya da bazı temel suçların cezalarına ilişkin açıklamalar bulunmakla birlikte yargı kararlarının yerine getirilmesine ilişkin özel hükümler yer almaz. Ceza hukuku alanında ayrıntılı hüküm ve uygulama örneklerinin bulunduğu hadislerde ise infaza dair teknik hukukî açıklamalardan ziyade cezaların yerine getirilmesinde hukukî ve insanî esaslara bağlı kalınmasına, keyfîlik ve aşırılığı önleyip kanunîliği hâkim kılmaya yönelik açıklama ve uyarılar ön plandadır. Bu ilkeler ışığında gelişen, ayrıca toplumun gelenek ve tecrübe birikimini de belli ölçüde içinde barındıran fıkıh literatüründe ceza hukuku suç ve ceza türlerine göre tedvin edildiği için infaz hukuku ayrı bir başlık altında değil ilgili konular arasına serpiştirilmiş olarak yer alır.

İslâm hukukunda mahkemece verilen ceza hükmünün infazı suç ve cezaların had, kısas-diyet ve ta‘zîr şeklindeki klasik üçlü ayırımı esas alınarak incelenebilir.

Had ve ta‘zîr cezaları tamamen ya da ağırlıklı olarak kamu hukukunu ve toplumun bütün üyelerinin ayrı ayrı haklarını -klasik doktrinde bu Allah hakkı tabiriyle karşılanır- ilgilendirdiği için ceza kovuşturması ve verilen cezaların infaz yetkisi tamamen devlete aittir. Kesinleşmiş bir kararı izinsiz olarak uygulayan kişi ta‘zîr cezasına çarptırılır. Adam öldürme ve yaralama suçu ise daha çok suç mağduru şahısları (öldürülenin yakınları veya yaralanan kimse) ilgilendirdiği için kısas cezasının yerine getirilmesinde mağdura özel bir hak tanınmış, onların onayı olmadan kısasın yerine getirilmesi uygun görülmemiştir. Maktulün yakınları bulunduğu sürece devlete infazı talep ya da katili af yetkisi tanınmaz.

Hanefîler’e göre infaz hükmün tamamlayıcısı konumunda olduğundan karar sırasında aranan bütün şartlar kararın infazı sırasında da aranır. Ceza infazına başlanılabilmesi için devlet başkanı yahut onun yetkili kıldığı kimselerin hazır bulunması, suç ikrarla sabit olmuşsa infaz başlayıncaya kadar suçlunun bu ikrarından vazgeçmemesi, zina suçu şahitlerle ispat edilmişse infazına şahitlerin aktif biçimde katılması şarttır. Meselâ recm cezasında şahitlerin hepsi veya bir kısmı infaza başlamaktan kaçınır, ölür veya gaip olursa infaz düşer. Karşı görüşte olan fakihler de vardır (bk. RECM). Sanığın ikrarına dayalı olarak verilmiş cezalar henüz infaz edilmeden suçlunun ikrarından dönmesi Allah hakkının baskın olduğu had cezalarında kabul edilir, ancak zina iftirası gibi kul hakkı bulunan suçlarda ilk ikrar bağlayıcıdır.

İslâm hukukunda cezanın caydırıcılığı ve diğer insanlara ibret olması açısından bütün cezaların infazında alenîlik ilkesi benimsenmiştir. Nitekim Kur’an’da zina suçunu işleyenler cezalandırılırken müminlerden bir grubun infaza şahit olması istenmiştir (en-Nûr 24/2). Bu sebeple doktrinde bir suçun infazında asgarî kaç kişinin bulunması gerektiği tartışılmış, farklı ceza türlerine göre bazı alt sayı tesbitlerinden söz edilmiştir.

Ceza hukukunun suç ve cezalara göre tedvin edildiği klasik dönem fıkıh literatüründe her bir ceza türünün nasıl infaz edileceği ayrı ayrı ele alınır ve her cezaî müeyyidenin infazı konusunda ayrıntı sayılabilecek açıklamalar yer alır. Ancak Hz. Peygamber’in sünnetinde ve fıkıh literatüründe üzerinde ağırlıklı olarak durulan husus, infazın tatbiki hususunda uyulması gerekli insanî ve hukukî esaslardır. Hadislerde cezalar uygulanırken en güzel şekilde uygulanması istenmiş, suçlunun insanlık onurunu ve genel insanî duyguları incitecek uygulamalar yasaklanmış, suçluya hakaret ve beddua edilmemesi, onun için Allah’tan bağış ve merhamet dilenmesi emredilmiştir. İnfaz sırasında herkese eşit davranılması, suçluya yargı kararında belirtilenden başka ya da onu aşan bir muamele yapılmaması, işkence türü şeylerden uzak durulması, suçluyu sadece verilen cezaî hüküm ölçüsünde cezalandırıp cezanın başkaca bedenî ve ruhî hasar meydana getirmemesinin sağlanması, suçlunun hasta, akıl hastası, zayıf, sarhoş, hamile veya süt emziriyor olması gibi hallerde infazın ertelenmesi gibi hususlar üzerinde de önemle durulur (bu hususlarla ilgili bazı hadisler için bk. Buhârî, “Cihâd”, 149, “Ḥudûd”, 4; “Feżâʾilü aṣḥâbi’n-nebî”, 18; “Meẓâlim”, 30, Müslim, “Ṣayd”, 57; “Ḥudûd”, 11, 22-24; Ebû Dâvûd, “Ḥudûd”, 3, 32-33, 35, 38; “Eḍâḥî”, 11). Literatürde meselâ cezanın infazının nasıl bir ortamda, hatta hangi hava koşullarında yerine getirileceğini konu alan tartışmalar, celde cezasının infaz şekliyle infaz aletinin veya suçlunun evsafıyla ilgili ayrıntılar, özü itibariyle sünnetten tevarüs edilen insanî esaslara sadık kalınmasını temine, cezanın uygulanmasında suçlunun hukukunu korumaya ve cezanın beklenen gayeyi yok edici aşırılıkları önlemeye yönelik gayretler olarak anlaşılmalıdır.

Af, tövbe ve zaman aşımının verilmiş bir ceza hükmünün infazına ne ölçüde engel olacağı, suçlunun ölümünün malî cezalara etkisi, suçlu için birden fazla cezanın infazı söz konusu olduğunda cezaların infazında uyulacak sıra ve esaslar, harem bölgesi, mescid ve düşman ülkesinde infazın yapılıp yapılamayacağı gibi hususlarda fıkıh mezhepleri ve fakihler arasında hayli ayrıntılı görüş farklılıkları bulunmaktadır. Cezanın infazının yol açtığı mâkul ve beklenen zararlar için devletin tazminat borcundan söz edilmezken meşrû sınırların aşılması halinde verilen zararın devletçe tazmini gerekli görülür.

Cezasını çeken bir suçlu toplumun diğer fertleriyle aynı haklara kavuşur. İfk Hadisesi’nde iftira suçuna iştirak eden Mistah b. Üsâse, suçun mağduru Hz. Âişe’nin babası Hz. Ebû Bekir’in yardımlarıyla geçinen bir kişiydi. Hz. Ebû Bekir bu olay üzerine bir daha ona yardım etmemeye yemin etmişse de bu davranışın yerinde olmadığını ifade eden âyet gelince (en-Nûr 24/22) yeminini bozup yardımlarını sürdürmüştür (Tirmizî, “Tefsîr”, 25). Ancak namusa iftira cezası almış bir kimsenin şahitliğinin kabul edilip edilmeyeceği doktrinde tartışma konusu edilmiştir. Ölümle sonuçlanan infazlarda suçlunun cesedi ailesine verilir; diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır ve müslüman mezarlığına defnedilir. İdam edilenlerin başlarının kesilerek teşhiri câiz görülmemiştir.

Cezaların infazı, İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre işlenen günahın uhrevî sorumluluğunu da düşürür. Hanefîler’e göre ise suçlu tövbe eder ve tövbesi kabul edilirse günahı düşer. Malî davalarda verilen karar helâli haram, haramı helâl yapmaz; dolayısıyla mahkeme sonucu haksız kazanç elde etmiş olan kişinin uhrevî sorumluluğu düşmez.

İnfaz hukukuyla ilgili olarak klasik kaynaklarda yer alan ilke, tedbir ve önerilerin uygulamaya aynen yansıdığını ileri sürmek fazlaca iyimser bir ifade olsa da fıkhın toplumsal realiteyle bağlantısı göz önüne alındığında doktrinin bir yönüyle İslâm toplumlarının tarihî tecrübesini yansıttığı, diğer yönden de fiilî durumu iyileştirici ve denetleyici bir işlev gördüğü, son tahlilde göz ardı edilemeyecek pratik bir değer taşıdığı da inkâr edilemez. Bu konuda İslâm tarihinin ilk ve orta dönemlerine ait uygulamalar hakkında belgelere dayalı bilgiler sınırlı olmakla birlikte günümüze arşiv belgelerinin intikal etmiş olması sebebiyle Osmanlı dönemi uygulamaları hakkında hayli ayrıntılı bilgiler mevcuttur. Örfî hukuk çerçevesinde kalan ve klasik fıkıh literatüründe yer almayan farklı ve alternatif ceza uygulamaları bir tarafa bırakılırsa, infaz hukukuyla ilgili olarak Osmanlı hukukunda da klasik fıkıh doktrininde yer alan ilke ve esasların korunduğu görülür.

Çeşitli kanunnâme ve adaletnâmelerde yargı yetkisinin kadıya, verilen hükmün infaz yetkisinin ise ehl-i örfe ait olduğu belirtilerek hiç kimsenin yargılanmadan cezalandırılmaması ilkesi özenle korunmaya çalışılmıştır.

Suçlulara verilecek cezanın mutlaka “kadı mârifetiyle” olması hususunun ısrarla belirtilmesi, resmî mezhep ve mezhep içi müftâ bih görüş uygulaması, kazâ-fetvâ ilişkisi göz önüne alındığında cezalandırmada hukuk güvenliğinin ve kanunîliğin önemli ölçüde gerçekleştirildiği anlaşılır. Ehl-i örf, bir suçluyu cezalandırmak için kadıdan suçun hukuken sabit olduğunu belirten bir belge (hüccet-i şer‘iyye) almak zorundaydı. Hatta ehl-i şer‘ olan kadı ile ehl-i örf arasında zaman zaman çekişmelerin yaşandığı ve konunun kanunnâmelerde düzenlemelere konu edildiği görülmektedir (Heyd, s. 80; Akgündüz, II, 44; IV, 370).

Ağır cezaların infazında padişah, sadrazam, kazasker gibi üst yöneticilerin izin ve bilgisinin aranması, şeyhülislâmdan görüş alınması da ceza yargılamasında ve infazda hukuk güvenliğini sağlayıcı bir işleve sahipti.

Mahkeme i‘lâmlarının icrasında ve cezaların infazında saray, İstanbul ve taşrada buralardaki teşkilâtlanmaya uygun infaz prosedürlerinin oluştuğu, yeniçeri ağası, ihtisab ağası, sekbanbaşı, bostancıbaşı, kapıcıbaşı, subaşı, muhzır, çavuşbaşı ve dergâh-ı âlî çavuşları gibi yönetici ve kamu görevlilerinin de belli bir iş bölümü ve hiyerarşik yapı içinde infazda rol aldıkları bilinmektedir.


BİBLİYOGRAFYA Edit

Buhârî, “Cihâd”, 149, “Ḥudûd”, 4, “Feżâʾilü aṣḥâbi’n-nebî”, 18, “Meẓâlim”, 30; Müslim, “Ṣayd”, 57, “Ḥudûd”, 11, 22-24; Ebû Dâvûd, “Ḥudûd”, 3, 32-33, 35, 38, “Eḍâḥî”, 11; Tirmizî, “Tefsîr”, 25; Şâfiî, el-Üm (nşr. M. Zührî en-Neccâr), Beyrut 1393, VI, 138, 145-146, 150, 173, 198, 199; VII, 11, 40-42; a.mlf., İḫtilâfü’l-ʿIrâḳıyyîn (a.e. içinde), VII, 151, 153-154, 163; Serahsî, el-Mebsûṭ, IX, tür.yer.; Gazzâlî, el-Vasîṭ fi’l-meẕheb (nşr. Ahmed Mahmûd İbrâhim - Muhammed Muhammed Tâmir), Beyrut 1997, VI, 302-315, 449-453, 456, 487-491, 519-521; Kâsânî, Bedâʾiʿ (nşr. Ali M. Muavvaz - Âdil Ahmed Abdülmevcûd), Beyrut 1418/1997, IX, 250-264, 268-269, 549; X, 273-283; İbnü’l-Hümâm, Fetḥu’l-ḳadîr, IV, 112, 121-130, 247-251; V, 492-493, 529-530; Uzunçarşılı, Saray Teşkilâtı, s. 23, 25, 408, 414-415; U. Heyd, Studies in Old Ottoman Criminal Law (ed. V. L. Ménage), Oxford 1973, s. 80, 192-194, 254-311; M. Ebû Zehre, el-ʿUḳūbe, Kahire 1974, tür.yer.; Abdülkādir Ûdeh, et-Teşrîʿu’l-cinâʾiyyü’l-İslâmî, Kahire 1977, I-II, tür.yer.; Bilmen, Kamus2, III, 17, 88-98, 223-228, 245, 257, 282-284, 300-302, 325-326; Fahreddin Atar, İslâm Adliye Teşkilâtı, Ankara 1979, s. 133, 176-177, 216-218; Ahmet Mumcu, Osmanlı Devletinde Siyaseten Katl, Ankara 1985, s. 72-84, 113-124, 131, 138-141, 202-204; Ahmet Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri, İstanbul 1990-96, I-IX, tür.yer.; “İḳāmetü’l-ḥudûd”, Mv.Fİ, XX, 200-214; “İstîfâ”, Mv.F, IV, 146-157; “Tenfîẕ”, a.e., XIV, 71-74.


Kısas cezasıyla ilgili bir mahkeme kararının tenfîzine dair 1330 (1912) tarihli irâde-i seniyye (BA, İrade-Meşihat, nr. 2/B)

CELLÂT SUÇ İşleyene cezaî müeyyide uygulanması öngörülmüş yasak fiil anlamında fıkıh ve hukuk terimi. CEZA İnsanların fiil ve davranışlarının dünyada veya âhiretteki karşılığı anlamında kelâm, suçluya uygulanacak maddî ve mânevî müeyyide anlamında fıkıh terimi. ŞURTA İslâm devletlerinde şehirlerde emniyet ve asayişi sağlamakla görevli teşkilât. EHL-i ÖRF Osmanlı Devleti’nde padişahın icraî, idarî ve askerî yetkilerini temsil eden, ulemâ dışında kalan görevliler. TA‘ZÎR Had ve kısas cezaları dışında yöneticinin veya hâkimin takdirine bırakılan ceza. ŞAHİT İKRAR Kendi aleyhine başkasına ait bir hakkı haber verme anlamında fıkıh terimi. HÜCCET Şer‘î mahkemelerde düzenlenen hukukî belge.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.