FANDOM


Şahin Alpay
Dosya:Sahin Alpay.jpg
Şahin Alpay
Milliyet Türk
Meslek Yazar, gazeteci


thumb|300px|right|Meçhul subay bakın kimmiş ! [[Video:Akıl defteri 01.02.2010-2.Bölüm|thumb|300px|right|EMASYA]]

Şahin Alpay, (d. 1944, Ayvalık, Balıkesir) Zaman Gazetesinde köşe yazarı ve kitap yazarı. Kaymakam Eyup Sabri Kartal'a göre; Şahin Alpay, Barbaros Hayrettin Paşa ile aynı kökten gelen bir midilli mubadilidir.

1944 yılında Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde doğdu. Sabiha ve Ahmet Alpay’ın oğlu olarak Dünyaya geldi.1923 sonrası mübadele safhasında ailesi Serez ve Midilli'den Türkiye'ye göçetmişlerdir. 1961-1962 eğitim yılında AFB bursu ile bir sene ABD'de lisede okuma olanağı bulmuştur. Robert Lisesi’nde ve AÜ SBF’de okudu. Gençlik yıllarında Doğu Perinçek liderliğindeki, Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi’nin ilk kurucu kişileri içinde yer aldı.

İsveç'te Stockholm Üniversitesi’nde doktora yaptı. 1982 yılında Cumhuriyet Gazetesinde yazarlığa başladı, Sabah’ta devam etti. Uzun yıllar Milliyet Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı ve Entelektüel Bakış sayfasını yönetti. CNN Türk’te aynı adlı haftalık programı yönetti. Şuanda Zaman Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. İngilizce ve İsveçce bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

KitaplarıEdit

Şablon:Gazeteci-taslak


de:Şahin Alpay

Eşi sözlük değerlendirmleriEdit

  • milliyet'te, entellektuel bakis kosesini hazirlayan. herkesin snob takildigi bir donemde ebru gundes'in firtinalar sarksinin analizini yapmasiyla gonullerde yer etmis bir kisidir.
  • çok kibar çok efendi bir adamdır. kim olursanız olun sizi dinler.
  • Ayvalıklıdır.
  • Etyen Mahçupyan'dan sonra zaman'a transfer olan bir başka yazar.
  • bahcesehir universitesinde politika hocası.. güldüğünde hele eser karakas la beraberse kahkahaları bomba etkisi yaratır bütün bahcesehir de.. neşeli liberal... anti-nationalist ve sanırım biraz da institutionalist eğilimlere sahiptir kendisi..
  • zamaninda, liderligini dogu perinçek'in yürüttügü aydinlik hareketinin teorisyenlerinden iken zamanla bu hareketten kopmus ve liberal saflara geçmistir. halen zaman gazetesinde (zamaninda diye baslayip, zamanla ile devam edip isin zaman gazetesine gelmesi tamamen tesadüftür) mütedeyyin kesime hitap etmekte olup, yakin bir geçmiste de, ayni yemek masasindayken fethullah gülen'e, "`hocam, deniz gezmis yasasaydi, o da simdi burada olurdu`" dedigi rivayet edilmisti.
  • baskın oran 'a oy vereceğini açıklamış yazar.

(http://www.zaman.com.tr/...-tr/yazar.do?yazino=563684)

  • bugünkü yazısı:

(bkz: http://www.zaman.com.tr/...-tr/yazar.do?yazino=577401)

eğitimle artan dogmatizm [1]

çok partili düzene geçişten bu yana başarıyla 15 genel seçim yaptık; son 5-6 yılda reformlar yaparak ab üyeliği yoluna çıktık; ama hâlâ daha özgürlükçü demokrasiyi geri dönülmez bir şekilde yerleştirdiğimizi söyleyemiyoruz. zira, toplumun hem de önemli, eğitimli bir kesimi demokrasiyi içine sindirebilmiş değil, aksine adeta gittikçe demokrasiye diş biliyor.

oysa düşünüyorum: geride kalan 15 seçimde türkiye halkı hemen her defasında makul olan tercihleri yaptı, giderek daha büyük bir demokratik olgunluk kazandı. son iki seçim bana göre bu olgunluğun en büyük göstergeleri: 2002'de seçmenler ülkeyi tarihinin en büyük finans krizine sürükleyen liderleri ve partilerini parlamento dışına itti; yeni kurulan akp'ye % 34 oyla fırsat verdi. akp bu fırsatı iyi kullanıp hem özgürlükler alanında hem de ekonomik kalkınmada azımsanmayacak bir performans gösterince oy oranı 2004'te % 40, 2007'de % 47 oldu. türkiye'de halkın ortalama eğitim düzeyi fazla yüksek olmayan büyük çoğunluğu, demokrasiye sahip çıkıyor; hemen her seçimde ideolojiden uzak, pragmatik, sağduyulu, akla uygun tercihler yapıyor. buna karşılık ortalama eğitim düzeyi yüksek olan toplum kesimlerinde, en hafifinden "demokrasiye erken geçildiğine" inananlardan tutun, hükümete karşı askerî darbe çağrısı yapanlara kadar uzanan geniş bir "demokrasiden şikâyetçiler" cephesinin varlığı artık iyice gözle görülür bir hal aldı. denebilir ki, bu paradokslar ülkesinde çok çarpıcı bir eğilim var: eğitim düzeyi yükseldikçe özgürlükçü ve çoğulcu değerlere bağlılık azalıyor, hoşgörüsüzlük ve dogmatizm artıyor. sosyal bilim teorilerini altüst eden bu paradoksun nasıl açıklanabileceği hakkında iyi bir fikrimiz var: anaokullarından üniversitelere türkiye okullarında verilen eğitimin, eğitimden ziyade endoktrinasyona benzer bir yanı var: farklılığa hoşgörüsüzlüğü, otoriter bir zihniyeti aşılıyor. üniversitelerde okuyan gençler arasında ideolojilere bağlılığın, bunca yıllık demokrasi tecrübesine rağmen hâlâ yaygınlığını korumasında bunun mutlaka bir rolü var. görebildiğim kadarıyla gençlerin ancak bir kısmı okullarda aşılanan değerleri ve bakış açılarını "resmi söylem" olarak kabul ediyor ve alternatif bilgilenme kanallarından (kitaplar, dergiler, internet, vs.) yararlanarak, zihin sağlıklarını koruyabiliyor. belki bunun için "resmi söylem" gençler arasında tam bir egemenlik kuramıyor.

muhakkak ki demokrasiyi yerleştirmek, sivil ve demokratik anayasa ve yasalar yapmak kadar özgürlükçü demokrasinin gerektirdiği kültürü hakim kılmakla mümkün. bunun için, ideolojik ya da dinsel bağnazlıkların her türlüsünü dışlayan; farklı düşünce, davranış ve yaşam biçimlerine hoşgörü ve saygıyı telkin eden; hemcinslerine kin ve nefret değil sevgi aşılayan bir eğitim ve kültür dünyası kurabilmemizden geçiyor. türkiye'nin çok satan kimi gazetelerinde yazılan ve söylenenlere baktıkça, "iyi ki bu gazetelerin ulaşabildikleri okur sayısı sınırlı olmaya devam ediyor" demekten kendimi alamıyorum. bunların topluma örnek gösterdikleri, gençlere rol modeli olarak sundukları yazarların yazıp söyledikleri gittikçe daha ürkütücü bir hal alıyor. türk basının "amiral gemisi" olarak tarif edilen gazetede yazan kimileri iyice korkunç. bu gazetenin bağlı olduğu grubun sözde "yayın ilkeleri" (ve de bunlara uyulmasını denetleyecek sözde "yayın kurulu") var. deniyor ki: "yayınlarda kimse aşağılanamaz... genel ahlak anlayışını sarsıcı yayın yapılamaz... kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan lakap ve ifadeler kullanılamaz..." ne var ki şimdilerde bu gazetenin kimi yazarları arasında adeta bu ilkeleri çiğnemek, kendilerinden farklı düşünenleri ve iktidara oy verenleri aşağılamak, hatta okurlara hakaret için yarış var... gelen, gideni aratmakta...

bu gazeteye baktıkça, demokrasiyi yerleştirmek için bırakın demokrasi kültürünü, her şeyden önce terbiye denen şeyi yerleştirmek zorunda olduğumuzu düşünüyor ve tasalanıyorum.

  • doğu perinçek için seviyeli dönek kavramının esin kaynağı imiş. [2]
  • bugun yapılan liberal düşünce kongresinde yaptıgı konuşma ile kendisinin liberal olmadıgına kanaat getirmiş bulundugum yazar.ha belirli sözleri liberal fiirleri söylüyor ama kimi argümanları diger dogru söyleidklerini yıkıp götürüyor neredeyse, yok ben çıksam heyecanlanırım falan ama daha tutarlı konuşurum.
  • halen ekürisi cengiz çandar ve sağ cenahın eski kurşun atan yiyen edebiyatçısı, şimdinin hükümet demokratı mümtazer türköne ile birlikte trt 1'de küresel bakış programını hazırlayıp sunan liberal aydın kişimiz.
  • ağzında yuvarlayarak çok güzel "network" diyebilmesine rağmen, network analysis literatüründen zerre kadar çakmadığını da anlamış olduğumuz kanaat teknisyeni. sanırsam, ülkemizin sosyal kurumlarının birbirine bağlayan ilişki ağlarının son derece özgürlükçü ve yatay münasebetlerle bezenmiş olduğunu, hiç bir şekilde otoriter, baskıcı, hiyerarşik, demokrasi düşmanı nitelikler taşıyamayacağını düşünüyor. oldu canım.
  • 12 haziran seçimlerinde kullanacağı oyun rengini açıklamış. parti programını beğendiğini ifade ettiği has parti'ye oy verecekmiş.

http://www.hasparti.org.tr/news/news.aspx?id=1336


12 haziran seçimlerdeki oyunun rengi ve nedenini açıkladığı video.

http://www.dunyayayenisoz.com/...has-partiye-473.html

seçimlerdeki tercih gerekçeleri biraz artistik de olsa en azından samimiyetini göstermiş olan yazar.

bazı cemaatler gibi 20 kişilik milletvekili kadrosu alamayınca kendilerinin bile tatmin olmadığı gerekçeler öne sürerek saf değiştirenlerin düştüğü yanlışa düşmemiştir.

ilgili yazıda akpnin en başarılı hükümet olduğu kabullenilmiş ama çevresel bir duyarlılıktan ötürü has partinin birkaç paragraflık güzellemesine oy verilmiştir.

şöyle bir gerçeği de göstermiştir. akp çıtayı o kadar yükseltti ki cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olduğunu tescil edenler bile akp mükemmel olmadığı için oy vermez olmuştur.

biraz evvel şunu dedi: "tamamen nötral,, faşizme de hizmet eder, komunizme de hizmet eder bir ordu istemiyorum. demokrasinin hizmetinde bir ordu istiyorum.

daha 20 kere daha 250. programınızı yapın. allah ömür versin.


şahin alpay, eylülist kategorisine, turgut özal'ı kıskandırabilecek bir rahatlıkla giriyor. bir: 12 eylül öncesinde akademik kariyerde, sol politikada bir çizgi tutturamadı. varlıklı konumu, sol içinde mütevazi yolları küçümsemesine yol açtı ve 12 mart'a gelirken en hızlı ve en keskinler arasında yerini aldı. maocu aydınlık hareketi içinde kapandı, kaldı; 12 eylül, şahin alpay'ı bir çıkıştan yoksun bir durumda yakaladı. iki: 12 eylül ile hiç bir kaybı görünmüyor. maocu aydınlık hareketinin önde gelenlerinden bir bölümü tutuklandı ve hapis yattılar ama şahin alpay'ın bunlarla organik değil ideolojik bir bağlantısı kaldığını düşünmek mümkün. üç: akademik yaşamda başarısız, politik eylemde başarısız ve ancak aydınlık basın yayın orta okulu'ndan terk şahin alpay, türkiye'nin en okur-yazar gazetesinin, cumhuriyet gazetesi'nin, kitap sayfasını da yönetmekle sorumlu araştırma seksiyonunun başına gelebildi. buraya ancak 12 eylül'ün özel koşullarında gelebilir. (yalçın küçük, küfür romanları)

yalçın küçük'ün ağzından konuşacak olursak hazır ve nazır bir eylülisttir kendileri. düşünüyorum, sol da olmasa ne yapacak acaba burjuvazi; aydın mı ithal edecekler?

not: yanlış anlaşılmasın, şahin alpay'a aydın sıfatını yakıştırmam mümkün değil. heralde ne demek istediğim anlaşılmıştır.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.