Şablon:İsmailbakınız - d


İsmail - Hz. İsmail
İsmail/Ayetler - İsmail/Hadisler
İbrahim - Hacer - Katura - Sera
Kapının eşiğini sağlam tut! - Eşik -
Büyü ve kapı - Rüyada kapı -
Şablon:İbrahim

İsmail Hakkı Bursevî - İmam-ı Alem
Gelenbevî İsmail Efendi - Fizik Aleminin imamı
Mustafa İsmail - Kıraat ilminin kutbu

Şablon:İsmail

Abraham_Full_Movie

Abraham Full Movie

Abraham şecere Tam ekran yakalama 29.08.2013 161246.jpg

Şablon:İbrahimbakınız -d
{{İbrahimbakınız}}


İbrahim Ibrâhîm Abraham - Brahman Apram ilk kullanılışı إِبْرَاهِيمَ Ibram İbrâm İpram إِبْرَاهِيمُ- إبراهيم
Hager Hacer İsmail Kureyş Kuruş Kapının eşiğini değiştir! Kapının eşiğini sağlam tut!
Sarah Sare İshak Ays
Katura Kantura dan Brahmanlar oluyor. 6 oğlan 6 ok.
İbrahim suresi İbrahim Suresi İbrahim Suresi/1-6
Kur'an'da İbrahim kelimesini içeren ayetler 2/124 2/125 2/126 2/127 2/130 2/132 2/133 2/135 2/136 2/140 2/258 2/260 3/33 3/65 3/67 3/68 3/84 3/95 3/97 4/54 4/125 4/163 6/74 6/75 6/83 6/161 9/70 9/114 11/69 11/74 11/75 11/76 12/6 12/38 14/35 15/51 16/120 16/123 19/41 19/46 19/58 21/51 21/60 21/62 21/69 22/26 22/43 22/78 26/69 29/16 29/31 33/7 37/83 37/104 37/109 38/45 42/13 43/26 51/24 53/37 57/26 60/4 87/19
Hz. İbrahim'in çocuklarına duası Allah'a duasında "Zürriyetimden de" deyince Allah ahdime zalimler nail olamaz, buyuruyor. Yani zalimler neslinden olabilecek. Hz. Peygamberin Amcası gibi.
İbrahimi gen Hz. İbrahim'in soyu Şablon:İbrahimin oğulları İsmail İshak İsaac عيسو [1] Ays ve Yakub Jacob and Esau Iys İys Aysu Ays bin İshak İshak bin Ays
Türk kavmine gönderilen peygamberler Nuh Nebiden Süleyman Şaha silsilename Yörük-türkmenlerin soy kütüğü‎ Millet-i İbrahim Evliya Çelebi ve Osmanlıların soyu R1a Ur Urfa Urumiye Urumçi Urumeli Urumluk
Osmanlılar Hz İbrahim soyundandır Neşrî, Osmanlıların ataları hakkında bir başka şecereyi de görmüş olmalıdır. Nitekim, Osmanlıların soy kütüğü hakkında bilgi veren farklı bir türün varlığından bizleri haberdar eder. Buna göre Oğuz Han'ın ataları Iys, İshak ve İbrahimdir. Köken olarak Nuh'un Sam adlı oğluna dayanır. Neşrî, bu tezi kabul etmemesine rağmen, Osmanlıların soy kütüğü hakkında bilgi veren ve "Tevârîh-i Acem"den etkilenen farklı bir türün olduğu anlaşılıyor.[18] 5/20 - 5/21 Enbiya ve mülük verdik. Kağan - Kohen [18] Mehmed Neşrî, a.g.e., s.57. , [2]
A reader name Graeme wrote to provide more detailed information on the genetics of this blond source in Mediterranean populations:
"Blond hair, blue eyes are just variants of the normal color scheme that developed in Asia only 8 to 10 thousand years ago, and most likely brought into Europe with some of the Asiatic Indo-European speakers around 5 or 6 thousand years ago. The men of those Asiatic tribes who had a higher percentage of blonds were carriers of Y chromosome haplogroup R1a as distinct from R1b whose men and their associated women were as dark as most Eurasians were 6 thousand years ago. The only difference between the R1b and R1a is that the darker R1bs have mutations in their MCR1 genes which give red hair, hence the reason that red hair in Europeans is mainly found in the western corner of Europe.
Neşrî, bu anlatımını daha da ileri götürüp Oğuz'un İbrahim peygambere iman ettiğini yazar. Böylece Hz. Muhammed ile Oğuz arasında dolaylı bir yakınlık kurar. Oğuz Han'ın müvahhid kimliği ve tek tanrılı bir dine mensup olması, Türklerin İslâmî kimliğine de bir göndermedir. Ancak, asıl önemli olan, onun tevhid bayrağını şarkdan garbe dalgalandırmasıdır. Osmanlılar da, tıpkı ataları Oğuz Kağan gibi bu tevhid anlayışının temsilcisidirler. Osmanlıların, 15. yüzyılda Oğuz geleneğine kazandırdıkları yeni çehre, onlara hükümdarlık hakkı veren siyasî bir söylem olmasının yanında, muhakkak ki dinî içeriklere de sahipti. Ancak Yafes ile Oğuz Kağan arasındaki ataları hakkında fazla bilgi bulunmayan Osmanlıların, bu puslu dönemdeki atalarının bir kısmı puta tapan kimseler olarak anılırlar. Ancak Oğuz Kağandan sonradır ki, Osmanlıların ataları tevhid inancını bayraklaştırmış ve İbrahim'den itibaren peygamberlerin hizmetinde yer almışlardır. Bayatî'nin, Osmanlıların atalarını peygamberlerin hizmetinde yer almış kimseler olarak sunması ile bu görüş arasında benzerlik bulunur.[27] Ancak hemen belirtilmelidir ki, Osmanlıların atalarına yer veren soy kütüklerini salt dinî içerikli bir malzeme olarak kabul etmek yanlıştır. Dinî muhtevalı olmasına karşın bu soy kütükleri, siyasal içerikli ve yapay idi. Birçok versiyonu bulunan şecereler, yazılı ve sözlü geleneğin malzemeleri ile oluşturulmuştur. Osmanlıların tarihî bilgiler ile efsaneyi karıştırarak yapma bir soyağacı elde ettikleri görülmektedir. Osmanlılar, sıralanan bir çok ata ile doğrudan Oğuz Han'a bağlanırlar. Üstelik dip ata olarak Yafes ve Sam ismini veren iki farklı gelenekte Oğuz ismi ortaktır. Bu yapay soyağaçları sayesinde Osmanlılar, soyları Oğuz Han'a daha dolaylı bir şekilde dayalı olarak tarif edilen komşu Türk hanedanları karşısında üstünlüklerini kanıtlamış ve Oğuz destanlarına aşina Türk tebaaya hükmetmesini meşru kılan bir araç elde etmişlerdir. Oğuz geleneğini yansıtan bu yapma şecereler uzun süre varlığını devam ettirmişse de, Osmanlıların İslâm dünyasındaki rollerinin artmasına ve tartışılmaz üstünlüklerine paralel olarak, soyağacına dayalı meşruiyet araçlarının yerini İslâmî referanslar almıştır. Tabii bunu yanaı genetik biliminin yalanladığı ve yapma değil aslında gerçek şecere olduğunu isbat etti.
1. Yafes Meselesi Semavî dinlerde, insanlığın ikinci atası olarak Nuh peygamberin adı geçer. Buna göre Tanrının tufan ile inançsızları cezalandırması sonucu, yeryüzünde yalnız Nuh ve ona inananlar kalmıştır. Kutsal kitaplarda Nuh'un oğulları Sâm, Hâm ve Yafes insanoğlunun ataları olarak sivrilmişlerdir. Yeryüzündeki ırkların Nuh'un oğullarından türediği fikri hâkimdir ve ırklar bu üç isim etrafında tasnif edilmeye çalışılmıştır. Tevrat'ta Nuh'un bu üç oğlundan türeyen ırklar ayrıntılı olarak açıklanmıştır.[22] Buna göre, Yafes'ten beyaz ırk, Sam'dan Araplar ve İbraniler dahil olmak üzere Sami ırkı ve Ham'dan Kuzey Afrikalılar türemiştir. Bu bilgiler, diğer semavî dinlerde de etkili olmuştur. Türklerin Yafes soyuna dayandığına dair Tevrat'ta yer alan semit jenealojisi, Türk düşünce hayatında da yer edinmiştir. Nuh'un oğullarına dayanan şecereler sayesinde, ırklar arasında kalıtımla geçen derece farkları ortaya çıkmıştır. Bu derecelendirme en üstün ırk ve toplum anlayışını meşru kılmayı amaçlamıştır. Nuh soyu için, ırk saflığını korumak gibi adetlerin varlığına çeşitli kaynaklarda rastlanmaktadır. Bu, hem Yafes kökenden gelen Ariler için, hem de Sami bir kökenden gelen İbraniler için geçerlidir. Buna karşın Ham neslinden gelenler, babaları Nuh'un lanetine uğradıkları için kıyamete kadar Yafes ve Sam soyuna hizmet etmeye mahkum olmuşlardır. Irkların saflığını ve üstünlüğünü korumak gerektiği fikri çeşitli yapılanmaları da beraberinde getirmiştir. Musevilerin ırkları dışında evlilik yapmaları yasak olduğu gibi, Ariler de benzer uygulamaları Hindistan'da yürütmüşler ve kast sistemini oluşmuşlardır. Kast sisteminin en üstünde Ari soyundan Brahmanler yer almıştır. Onların diğer kastlarla evlenmeleri bir yasaklanmıştır. Bu adetler, kavimlerin varlıklarını koruma güdülerini anlatır. Göçebe toplumların sıraladığı soy cetvelleri, üstün ırk anlayışından ziyade aşiret üyelerini bir arada tutmaya yöneliktir. Bu sayede, aralarında kan bağı bulunan topluluğun bütün fertleri arasında dayanışma duygusu güçlendirilmek istenir. Bulanık soy ağaçlarında ilk ataların berraklığı, ortak atalara yapılan özel vurgu ve ortak tarihî geçmişe yapılan göndermeler, aşiretler arası yakınlaşmayı tesis etmiştir. Kandaş aşiretler arasında ortak atalar, birlikteliği sağlayan önemli unsurlardır. Yafes'in Türklerin atası olduğu hakkında ilk Osmanlı kroniklerinde ve soy kütüklerinde yer alan bilgiler, çeşitli aşiretlerden meydana gelen konferatif yapının ilk eklemini teşkil etmiştir. Bunun yanında,
İslâmî kaynaklarda Rum'un, Yafes'in oğulları arasında zikredildiği görülür.
Bu söylem, Osmanlıların Anadolu ve Rumeli'de yayılmasını meşru gösteren olaylar ile birlikte mütalaa edilebilir. Nitekim Osmanlıların İslâm dünyasında üstünlüklerini iddia ettikleri döneme rastlayan eserlerde, onların İbrahim oğlu İshak nesline mensup olduklarına dair şecereler uydurulmuştur.??? Osmanlı hanedanının, Nuh'un oğlu Sam'a kadar uzatılan bu soykütükleri aracılığıyla Hz. Muhammed neslinden geldiği iddia edilir. Osmanlıların, İslâm dünyasında üstünlüklerini iddia ettikleri dönemlerde bu söylemin bir siyasî araç olarak kullanıldığı anlaşılır.
Neşrî, Osmanlıların ve Kayının kökeni sayılan Oğuz'un, Sam neslinden gösterilmesini yanlış bir düşünce olarak değerlendirir. Ona göre bu düşüne Acem'in "taassubât-ı şenî‘asından" kaynaklanmaktadır.[23] Bu görüş daha sonra İdris-i Bitlisî tarafından da değerlendirilmiştir. Bitlisî ekolünü takip eden tarihçiler, Osmanlıların Sâm neslinden olduğunu iddia etmişlerdir.
Mersin Katolik kilisesi papazı Roberto Ferrari, Abraham ismi ışık anlamına gelir demişti. ABRAHAM (אַבְרָהָם): Hebrew name meaning "father of a multitude." In the bible, this is the name of the founding patriarch of the Israelites. Also spelled Avraham.
ABRAM (אַבְרָם): Hebrew name meaning "father of elevation." In the bible, this is Abraham's name before God changed it. Also spelled Avram. Compare with another form of Abram.
AARON: English form of Greek Aarōn (Hebrew Aharon), meaning "light-bringer." In the bible, this is the name of the older brother of Moses.

Şablon:İbrahim

Öteki_Gündem_-_Pelin_Çift_-_Hz._İbrahim'in_hayatı_ve_yaşadıkları_-_13_02_13_-_Part.3

Öteki Gündem - Pelin Çift - Hz. İbrahim'in hayatı ve yaşadıkları - 13 02 13 - Part.3

Abraham_-_the_births_of_Ismael_and_Isaac

Abraham - the births of Ismael and Isaac

Abraham - the births of Ismael and Isaac

Kurban Sacrifice of Isaac-Caravaggio (Uffizi).jpg

Şablon:Peygamberler - d {{Peygamberler}}


Peygamberler
Peygamberlerin şecereleri
1. Adem (as) - Kısas-ı Enbiya/Âdem Aleyhisselam
2. Şit (as): Babası: Âdem Aleyhisselâm, Annesi de, Hz. Havvâ'dır.
3. İdris (as): İdris (as)'ın soyu, Yerd (yahud Yarid)b.Mehlâil b.Kay­narı (yahud Kaynen) b.Enuş, b.Şit, b.Âdem Aleyhisselâm.
4. Nuh (as): Nuh b.Lemek (veya Lemk), b.Mettu Şelah, b.Ahnuh (veya Uhnuh) (Yani İdris Aleyhisselâm), b.Yerd (veya Yarid), b.Mehlâil, b.Kayn (veya Kaynarı), b.Enuş, b.Şis, b.Âdem Aleyhisselâm.
5. Hud (as): Hûd (Âbir) b.Abdullâh, b.Rebah, b.Halud b.Âd, b.Avs, b.İrem, b.Sâm, b.Nuh Aleyhisselâmdır.
6. Salih (as): Salih b.Ubeyd, b.Esif veya Asit, b.Kemaşic b.Ubeyd, b.Hadir b.Semud, b.Âbir b.İrem, b.Sâm, b.Nuh Aleyhisse!amdır.
7. İbrahim (as): İbrahim b.Târah (Âzer), b.Nahor, b.Sarug (Şarug) b.Rau (Ergu), b.Falığ, b.Âbir, b.Şalıh, b.Erfahşed, b.Sâm, b.Nuh Aleyhisselâmdır.
8. İsmail (as): İsmail Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın, Hz.Hâcer'den doğan ilk ve bü­yük oğludur.
9. İshak (as): İshak Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın ikinci oğlu olup Hz.Sâre'den doğ­muştur.
10. Lut (as): Lût b.Hâran, b.Târah, b.Nahor, b.Saruğ'dur. Lût Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın Yeğeni, yani kardeşi Haran'ın oğlu idi.
11. Yakub (as): Yâkub b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmlardır. Yâkub Aleyhisselâmın Annesi: Refaka'dır.
12. Yusuf (as): Yûsuf b. Yâkub, b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmlardır. Yûsuf Aleyhisselâmın annesi: Râhıl bint-i Leban'dır.
13. Eyyub (as): Eyyûb b. Mûs, b. Ra'vil, veya Razıh b. Ays b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmlardır. Eyyûb Aleyhisselâmın annesi Lut Aleyhisselâmın kızı idi.
14. Zülkifl (as): Bişr (Zülkifl) b.Eyyûb Aleyhisselâm'dır.
15. Şuayb (as): Şuayb b. Mîkâil, b. Yeşcür, b. Medyen, b. İbrahim Aleyhisselâmdır. Şuayb Aleyhisselâmın annesi: Lut Aleyhisselâmın kızı Mîkâil'dir. Şuayb Aleyşhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâmın Kayınpederi idi.
16. Musa (as): Mûsâ b.İmran, b.Yashür, b.Kahis, b.Lâvi, b.Yâkub, b.İshak, b.İbrahim Aleyhisselâm'dır. Mûsâ b.İmran Aleyhisselâmla Hârûn b.İmran Aleyhisselâm, Ana-Baba bir kardeş idiler. Harun Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâmdan bir yaş büyüktü.
17. Harun (as): Musa (as)'ın kardeşidir.
18. Hızır (as): Rivayete göre: Hızır Aleyhisselamın soyu: Belya (veya İlya) b. Milkân, b.Falığ, b.Âbir, b.Salih, b.Erfahşed, b.Sâm b.Nuh Aleyhisselam olup babası, büyük bir kraldı. Kendisinin; Âdem Aleyhisselamın oğlu veya Ays b.İshak Aleyhisselamın oğullarından olduğu veya İbrahim Aleyhisselama iman ve Babil'den, Onunla birlikte hicret edenlerden birisinin, ya da Farslı bir babanın oğlu ol­duğu, kral Efridun ve İbrahim Aleyhisselam devrinde yaşadığı, büyük Zülkarneyn'e Kılavuzluk ettiği, İsrail oğulları krallarından İbn. Emus'un zamanında İsrail oğullarına peygamber olarak gönderildiği, halen, sağ olup her yıl, Hacc Mevsiminde İlyas Aleyhisselamla buluştukları da, rivayet edilir.
19.Yuşa (as): Yûşa' b. Nûn, b. Efrâim, b. Yûsuf, b.?Yâkub, b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâm'dir.
20. Kâlib b. Yüfena (as): Kâlib b. Yüfena, b. Bariz (Fariz), b. Yehuza, b. Yâkub[3] b. İshak, b. İbra­him Aleyhisselâmdır. Kâlib b. Yüfenna Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâmın kız kardeşi Meryem'in kocası veya Mûsâ Aleyhisselâmın damadı idi.
21. Hızkıl (as): Hızkıl b. Nûridir. Hızkıl Aleyhisselâmın annesi yaşlanıp çocuk doğurmaz hale geldikten sonra, Yüce Allâh'dan bir oğul dilemiş ve Hızkıl Aleyhisselâm, ihsan olunmuştur. Bunun için, Hızkıl Aleyhisselâm (İbnül'acûz = Koca Karının Oğlu) diye anılmıştır.
22. İlyas (as): İlyas b. Yasin, b. Finhas, b. Ayzar, b. Hârûn, b. İmran (A.S)'dır.
23. Elyesa (as): Elyesa' b.Ahtub, b.Adiy, b.Şütlem, b.Efrâîm, b.Yûsuf, b.Yâkub, b.İshak, b.İbrahim Aleyhisselâm'dır. Elyesa Aleyhisselâm'ın, İlyas Aleyhisselâm'ın amcasının oğlu olduğu da söylenir.
24. Yunus (as): Yûnus b. Matta; Bünyamin b. Yâkub b. İshâk, b. İbrahim Aleyhisselâm oğulla­rı soyundandı. Matta, Yûnus Aleyhiselâmın annesi idi. Peygamberlerden, Yûnus b. Matta ile İsâ b. Meryem Aleyhisselâmlardan baş­ka hiç biri, annesine nisbetle anılmamıştır.
25. Şemûyel (as): Şemûyel b.Bali, b.Alkama, b.Yerham, b.Yehu, b.Tehu, b.Savf'dır. Şemuyel Aleyhisselâm, İsrail oğullarından ve Hârûn Aleyhisselâmın zürriyetindendi. Şemuyel Aleyhisselâmın annesi Hanne olup[6] Lâvi b.Yâkub Aleyhisselâmın Hanedanına mensuptu.
26. Davud (as): Dâvûd b.İşâ Aleyhisselâm; Yehûza b.Yâkub, b.İshak, b.İbrahim Aleyhisselâmın soyundandır.
27. Süleyman (as): Dâvûd b.İşa Aleyhisselâmın oğlu olan Süleyman Aleyhiselâmın da, soyu, Yehûza b.Yâkub, b.İshak, b.İbrahim Aleyhisselâmlara dayanır.
28. Lukman (as): Lukman b.Sâran, b.Mürîd, b.Savun. Lukman Aleyhisselâm; Dâvûd Aleyhisselâmın devrinde yaşamıştır. Kendisi; Mısır Nub kabilesine mensubtu. Medyen ve Eyke halkındandı. İsrail oğullarından bir adamın kölesi iken, onun tarafından âzâd edilmiş ve kendisine ayrıca mal da, verilmişti.
29. Şâ'yâ (as): Şâ'yâ b.Emus veya Emsıya'dır.
30. İrmiya (as): İrmiya b.Hılkıya; Lavi b.Yâkub Aleyhisselâm'ın soyundan gelen Hârûn b.İmran Aleyhisselâmın soyundandı.
31. Danyal (as): Danyal b.Hızkıl'ül 'asgar, Peygamber oğullarından, Süleyman b.Dâvud Aleyhisselamların soyundandı.
32. Uzeyr (as): Uzeyr b.Cerve Hârûn Aleyhisselâmın zürriyetindendir.
33. Zulkarneyn (as): Zülkarneyn Aleyhisselâmın ismi, soyu ve Peygamber olup olmadığı... Hakkın­da bir çok ve çelişkili rivayetler bulunmaktadır. Kendisinin, Sa'b b.Abdullah'ül kahtânî olduğu söylendiği gibi, babasının Hımyerîlerden olduğu da, ileri sürülmektedir. İbn. Habîb de; Hımyer krallarının isimlerini -Hişam b.Kelbî'den sırasıyla kitabı­na geçirirken, Sa'b b.Karîn b.Hemal'ı, -Yüce Allah'ın, Kitabında- Zülkarneyn diye anmış olduğunu kayd ettikten sonra, kral Zeyd b.Hemal'ı kayd edip ona da, Yü­ce Allan'ın Tübba' adını vermiş olduğunu açıklar. Zülkarneyn Aleyhnisselâm hakkında: "Hem Nebi idi, hem Resul idi." diyenler olduğu gibi, "Hayır! O, Resul olmayan bir Nebi idi. Resul olmayan bir Nebî oluşu, inşâallâh, Sahih'dir!" diyenler de, vardır. Hz. Ali'ye göre, Zülkarneyn Aleyhisselâm: Ne bir Nebi, ne de, bir kraldı. Fakat, Allan'ın Salih bir kulu idi ki, o, Allâhı, sevmiş, Allah da, onu, sevmişti.
34. Zekeriyya (as): Zekeriyyâ b.Berahyâ Aleyhisselâmın soyu, Süleyman b.Dâvûd Aleyhisselâmlara, Süleyman b.Dâvûd Aleyhisselâmların soyu da, Yehûza b.Yâkub Aleyhisselâma dayanır.
35. Yahya (as): Yahya (as), Zekeriyya (as)'ın oğludur.
36. İsa (as): Hz. Meryemin oğludur ve bir mucize olarak babasız dünyaya gelmiştir. Hz. Meryem'in babası İmran b.Mâsân olup Hub'um b.Süleyman Aleyhisselâmın soyundandı.
37. Hz. Muhammed (asm): Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka'b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr, b. Mâlik, b. Nadr, b. Kinane, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizar, b. Maadd, b. Adnan. Bütün kaynaklar Muhammed (a.s.)ın, Adnan'a kadar olan atalarının gerek isimlerinde, gerek sıralarında, ittifak halinde bulundukları gibi, Adnan'ın da İsmail (a.s.) b. İbrahim (a.s.)ın öz be öz soyundan geldiğinde de müttefiktirler.
Kaynak: Peygamberler Tarihi, M. Asım Köksal [3]
Kur'an'da adı geçen peygamberler
Âdem İdrîs Nûh Hûd Sâlih İbrâhîm Lût İsmâ'îl İshâk Yâkub Yûsuf Eyyûb Mosque.svg
آدم ادريس نوح هود صالح إبراهيم لوط اسماعيل اسحاق يعقوب يوسف أيوب
Adam Enoch Noah Eber Shelah Abraham Lot Ishmael Izaac Jacob Joseph Job
אָדָם חֲנוֹךְ נֹחַ עֵבֶר שֵׁלָה אַבְרָהָם לוֹט יִשְׁמָעֵאל יִצְחָק יַעֲקֹב יוֹסֵף אִיּוֹב

Şuayb Mûsâ Hârûn Zülkifl Dâvud Süleymân İlyâs Elyesâ Yûnus Zekeriyâ Yahyâ İsâ Muhammed
شعيب موسى هارون ذو الكفل داود سليمان إلياس اليسع يونس زكريا يحيى عيسى محمد
Jethro Moses Aaron Ezekiel David Solomon Elijah Elisha Jonas Zechariah John Jesus Mohammed
יִתְרוֹ מֹשֶׁה אַהֲרֹן יחזקאל דָּוִד שְׁלֹמֹה אליהו אֱלִישַׁע יוֹנָה

 Bu kutuyu: göster  tartışma  değiştir 

İSMÂİL ALEYHİSSELÂM

Arabistan’da Cürhüm kabîlesine gönderilen peygamber. İbrâhim aleyhisselâmın büyük oğlu ve Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) dedelerinden. Annesinin adı Hacer’dir.

Hayatı[düzenle | kaynağı değiştir]

Hazret-i İbrâhim, Nemrud’un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil’den ayrılıp, Mısır’a gittiğinde hanımı Sâre’ye Firavun musallat olmuştu. Fakat, Sâre’ye yaklaşmak istediğinde, ellerinin tutulup, nefesi kesilerek sara hastalığına benzer bir hâle düştü. Bunun üzerine Firavun korkarak İbrâhim aleyhisselâm ve Sâre’yi bıraktı ve Hacer adlı bir câriyeyi de hediye etti. İbrâhim aleyhisselâm, Firavun’un korkarak câriye olarak verdiği Hacer’i de alarak, Filistin’e döndü. Oradan Şam taraflarına gitti. Buradayken Sâre Hatunun isteği üzerine hazret-i Hacer’le evlendi. Bu evlilikten hazret-i İsmâil doğdu. Allah’ın emri ile Hacer’i, oğlu ile birlikte Kudüs’ten Hicaz’a götürdü ve bugünkü Mekke şehrinin bulunduğu yere bırakıp geri döndü. Mekke’nin üst tarafında bulunan Seniyye mevkiine gelince, ellerini açarak onlar için duâ ettiği İbrâhim sûresi 37 ve 38. âyetlerinde bildirilmektedir. Bu ıssız ve çorak vâdide bir miktar hurma, bir dağarcık su ve oğlu iki yaşındaki İsmâil ile yalnız kalan hazret-i Hacer, bu işin Allah’ın emri ile olduğunu anlayıp tevekkülle sabretti; “Allahü teâlâ bize kâfidir. O bizi korur, himâye eder. Bizi başıboş bırakmaz” dedi. Semre ağacının dallarından yaptığı küçük barınakta kalıyorlardı. Yiyecekleri ve suları bitince hazret-i İsmâil susuzluktan ağlamaya başladı. Hazret-i Hacer su bulmak ümidi ile Safâ Tepesine çıktı. Uçsuz bucaksız çölden ve ağaçsız çıplak tepelerden başka bir şey göremedi. Safa’dan inip koşarak Merve Tepesine çıktı.Safa ve Merve tepeleri arasında su bulmak ümidi ile yedi defâ koşarak gidip geldi. Bu sırada İsmâil’in (aleyhisselâm) ayağını vurduğu veya Cebrâil aleyhisselâmın vurduğu yerden su fışkırıp akmaya başladı. Hazret-i Hacer heyecanlandı ve akan su ziyan olmasın diye “Dur! Dur!” mânâsına gelen “Zem! Zem!” diyerek suyun etrâfını çevirdi. Sudan oğlu İsmâil’e (aleyhisselâm) içirdi ve kendisi de içti. Peygamberimiz bir hadîs-i şerîflerinde “Allah İsmâil’in annesi Hacer’e rahmet etsin. O, zemzemi kendi hâline bıraksaydı da avuçlamasaydı, muhakkak zemzem akan bir ırmak olurdu.” buyurmuştur.

Mekke’nin yakınında konaklayan Cürhüm kabîlesi zemzem suyunu görünce hazret-i Hacer’den izin alarak oraya yerleştiler ve böylece Mekke şehri kuruldu. Bir müddet sonra hazret-i İbrâhim hanımını ve oğlunu ziyârete geldiğinde onları bolluk ve bereket içinde buldu. Hazret-i İsmâil konuşmaya başlayınca hazret-i İbrâhim üç gün üst üste gördüğü rüyâ üzerine onu kurbân etmeye karar verdi. Zilhicce ayının 9 ve 10. günü de aynı rüyâyı görünce sahih olduğunu anladı. Bir bahâneyle annesinden izin alarak kurban etmek için götürdü. Şeytan, insan sûretinde annesi Hâcer’e hazret-i İsmâil’e ve hazret-i İbrâhim’e göründü ve onlara vesvese vermeye çalıştı ise de dinlemediler. Hazret-i İsmâil, şeytanın arkasından yedi tâne taş attı. Hazret-i İbrâhim, bugün Minâ denilen yere gelince, oğluna rüyâsını ve Allah’ın emrinin kendisini kurbân etmek olduğunu açıkladı. Hazret-i İsmâil’i tevekkülle hazırladı. Yere yatırıp bıçağı boynuna çaldı ise de bıçak, Allah’ın emri ile kesmedi. Taşa vurdu, taşı kesti. Nihâyet Cebrâil aleyhisselâm Cennetten bir koç getirdi. Cebrâil aleyhisselâm makâmından “Allahü ekber, Allahü ekber” diyerek geldi. Hazret-i İbrâhim bu tekbiri işitince; “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber” dedi. Hazret-i İsmâil de; “Allahü ekber ve lillâhil hamd,” diyerek tekbiri tamamladı. Hazret-i İbrâhim koçu kurban etti. Onların bu hâli Kur’ân-ı kerîmde anlatılmakta ve meâlen; “Muhakkak ki bu açık bir imtihandı.” buyrulmaktadır. Hazret-i İbrâhim kurban hâdisesinden sonra Sâre’nin yanına döndü (Bkz. İbrâhim Aleyhisselâm).

Hazret-i İsmâil büyüyünce Cürhüm Kabîlesinden bir kızla evlendi. Annesi hazret-i Hacer de vefât etti ve Kâbe temelinin bitişiğine defnedildi. Hazret-i İbrâhim yine arasıra gelip gidiyordu. Allahü teâlâ Kâbe’nin yapılmasını emredince baba oğul Kâbe’nin eski temelini bulup yeniden inşâ ettiler ve şöyle duâ ettiler: “Ey Rabbimiz bizden bu hayırlı işi kabul et. Hakîkaten sen duâmızı işitici, niyetimizi bilicisin.”

Hazret-i İsmâil, babası hazret-i İbrâhim’in vefâtından sonra, Yemen’den gelip Mekke’ye yerleşmiş olan Cürhüm Kabîlesine peygamber olarak gönderildi. Kendisine başka kitap ve din verilmeyip, babası İbrâhim aleyhisselâmın dînini insanlara tebliğ etti. İnsanları elli yıl îmâna dâvet etti, ancak pek az kimse îmânla şereflendi. Filistin’e giderek hazret-i İbrâhim’in kabrini ziyâret etti. Sonra Şam’a gidip kardeşiİshak aleyhisselâm ile görüştü. Hazret-i İsmâil’in 12 oğlu ve pekçok torunu oldu. Onun dîni İslâmiyet gönderilinceye kadar doğru olarak devâm etti. Muhammed aleyhisselâmın bütün dedeleri hazret-i İsmâil’in soyundan ve onun dînindendi. Vefâtına yakın kardeşi İshâk’ı aleyhisselâm yanına dâvet edip, kızını oğlu Iys’a nikâhladı ve bâzı vasiyetlerde bulundu. Mekke’de 133 veya 137 yaşlarındayken vefât etti. Mescid-i Haramda Kâbe-i muazzamanın kuzey duvarı önünde bulunan ve annesi Hacer’in de kabrinin bulunduğu Hatim denilen yere defnedildi.

İsmâil aleyhisselâmın mûcizeleri:[düzenle | kaynağı değiştir]

1. Dikenli bir arâzide yaşayan müşriklerin teklifi üzerine duâ edip, dikenli ağaçlarda çeşitli meyveler bitmiştir.

2. Cürhümîleri îmâna dâvet ettiği zaman, onlar kısır koyundan süt çıkarmasını istediler. O da elini koyunun sırtına koyarak; “Beni peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın ismi ile...” dediği anda koyunun memelerinden süt akmaya başladı.

3. İsmâil aleyhisselâmın duâsı bereketiyle koyunların yünleri ipek oldu ve sayıları çoğaldı.

4. Kendisine misâfir gelen iki yüz Yemenliye ikrâm edecek bir şey bulamayınca mahcub oldu. O anda duâ etti ve yanındaki kumlar un oldu. Bunu gören misâfirlerin hepsi îmâna geldiler.

Kur’ân-ı kerîm’in, Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, En’âm, İbrâhim, Meryem, Enbiyâ ve Sa’d sûrelerinde İsmâil aleyhisselâmla ilgili haberler verilmiştir.


Koç resmi.jpg

Şablon:Kurbanbakınız - d {{Kurbanbakınız}}


Portal:Kurban Şablon:Bayram Kurban Sacrifice Hz. Peygamberin babası Abdullah'ın kurbanlık olması hadisesi
Binding of Isaac Binding sacrificeing
Kevser Suresi/Elmalı Orijinal Venhar emri
Allah’a kurban edilen develer Allah’ın işaretlerinden, yani şeairindendir
Divânü Lûgati't-Türk'te kurban karşılığı olarak "yagış" kelimesi geçmektedir. "يغش ıdhuk ıduk kelimesi geçmektedir. "اذق Idhuk: Kutlu ve mübarek olan her nesne. Bırakılan her hayvana bu ad verilir. Bu hayvana yük vurulmaz, sütü sağılmaz, yünü kırkılmaz; sahibinin yaptığı bir adak için saklanır."[4] şeklinde tanımlanmıştır. Bu yoksa adak olmasın yani safın birisinin okuma yanlışı olmasın? (ESK yorumu)
Kurban bayramı Zilhicce ayının 10. günüdür. En güzel Kurban Bayramı mesajları Kurban Bayramı size ne ifade ediyor? BBC sordu sizde yazın.
Arafe Arefe Arife Arefe günü Arafat Zilhiccenin 9. Günü Zilhiccenin 10. günü
Zilhicce Orucu Zilhicce (Hicri takvim)
Hacc Arafattır. Hadis.
İbrahim kurbanı Mount Moriah veya Mount Marwah The well-known site of Marwah (Arabic مروة) may be identified with the biblical Moriah (Hebrew מוריה) in Gn 22:2. Marwah being the mount just outside the perimeter of the Kaaba. However, it should be noted that the Hebrew Bible identifies the Temple Mount in Jerusalem as Mount Moriah, as early as the First Temple period in the book of Second Chronicles chapter 3 s:Bible (American Standard)/2 Chronicles#3, around 1,700 years predating Islam's account
Kurban türleri Akîka kurbanı Adak kurbanı Vacip kurban Nafile kurban
Kurban seferberligi
Kurban/VP Kurban/WP Kurban/Resim Kurban/Video
KURBAN-Abdulvahap Gözcü
Kurban düzenlemeleri --- Yenişehir Kurban Pazarına Danışma Noktası
Kurban makaleleri Kurbanın psikolojik ve toplumsal boyutu Kurban/Mümtazer Türköne
Kurban Kurbanat Korban Korbanot qorbanoth zevah [4]
Adha - Zebih - Edâhî - mizbe'ah - mezbaha
Wenhar emri
Kevser Suresi/Elmalı Orijinal Kurban emrinin olduğu suredir Kevser ve Kurban bağlantısı Hz İbrahim'de Arafe günü kurban sırrına mazhar olmuştu
Kurban kültürü
Kurban ve dinlerdeki yeri Kurban ve İslam Kurban ve Yahudilik Kurban ve İbrahim Kur'anda kurbanlık İsmail Tevratta kurbanlık İshak Sacrifice of Isaac Kurbanlık gönderilen koç Anadolu motiflerinde koç
Kurbanlık Kurbanlık Hakkı Tavuktan kurban olur mu? Kur'anda kabul edilen ve edilmeyen kurban Hz Adem'in oğullarından birisinin kurbanı kabul edilmemişti.
Kesim Kurbanlıkların bayıltılarak kesilmesi
Kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli Kurbanlık hayvanlardan hangileri ortak olarak kesilebilir?
Resmi Kurban Bayramında Alınacak Tedbirler Kurban Bayramı ve Halk Sağlığı Kurban Bayramı Yardım Programı
SYDV SYDV Kurban yardımları SYDV Kurban hizmetleri SYDV Kurban bağışları
Kurban hizmetleri Kurban Hizmetleri Komisyonu Merkez Kurban Hizmetleri Komisyonu İl Kurban Hizmetleri Komisyonu Mersin İl Kurban Hizmetleri Komisyonu/2010
Kurban Hizmetlerinin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik
Kurban Hizmetleri Şablon:Kurban Hizmetleri Kurban/VP Kurban/WP Yenişehir Kurban Hizmetleri Komisyonu / Toplantı Tutanağı Mersin İl Kurban Hizmetleri Komisyonu/2010
Arapça "Adha" yerine neden İbranice'den alınan "Korban" kelimesi kullanılır? Türkiye müslümanlığı ve ibrani kültürü
Korbanat Mushaf Mussaf
Kurban videolaro youtube araması Kurban google araması
Şablon:Kurban Şablon:Kurban Hizmetleri Şablon:Kurban Hizmetleri Komisyonunca Tesbit Edilen Aksaklıklar Şablon:Kurbanbakınız Şablon:Arefe

The_Power_Of_Words_BISMILLAH_ALLAH_HU_AKBAR_تأثير_إسم_الله_'Besmele'nin_gücü!.flv

The Power Of Words BISMILLAH ALLAH HU AKBAR تأثير إسم الله 'Besmele'nin gücü!.flv

Video:The Power Of Words BISMILLAH ALLAH HU AKBAR تأثير إسم الله 'Besmele'nin gücü!.flv‎ Besmeleli kesim - Helal et - Besmele - Besmeleli kesim - Besmeleli kesim için diyanet personelin kurban kesim yerlerinde görevlendirilmesi

Kurban - Korbanat Kurban bayramı

Sacrifice of Isaac-Caravaggio

Şablon:Arefe - d


Arefe - Arife - Arafe -
Arife günü aslında hicrî kâmerî Zilhicce ayının 9. günüdür ve bu gün Kurban Bayramı'ndan önceki, terviye günüdür.
يوم عرفة
Bayram günleri
Arefe günü - Arife günü
Arefe orucu-Arife orucu
Zilhicce Orucu
Arefe ve Arafat ilişkisi
Arafat'ta vakfe durmak
Arefe/Hadis-i şerifler
Arefe/Ayetler
Arefe/Vecizeler
Arefe/Makaleler
Arefe günü yapılan dualar neden çok makbuldü?
Zamanın altın dilimi: Arefe günleri
Arefe günleri nasıl ibadet ve dua etmeli?
Kurban bayramı arefesi
Ramazan bayramı arefesi
Araf ve arefe

Kurbanlık Hakkı, Rumeli vilayeti Kayılar kazası Aydos köyünden olan İsmail Hakkı Bursevinin Mesnevi-i manevi adlı eserinde kendisini adlandırmasında geçen kelimedir.

  • Eskiler kendilerini millete hayra kurbaık olarak görürlerdi. O yüzden kendilerini kurbanlık olarak adlandırırlardı.


TUHFE-İ HASEKİYYE - İSMAİL HAKKI BURSEVÎ Kaddesellâhü sırrahu’l azîzin TUHFE-İ HASEKİYYE’SİNDE TÜRK SEVGİSİ[düzenle | kaynağı değiştir]

İsmail Hakkı Bursevî, Tuhfesinde Kureyş’in ve Arapça’nın üstülüğüne dâir hadisleri zikretmiştir.

Arapça dışındaki diller için ise “Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması Allah’ın âyetlerindendir.” (Rûm, 30/22) meâlindeki ayeti ele almıştır. Fakat hurma nasıl diğer meyvelere üstünse, Arapça’nın da öyle olduğunu, fazîlet açısından dillerin derecelerinin farklı olduğunu öne sürmüştür. İhlâs sûresinin Allah’ın zât ve sıfatından bahsettiği için Tebbet sûresi üzerine daha faziletli oluşunu örnek göstermiştir. Buradan yaptığı çıkarım ise sonuç olarak şudur: Allah Teâlâ, bütün diller ile konuşur. Zira dil âlimleri, O’nun sıfatlarının çıkıp göründüğü yerdir. İlâhî kelâm sıfatının keyfiyyeti Âdem (aleyhisselâm)’e öğretilmiştir ve ondan da evlâdına geçmiştir.

Türkçe ile ilgili olarak “garâib-i ahbardandır” yani pek güvenilmeyen, acayip haberlerden biri olduğunu söylediği şu olayı anlatmıştır: Âdem aleyhisselâm, cennette yediği yasak meyveden sonra yeryüzüne inmekle emrolununca, melekler hangi dil ile söyledilerse Âdem aleyhisselâm kulak asmamıştır. Sonunda bir melek Türkçe “Kalk!” demiş ve Âdem bunun üzerine yeryüzüne inmek için hazırlanmıştır. Bundan dolayı Türkçe'de fazîletli bir dildir. Onun için Türkler’den kâmil evliyâ gelmiştir.

Bu olay, İsmail Hakkı Bursevî’nin, olayı anlatmaya başlarken dediği gibi garip bir rivayet. Fakat bu olaydan çıkarılan sonuç dikkate şayandır. Çünkü Türkler’den evliya gelmesinin sebebi, Türkçe’nin fazîletine bağlanmıştır.

Tez: sh.24-25

TUHFE-İ HASEKİYYESİ[düzenle | kaynağı değiştir]

Zîrâ âsârda gelir ki: evlâd-ı Mead ibn-i Adnân kırk adede bâliğ oldukta, [151 a] Hazreti Mûsâ’nın kavmiyle muhârebe eyleyip onları intihâb etmeye başladıkta, Hazreti Mûsâ onlara bedduâ eyledi. Velâkin Allah Teâlâ bedduâya rızâ vermeyip:

“Yâ Mûsâ! Onlara bedduâ etme! Zîrâ Ben onların silsilesinden Nebiyy-i Kerîm-i Beşîr-i Nezîr ihrâc etsem gerektir. Pes ol sahn-ı gülistâna hâr-bâş olma ve zebân-ı dâstân, hangi edvârdan bîrûn edip evrâdını yanılma!”

Ve Rasûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem ile Hazreti Îsâ arasında, ne nebiyy-i mütâbi’ ve ne höd rasûl-i müşerri’ gelmiştir. Ve ikisinin meyânında olan fetret dört yüz veyâ altı yüz veyâhut altı yüz senedir. Ve İsmâîl aleyhisselâm ile Adnân arasında âbâ’-i seb’a veyâ tis’a vardır. Ve ba’zıları on beştir demişler ve kırka varınca dahi rivâyet vardır.

Ve Kureyş’in fazâilinde gelir:[düzenle | kaynağı değiştir]

Kim Kureyş’e ihânet ederse, Allah’a ihânet etmiş olur. Ahmed bin Hanbel, Müsned, I/183, Hadis: 1586. Ve mutlaka Arab hakkında gelir:

Arab’ı şu üç şey için seviniz: Ben Arabım ve Kur’an Arapça’dır ve cennet ehlinin kelâmı Arapça’dır. Münâvî, I, 225.

Ve ba’zı rivâyâtta gelir ki:

Sual olunursa ki:[düzenle | kaynağı değiştir]

Lisân-ı Acem, lisân-ı ehl-i cehennemdir. [1] Pes nice lugat ehl-i cennet olur?” Cevâb budur ki:

Acem, Arab’ın muka [151 b] dilidir ki, lisân-ı Arab’dan gayrıya lisân-ı Acem derler.

Velâkin lugat-ı Fârisiyye, lisân-ı Acem’den mahsûs lugattır ki, lugat-ı ehl-i cennete mülhıktır.

Zîrâ ba’zı kabâil-i Arab, Bâ’ ve Cîm ve Zây ve Kaf’ı Fârisiyye ile tekellüm etmişlerdir.

Bu yüzden hurûf-i teheccî otuz iki olmuştur ki aded-i isnândır.

Ve lisân-ı Fârisî bi-husûsa lisân-ı ehl-i cennet olmaya Acem erenlerinin takrîr ve tahrîri dahi delâlet eder.

Zîrâ ehlullâh, lisân-ı medhûl ile tekellüm eylemezler.

Ve bundan mefhûm olur ki, [Dillerinizin farklı olması] (Rûm, 30/22) mûcibince, elsine-i nâsın ihtilâfı âyât-ı ilâhiyyedendir.

Velâkin birbirine nisbetle fazlde tefâvütleri vardır ki, Lisân-ı Arabî, cemî’-i elsineden a’lâdır.

Nitekim hurma cümle fevâkihten efdaldir.

Ve bir nesnenin mercûhiyyeti Hak Teâlâ’nın onunla adem-i tekellümünü muktezî değildir.

Nitekim sûre-i Tebbet ve Ihlâs, ikisi dahi kelâm-ı ilâhîdir. Fe-emmâ İhlâs’ın Tebbet üzere fazl-i râcihi vardır. Zîrâ zât ve sıfat Hakk’a dâirdir.

Ve bundan zâhir olur ki, Allah Teâlâ cemî’-i lugât ile tekellüm eder. Zîrâ ehl-i lugât O’nun mezâhir-i sıfatıdır ve kelâm-ı sıfat-ı ilâhiyyedir kim keyfiyyetini Âdem aleyhis selâm ta’lîm olunmuştur ve ondan evlâdına intikâl [152 a] etmiştir.

Ve garâib-i ahbardandır ki,[düzenle | kaynağı değiştir]

Âdem, ekl-i dâneden sonra arza hubût ile me’mûr olıcak, melâike lisânından her ne türlü lisân ki tekellüm vâki’ olduysa, Âdem, asgâ etmedi. Tâ ki bir melek gelip lisân-ı Türkî üzere ona “Kalk”! dedi. Âdem dahi kalkıp arza hebûte müteheyyi’ oldu. Pes lisân-ı Türkî’nin dahi fazîleti zâhir oldu. Onun için Türk’ten dahi kümmel-i evliyâ gelmiştir.


Ve denilmiştir ki:[düzenle | kaynağı değiştir]

Ya’ni diyâr-ı Rûm’a, enbiyâ ayak basmamıştır, belki diyâr-ı Arab’a ve Fürs’e vaz’-ı kadem etmiştir. Velâkin bundan Rûm’a tenezzül gelmez.

Zîrâ ibtidâ bütün dünyâya Âdem ayak basmıştır. Ve her mevzi’ki şehristân olmuştur; Âdem’in vaz-ı kademi eseridir ve her ne yer ki menhûstur, oraya şeytân basmıştır.

Onun için bıka’ın dahi birbiri üzerine rüchânı vardır.

Meselâ Mekke ile sâir bilâd berâber değildir. Zîrâ Mekke cevâhir ve sâirler hacer ve meder gibidir. Lâkin fazl-ı Medîne ve Kuds, fazl-ı Mekke’ye tâbi’dir.

Ve kezâlik, mesâcid ve cevâmi’, sâir büyût-i sükkândan efdaldir. Fe-emmâ mescid ile kenîse ve tekye ile meyhânenin meyânında müfâdala yoktur.

Zîrâ mescid ve tekye arâzi-i tayyibeden; kenîse ve meyhâne, arâzi-i habîsedendir. Nitekim [152 b]

Gınâ ve fakrın hangisi efdaldir?” denilmez. Zîrâ gınâ, sıfat-ı zâtiyye-i ilâhiyye; ve fakr sıfat-ı zâtiyye-i abdiyyedir.

Mevâli’ ile abd arasında münâsebet olmadığı gibi sıfatları arasında münâsebet yoktur.


Kaynak: Mehmet TABAKOĞLU, İsmail Hakkı Bursevî’nin Tuhfe-i Hasekiyye’sinin İkinci Bölümü (Metin Ve Tahlil), T.C. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlâhiyat Anabilim Dalı Tasavvuf Bilim Dalı, (Yüksek Lisans Tezi), , 2008, İstanbul

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.