FANDOM


Kadın başlarını örtüp örtmemek gibi vahim sorunlarla boğuşurken harf başlarıyla uğraşacak halimiz yok tabii. Oysa önemlidir. Üç yaşındaki Ali'nin adının harflerinin tepesine birer şapka koydunuz mu olur size âlî. Önünde eğilmeniz gerekir. Çünkü ulu demektir, yüce demektir. Ecdadımız iyiydi hoştu da, hafiften bozmuştu yüceltme konusuyla. Saygı gösterirken gerekli çizgiyi pohpoh yönünde aşmayı adet edinmişti. Birine "Adınız ne?" demek kıroluktu Osmanlı'da. İlle "İsm-i âlînizi lütfeder misiniz?" diye zarafet gösterisi şarttı. O ortamda devlet nizamiyesine de kapı demek olmazdı elbette. Dersaadet'te ("mutluluk kapısı" İstanbul'da) Sadaret (Başbakanlık), Dahiliye ve Hariciye Nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları), Şura-yı Devlet (Danıştay) gibi ulu kurumları barındıran binanın girişi Bab-ı Âlî (Yüce Kapı) idi. Yönetilenlere tepeden bakan yönetici kesimdeki yücelik furyasından yargı da büyük pay almıştı. Devlet suçlarıyla ilgilenen en yüksek mahkemenin adı neydi, bilin bakalım. Divan-ı Âlî tabii.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.