FANDOM


İstikbal

İstikbal Nedir? Edit

İstikbal Ne Demek? Edit

İstikbal Neye Denir?Edit

Mustafa Kemal Atatürk " İstikbal göklerdedir! Edit

İSTİKBAL GÖKLERDEDİREdit

İstikbâl-i kıbleEdit

İstikbâl-i kamerEdit

(k kalın) (i. A. «kabl»den masdar).

1.Gelecek zaman, mazi zıddı ve hâl olmayan zaman.

Ar.

Ati: İstikbalde ne olacağını ancak Allah bilir; istikbalden haber vermek iddiesı.

2.Karşılama, gelmekte olan kimseyi ağırlamak için önüne çıkma: Pek parlak bir istikbâle mazhar oldu; onu merasimle istikbal ettiler; istikbâline çıktılar.

3.(astronomi) Güneş ve Ayin birbirine karşı bulunması: İstikbâl-i kamer.

4.Fiilde gelecek zaman kipi ki, dilimizde «cek» ve «cak» edatiyle son bulur: Gelecek, yazacak gibi.

Istikbâl-i mâzt = Geçmiş zamanın içinde bir gelecek gösteren kip: Gelmiş olacak gibi.

Hikâye-i istikbâl — Nakil ve rivâyet olunan bir geçmiş zamana göre gelecek gösteren kip: Gelecekmiş gibi.

İstikbâl-i kıble = Kıbleye yönelme, doğrulma.


Bütün beden bir kalp içine, Kalp de avuç içine konularak, Dua için eller semaya açılır. Bu eylem Duanın adablarındandır.

Semaya el açmak rabbimizin yukarda olması demek değildir, el açırız çünkü el açmak bizim RABBİMİZE olan acizliğimizin bir simgesidir.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde ((( Rabbiniz Hayy'dir, Kerim'dir. Kulu, dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O ellerini boş çevirmekten istihya eder. ))) der.

NAMAZIN KIBLESİ KABE, DUANIN KIBLESİ SEMADIR...

“Doğrusu biz senin yüzünün semaya çevrilip durduğunu görüyoruz” (Bakara 144)

Nasıl ki namazın kıblesi Kabe'dir, aynen bunun gibi duanın kıblesi de semadır. Allah mekandan münezzehtir yani mekansızdır ancak dualar semaya yükselir bu da insanın acizliğine bir işarettir.


Resululah’ın yüzünü semaya doğru çevir’mesi, şüphesiz onun göklerde Allah'ı (cc) araması değil, vahyi özünden beklemesi demektir.

Bu cümleden olsa gerek; Mustafa Kemal Atatürk semayı işaret ederek, İSTİKBAL GÖKLERDEDİR demiş ve Ebedi Kurtuluş için, Allah'a dua ederek, çalışmayı tavsiye etmiş ve Kurtuluşun İSLAM'da olduğunu belişrtmiştir.

En doğrusunu muhakkak Rabbim bilir . . .

Abdulvahap Gözcü 13:12, Şubat 11, 2012 (UTC)


Düşünce yazıları yazılırken, çeşitli şekillerde ifade edilmek istenen cümleler aktarılır.

Düşünce şu yollarla geliştirilir:

Tanık Gösterme Edit

Bu anlatım yönünde, tanınmış ve alanında uzman kişilerin sözleri, düşüncelerin doğruluğunu kanıtlamak için yazıda kullanılması ile oluşturulur.Bir kişinin sözünde, hiç değişiklik yapmadan yazılarda kullanıldığında, o kişi, verilen düşünceye şahit, tanık yapılmış olur.


Örnek: Gökyüzüne hakim olan, dünyaya hakim olur. Bu konuda Mustafa Kemal Atatürk " İstikbal göklerdedir!" diyerek gökyüzünün önemini belirtmiştir.

  • Tanık göstermenin yapılabilmesi için bir kişiden alınan söz, hiç bir değişikliğe uğratılmadan kullanılmalıdır. Eğer değişiklik yapılırsa, o söz tırnak içinde yazılmaz, tanık gösterme yapılmamış olur.


Örneklendirme Edit

Tanımlama Edit

Benzetme (Teşbih) Edit

Karşılaştırma (Mukayese etme) Edit

Tanık Gösterme Edit

Sayısal Verilerden Yararlanma Edit

Şablon:Edebiyat-taslak



İSTİKBAL GÖKLERDE Mİ, DİYANET VAKFINDA MI?

Okullarda öğrencilere dağıtılan zarfla bağış toplanıyor. Üzerinde Fitre ve Zekât olduğu da yazıyor. Öğrenciler Okul idaresinin dağıttığı zarfları zorla olmasa da manevi baskı nedeniyle alıp eve getiriyor ve ailelerinden içlerine para koymalarını istiyorlar. Ne de olsa boş zarf verip mahcup olmak istemiyorlar. Zarf Türk Hava Kurumu başlığı ile dağıtılıyor ancak toplanan para 5 kurum arasında paylaştırılıyor. Bu kurumlardan birisi de Diyanet Vakfı. ABF İstanbul Temsilciliğine müracaat eden bir Veli, Zaten Vergilerimizden kesilen paranın önemli bir kısmı Diyanet İşleri Başkanlığına aktarılırken bir de bağış adı altında bizden buranın yan kuruluşu Diyanet Vakfına para topluyorlar dedi. Kaynak: hubyarNET – Ozel Haber / 2 Ekim 2009


Kurban

Müslümanın imtihan için geldiği şu dünyada geçireceği hayatın gerektirdiği faaliyetleri (dünyaya ait işleri) de bir mânâda ibadettir; burada ibadetin mânâsı, kulun her bir davranışını Allah'a itaat şuuru içinde, O'nun buna izin verdiğini, razı olduğunu düşünerek, bilerek icra etmesidir.

Müslümanın bundan başka yine dünya hayatında yerine getirdiği özel mânâda ibadet fiilleri vardır; bunlarda amaç, dünya menfaati değildir, bu özel ibadetler dünya hayatının gerektirdiği fiiller ve davranışlar da değildir; gaye, bunları Allah'ın istediği, Peygamber'in gösterdiği gibi yaparak Allah'ı hoşnut kılmak, O'nun rızasına nail olmak, nefsi arındırmak ve eğitmek, Hakk'a yakınlık devletini elde etmektir. Namaz, oruç, hac, zekat, zikir, Kur'an okuma, sadaka nasıl özel ibadetler ise kurban da böyle bir özel ibadettir.

Dar dünya planında, fizik ve biyolojinin tıkız kalıpları içinde boğazlanan, kanı fışkırarak akan bir hayvanın, daha doğrusu bu işlemin insanı Allah rızasına götüren bir ibadet olması keyfiyetini kavramak imkansız gibidir. Bilinen ve söylenen, bu işlemin, en değerli varlık olan hayatı ve canı Allah'a sunmayı temsil etmesi, nasıl olsa bir gün kesilip yenilecek bir hayvanın, Allah rızası için tasadduk etmek üzere boğazlanması, birçok insanın mahrum bulunduğu önemli bir gıdayı karşılıksız olarak muhtaçlara dağıtma fırsatının verilmesi...dir.

Hz. Peygamber (s.a.) kurban kesmiş, ümmetine de bunu tavsiye etmiştir; bu sebeple kurban, bazı müctehidlere göre vacib (gerekli, olmazsa olmaz), bazılarına göre sünnet bir ibadet olmuştur. Hali vakti yerinde olanlar, daha ilmî bir deyişle zekat vermekle yükümlü olacak kadar zengin olanlar, bayram namazından sonra, kurban bayramı günlerinde bu ibadeti yerine getirirler. Yine Sevgili Peygamberimizin tavsiye ve örnek uygulamalarına göre birazını yer, birazını ayırır, geri kalanını da Allah rızası için muhtaçlara dağıtırlar (tasadduk ederler). Kurbanın derisi de eti gibi olduğundan ya kullanılmak üzere kesen tarafından alıkonur yahut da tasadduk edilir.

Gariplikler ve çelişkilerle doldurulmuş güzel ülkemizde her kurban bayramı arafesinde bir çekişme ve tartışma yaşanır: Tartışmanın konusu, kurban derilerini ve etlerini toplayacak şahıs ve kurumlardır. Laik olduğu anayasasında yazılı bulunan bu ülkenin devleti bir kanun çıkarmıştır. Kanun, kurban et ve derilerini toplama hakkını ve imkanını, kısmen veya tamamen kamu hizmeti gören kurum ve kuruluşlara vermiştir.

Arkadan bir de yönetmelik çıkarılmış, burada toplama hakkı yalnızca Türk Hava Kurumu'na verilmiştir. Laik devletin zekat, fitre ve kurban eti ve derisinin toplanması ile ilgili kanun çıkarması -kanaatimize göre- anayasaya aykırıdır. Anayasaya aykırı bulunan bir kanuna aykırı yönetmelik çıkarması ise aykırıdan daha aykırıdır. Ama gelin görün ki, anayasaların üzerinde hakim babayasalar bulunduğu için her yıl bu kaos yaşanır, müslümanlar eza ve cefa görür, sıkıntılara düşer, baskılara maruz kalırlar. Bütün büyük başlar, kanunşinaslar bu düzenlemenin haksız olduğunu beyan ettikleri halde kaldırmaya ve düzeltmeye teşebbüs etmezler. 'Böyle koyunlara böyle çobanlar haktır' diyerek konuyu fıkıh (dini hükümler) bakımından özetleyelim:

Türk Hava Kurumu, ilgililerin beyanına göre pilot, planör ve paraşütçü yetiştiriyor; asıl işi budur. Bunun gibi bir de Türk Kara Kurumu kurulabilirdi ve bu kurum da şoför, makinist, vatman vb. yetiştirebilirdi. İşte böyle bir kuruma ne zekat verilebilir, ne de fitre; yani bu gibi kurumlara zekat ve fitre vermek caiz değildir; çünkü zekat ve fitrenin nerelere verileceği Kur'an ve sünnette bildirilmiştir; bu yerler arasında T.H.K. benzeri kurumlar yoktur. Kurban eti ve derisine gelince, bunların, kesen tarafından yenmeyeni ve kullanılmayanı tasadduk edilecektir.

Sadaka da bir ibadettir, Allah rızası için uygun yere verilen nesnedir. T.H.K. sadaka verilecek bir yer de değildir. Etin de, derinin de tasadduk edileceği yerler, yoksullar ile din hizmeti verenler, bu hizmete katkıda bulunanlardır. İlgililer mevcut uygulamayı savunurken kurumun toplama hakkına sahip bulunduğunu, ancak topladıklarını tek başına sarfetmediğini, diğer bazı kurum ve kuruluşlarla paylaştığını ileri sürmektedirler. Bize göre adı geçen kurumun -sadaka vermeye uygun bulunmadığı için- et ve deri toplaması da uygun değildir. En doğru olanı verme ve toplamanın tamamen serbest, müslümanların vicdanlarına bırakılmasıdır. Eğer bu yapılmayacaksa toplama hakkının Diyanet'e verilmesi, Diyanet'in de mahalli teşkilat aracılığı ile toplanan sadakayı ilgili yerlere adalet dairesinde tevzi eylemesidir. Her halükârda dileyenin eti ve deriyi istediği kimseye ve yere vermesinin serbest olması hukuk devletinin, din ve vicdan hürriyetinin vazgeçilmez bir gereğidir.

KAYNAK : Prof.Dr. Hayrettin KARAMAN


‘Fitre’ yaz 3499′a gönder!

Türk Hava Kurumu, bu yıl ‘fitre ve zekat’ çalışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. GSM operatörleriyle anlaşan kurum, 3499′a gönderilen SMS’yle fitre alma hazırlığında Türk Hava Kurumu’nun (THK) dini vecibeler çerçevesinde elde ettiği gelir kalemlerini hem çeşitlendirdiği hem de eskiye oranla daha aktif ve popüler hale getirdiği gözleniyor. THK yönetiminin aldığı bir dizi kararla, bundan sonra THK’ya yapılacak bağışlar konusunda reklam ve ilanlara büyük ağırlık verilecek. Yapılacak reklamlarda bağışın dini içeriğine yönelik mesajların verilmesi öngörülüyor.

SMS’LE FİTRE ALINACAK

Fitre, zekat ve kurban derilerinden önemli bir gelir kaynağına sahip olan THK, “adak kurbanı”, “vekalet kurbanı” adı altında yeni bağış kalemleri de oluşturdu. Adak kurbanının bedeli 250 YTL olarak belirlenirken, THK bunun için internetten de hizmet vermeye başladı. Adak kurbanı bağış formu sanal ortamda doldurulup kredi kartından ödeme yapılabiliyor. THK bu hizmetleri duyurmak için Kurban Bayramı’na kadar etkili bir reklam kampanyasına başlayacak. Yönetimi askerlerden oluşan THK’da Genel Başkan emekli Tümgeneral Yusuf Güngör ve başkan yardımcısı emekli Tuğgeneral Önder Ayhan’ın yönetimindeki kurum, fitre ve zekat ile kurban derilerinden sağlanan gelirin arttırılması yönünde yeni çalışmalar başlattı. Örneğin ilk defa olarak fitre bağışları için GSM operatörleri ile anlaşmalı SMS hattı kuruldu. THK’ya fitre vermek isteyenler 3499′a mesaj atacak. FİTRE YATIRIM MI OLUYOR?

THK’nın girdiği büyük ortaklıklar (Sabiha Gökçen Havaalanı, Uran-Kent) ve uluslararası çapta düzenlediği fuar ve sempozyumlar (Dünya Havacılık Oyunları Olimpiyatı) yıllardır “toplanan fitre ve zekatlar ile kurban derilerinin yatırıma mı dönüştüğü” sorusunu akla getiriyor. İlahiyatçılar, İslam dininde fitre ve zekat paralarının doğrudan ihtiyaç sahibi gerçek kişilere verilmesi ya da bu amaçla kurulmuş kurumlar aracılığıyla yine gerçek kişilere ulaştırılması gerektiğini vurguluyorlar. Daha önce de tartışmalara konu olan, “fitre ve zekat paralarıyla fabrika kurup fakirlere burada iş verme” yöntemlerinin de fitre ve zekatın özüne aykırı olduğu dile getirilmişti. • Kur’an’a göre THK’ya hiç bir şey verilemez 03.10.2006

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 14.4.1967 tarih ve 52 sayılı kararında, “Z

engin Müslümanlar tarafından verilmesi dinen farz olan zekat ile vacip olan fitrenin Türk Hava Kurumu gibi müesseselere verilmeyeceği, fakat bu gibi hayır müesseselerine her vesile ile teberru şeklinde yardımlar yapılmasının uygun olacağının teşkilatımıza temim edilmesine karar verildi” deniliyor. İlahiyatçıların konu hakkındaki yorumu ise şöyle: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu: Devlet kurumlarına fitre, zekat, sadaka, kurban, adak kurban ve bunların derisi ya da başka şeyleri verilemez. Bunlar sadece gerçek kişilere ve Müslüman olanlara verilir. Bu gibi resmi kurumlara verilen paralar fitre ve zekat yerine geçmez. Kaldı ki laik bir devlet düzeninde resmi bir kurumun dini vecibeler çerçevesinde kendisine para toplaması en başta laikliğe aykırıdır. Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız: THK’ya ve buna benzer başka kurumlara fitre ve zekat olarak verilen paranın dini bakımdan geçerliliği yok. Fitre ve zekat ihtiyaç sahiplerine, yoksullara verilir. Kaynak: http://www.yenisafak.com/gundem/?t=03.10.2006&q=1&c=1&i=8259&Kurana/göre/THKya/hiç/bir/şey/verilemez

MEDYA’dan THK SECMELERI: HABERLER 26.03.2004 CUMA

THK’nın görevden alınan eski yöneticileri geri dönüyor

Hükümetin, yolsuzluk iddiaları nedeniyle tüzük değişikliğine giderek kayyuma devrettiği Türk Hava Kurumu’nda (THK) eski yönetim tekrar işbaşına geliyor.

ANAP, DSP ve MHP koalisyonundan oluşan Ecevit hükümetinin 1 Kasım 1999’da yöneticilerini görevden alarak idareyi kayyuma devrettiği Türk Hava Kurumu’nda yönetim yeniden değişiyor. 24 Mayıs 2001’de vefat eden THK eski Başkanı Atilla Taçoy’un hükümetin uygulamasına karşı Danıştay’da açtığı dava sonuçlandı. 4 yıl süren dava sonunda Danıştay 10. Dairesi, eski yöneticilerin görevlerine iadelerine karar verdi. Kurumdan uzaklaştırılan eski yöneticilerin tekrar görevlerine döneceğine ilişkin karar dün THK yöneticilerine tebliğ edildi.

1990’lı yıllardan itibaren THK’da çeşitli yolsuzluk iddiaları gündeme geldi. Bunun üzerine Bakanlar Kurulu, kurumun çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılması amacıyla THK tüzüğünün yürürlükten kaldırılmasına ilişkin bir karar aldı. Söz konusu karar 1 Kasım 1999 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Ardından Başbakanlık, THK Başkanlığı’na Tümgeneral Hava Pilot İbrahim Büyükyumukoğlu’nu getirdi. Üyeliklere de avukat Olcay Mis ve emekli Tug. Bican Erçakır atandı.

THK’nın 21 Mayıs 2000’deki 36. kongresinde THK eski Genel Başkanı ve ‘doğal delege’ Atilla Taçoy, görevde bulunduğu sekiz yıl boyunca kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdi. Yaptığı her uygulamanın genel kurulda belirlenen uygulamalar olduğunu ve dolayısıyla yasal olduğunu ifade eden Taçoy, “Hiçbir uygulamamızda usulsüzlük yoktur. Sütten çıkmış ak kaşık gibi akım. Karnımda ağrı yok; çünkü çiğ yemedim.” demişti. Taçoy’dan sonra kürsüye çıkan hükümetin atadığı Genel Başkan Tümgeneral Hava Pilot İbrahim Büyükyumukoğlu ise Taçoy dönemine atıfta bulunmuştu. Gecikme faizi hariç kurumun 1992 yılından bu yana paydaş kuruluşlara 3,2 trilyon liralık borcunun biriktiğini ifade eden Büyükyumukoğlu, kurumun icralık hale geldiğini belirterek, “Atatürk’ün kurumuna icra getirtmek çok ayıp bir şey. Ben bu rütbelerime rağmen paydaş kuruluşlarımızdan Türk Diyanet Vakfı’na ‘bugün vereceğiz, yarın vereceğiz’ diye yalan söyleyip icraya gitmemeleri için onları oyaladım.” demişti.

4 yıl sonra dava sonuçlandı.

THK’nın 36. Büyük Genel Kurulu’na 5 gün kala gerçekleştirilen kayyum atamasının ardından THK Genel Başkanı Atilla Taçoy, hükümetin bu kararına karşı dava açtı. 4 yıl sonra sonuçlanan davanın sonucunu 24 Mayıs 2001’de Antalya’da vafat eden Taçoy göremedi. Taçoy’un dışındaki yönetim kurulu üyeleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak. THK’nın tüzüğünü feshetme aşamasına getiren gelişmeler ve kurum hakkındaki iddialar şöyle: “Başkan Atilla Taçoy ve beraberindeki heyet, 1996 yılında Cannes Film Festivali için kurumca karşılanan ödenekle Cannes’a gitti. THK, topladığı kurban derisi, fitre ve zekat gelirlerinden pay alan kuruluşlara payları ödemedi. 1. Dünya Hava Oyunları’nı, Fransa ve Yunanistan yapmaktan kaçındığı için THK’nın sırtına yüklendi. THK, 45 milyon dolarlık bütçe ayrılan oyunlarda başarısız oldu. THK Genel Yönetim Kurulu’nun tüzük hükümlerine aykırı davranarak 1997 yılında bir önceki yıl gelirlerinin yüzde 25’i kadar borçlanması gerekirken yüzde 45 oranında kredi alındı. Uçak üretim projesinde kurum zarara uğratıldı. Yolsuzluklara duyarlı personel işten çıkarıldı.

Dönemin Türk Hava Kuvvetleri’nin Türk Hava Kurumu’ndaki temsilcisi Orgeneral Cumhur Asparuk da kurumdaki usulsüzlüklere dikkat çekmiş ve “Eğer THK’da yolsuzluk yoksa rütbelerimi sökerim.” demişti.

Atatürk’ün manevi kızı ve Türkiye’nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen de 16 Ekim 1999’da gazetelere verdiği ilanda THK’ya bağışladığı 3 evden 1’ini geri alarak Kartal Vakfı’na vereceğini duyurmuştu.


26.03.2004 Sedat Güneç Ankara

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&trh=20040326&hn=30113 THK yöneticilerine dava

THK eski Genel Başkanı Atilla Taçoy ve Mustafa Bozer’in de aralarında bulunduğu 24 sanık hakkında 3′er yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişlerinin “zirai mücadele ve yangın söndürme uçağı alımı ve üretimi”, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun da “I. Dünya Hava Oyunları Organizasyonu” konusundaki suç duyuruları üzerine başlattığı soruşturmayı tamamladı. Cumhuriyet Savcısı Metin Ölmez’in yaklaşık 1,5 yıldır süren soruşturmanın sonunda asliye ceza mahkemesine açtığı davanın iddianamesinde, THK’da 1994 yılında, zirai mücadele ve yangın söndürme uçağı üretilmesi konusunda proje hazırlandığı, bu konuda çalışma ve incelemeler yapmak üzere bir komisyon oluşturulduğu ve Genel Başkan Taçoy’un yetkili kılındığı belirtildi.

Komisyonun, deneyimli ve dünya piyasalarında tanınmış olan ABD’deki Ayres, Nexus ve Air Tractor adlı firmaların verdiği teklifleri kabul etmediği ifade edilen iddianamede, İngiliz EPA firması ile anlaşma sağlandığı ve bu firmanın NAC–6 Feldmaster uçağının Türkiye’de üretilmesinin uygun bulunduğu kaydedildi. İddianamede, “THK, yanlış tercih sonucu EPA firması ile yaptığı sözleşme nedeniyle 4 milyon 300 bin dolarlık zarara uğratılmıştır.” denildi. İddianamede, THK Genel Yönetim Kurulu’nun 23 Kasım 1994 tarihinde, “I. Dünya Hava Oyunları Organizasyonu” konusunda karar aldığı ifade edilerek, organizasyonla ilgili bütün konularda Taçoy’un yetkili kılındığı kaydedildi. İddianamede, “Genel Başkan Atilla Taçoy, tüm sözleşme ve harcamaları bu yetkiye dayanarak kendisi yapmış, bu sözleşmelerle taraf olan şirketlere büyük miktarda para akışı sağlanarak kurum zarara uğratılmıştır.” görüşüne yer verildi.

Kaynak: http://arsiv.zaman.com.tr/2000/12/28/haberler/haberlerdevam.htm AİHM’den yolsuzluk başvurusuna kabul

HÜLYA MAT/MERSİN Mersin Barosu’na kayıtlı Avukat Aslan Küçük, Türkiye’de yolsuzluğun sistematikleştiğini ve bundan yargının da nasibini aldığı gerekçesiyle Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuru kabul edildi.Türk Hava Kurumu (THK) Mersin Şubesi’nin pullarının satıldığı Tapu Kadastro Müdürlükleri’ndeki zimmet iddiaları ile başlayan Çekirge Operasyonu’nu ortaya çıkaran avukat olarak bilinen Aslan Küçük, 2001 yılında Mersin Tapu Müdürlüğü’nde şef olarak çalışan Mehmet Dağdelen isimli bir memurun avukatlığını aldığını söyledi. Küçük, dava konusunun Türk Hava Kurumu’nca bastırılan bağış pulları vasıtasıyla Mersin Tapu Müdürlükleri de içinde olmak üzere tüm ülke düzeyinde yolsuzluk yapıldığı iddiasına dayandığını söyledi. Küçük, konuyla ilgili Mersin Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, aynı zamandaCumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na da şikayet dilekçeleri gönderdiğini söyledi.Soruşturmayı yürütenler sürgün

İçişleri Bakanlığı’nın soruşturmayı başlatma emri verdiğini belirten Küçük, yapılan soruşturma sonucunda Mersin’de görev yapmakta olan ve 5′i tapu müdürü olmak üzere 11 kişi hakkında Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce dava açıldığını söyledi. Yapılan soruşturmalar sonucunda 5 müdürün tutuklandığını hatırlatan Küçük,”Tutuklamaların ardından Mehmet Dağdelen, Organize Suçlar Şube Müdürü Mükremin Özdemir ve soruşturmayı açan savcı Ethem Eşsiz sürgün edildi. Bu davanın Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılmasıyla birlikte, bu davayı takip etme niyetinde olan şikayetçi Mehmet Dağdelen’in davaya müdahil olma isteğinin ve benim de müdahil vekili olma istemimizin reddedilmesinin akabinde yolsuzluğu ortaya çıkarmak ve hukukun işlemesini isteyen kişiler olarak bizler sistem tarafından olumsuz tepkilerle karşılaşmaya başladık” dedi. Kaynak: http://www.ozgurpolitika.com/2003/05/11/hab02.html ————————————————- THK’da vurgun 3 trilyon uçurmuşlar

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın onayı ile başlatılan soruşturma sonucu, başta Genel Başkan Atilla Taçoy olmak üzere, THK yöneticilerinin kurumu yaklaşık 3 trilyon lira zarara uğrattıkları belirlendi. Hürriyet’in ele geçirdiği Mülkiye müfettişleri raporuna göre, kurban derileri ile fitre ve zekatlardan toplanan paralar usulsüzce harcandı.

HÜRRİYET, Türk Hava Kurumu yöneticilerinin, kurumu tam 6 milyon 300 bin dolar zarara uğrattıklarını ortaya çıkaran müfettiş raporunu ele geçirdi. Türk lirası karşılığı 2 trilyon 910 milyar 600 milyon lirayı bulan usulsüzlük, Mülkiye müfettişlerinin soruşturması sonucunda ortaya çıktı. Kurban bayramlarında vatandaşlardan toplanan kurban derileri ile fitre ve zekatlardan elde edilen trilyonlarca liranın usulsüzce harcanması büyük şaşkınlık yarattı. İçişleri Bakanlığı, mülkiye müfettişlerinin raporu üzerine 06 Eylül 1999 tarih ve 39/27 ve 147/36 sayılı tevdi raporu ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu ve başta THK Genel Başkanı Atilla Taçoy olmak üzere toplam 17 kişi hakkında hem ceza davası açılmasını, hem de batan paraların kendilerinden tazmin edilmesi için hukuk davası açılmasını istedi. THK’daki usulsüzlük, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın 7 Temmuz 1999′da Teftiş Kurulu Başkanlığı’na soruşturma onayı vermesiyle başladı. Mülkiye müfettişlerinin soruşturmasında sonucunda yazdıkları raporda şöyle denildi:

İFLASA PROJE

Zirai ilaçlama ve orman yangınları ile mücadele uçağı üretim projesinin, proje yeterliliği ve tecrübesi olmayan ve iflası uluslararası mali denetimlerle de belgelenen İngiliz EPA firmasına verildiği anlaşılmıştır.

4 KİŞİLİK ŞİRKET

Trilyonlar ödenen iflas etmiş İngiliz EPA firmasının sadece 4 adet personelinin bulunduğu, üretim tesisi ve teknik personelinin olmadığı iddiası doğrudur.

GÖRÜŞ ALINMAMIŞ

Ayrıca söz konusu proje ile ilgili olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı TAI ve TUSAŞ gibi uzman kuruluşlardan görüş alınmadığı, EPA firmasının bugüne kadar 5 adet deneme uçağı ürettiği ve yeterli uçuş deneyiminin olmadığı anlaşılmıştır.

…………

İMKANSIZ PROJE

Türk Hava Kurumu Genel Başkanı Atilla Taçoy ile diğer sanıkların, malvarlığı devlet malı sayılan Türk Hava Kurumu’nu; bugün gelinen noktada, gerçekleşmesinin mümkün ve yararlı olmayacağı somutlaşan zirai mücadele ve yangın söndürme uçağı alımı ve üretimi işinde, kurumun artırma-eksiltme ve ihale yönetmeliği yok sayılarak, EPA firmasından alınan, bilirkişi raporunda da azami değerinin 2 milyon dolar olabileceği tahmin edilen malzeme bedeli dışında, mahiyeti, piyasa ve ekonomik değeri belirlenemeyen sınai mülkiyet hakkı için 4 milyon 300 bin dolar ödemek zorunda bırakarak zarara uğrattıkları kanaat ve sonucuna varılmıştır.

ZARARI ARTIRDILAR

1994 yılında temsilcisi olduğu İngiliz SLGSBY firmasına ön araştırma yaptırmak, 1996 yılında, Türk Hava Kurumu’ndan önce proje için yurtdışı firmalardan temsilcilik alma girişiminde bulunmak suretiyle, başından beri işin içerisinde olan EPA firmasının Türkiye temsilcisi HES firması sahipleri Hasnun Toroslu ve Murat Özdicle ile dizayn destek anlaşması imzalanan N.D.N. Aircraft Ltd. firması sahibi N. Desmond Norman’a haksız menfaat temin ettikleri ve devam ettirilen ödemelerle Türk Hava Kurumu’nun zararını artırdıkları kanaaat ve sonucuna varılmıştır.

………….

Hava oyunlarında bile usulsüzlük Müfettiş raporunda, THK ile PH Program Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi arasında yapılan 1. Dünya Hava Oyunları Organizasyonu’nun pazarlama, halkla ilişkiler, medya ve reklam satışları ile sponsorluk ve tanıtım hizmetlerinin yürütülmesine dair sözleşmeyle de devletin zarara uğratıldığı, görevin kötüye kullanıldığı, menfaat temin edildiği belirtildi. Bununla ilgili olarak da 3 Haziran 1998′de Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Ayrıca, Ankara Defterdarlığı ve Maliye Bakanlığı’na da suç duyurusunda bulunuldu.

--Abdulvahap Gözcü 13:12, Şubat 11, 2012 (UTC)

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.