FANDOM


Hüsran Gölgeler Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Alınlar Terlemeli
Şiir Metni
Güncel Türkçesi
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya
Şiir Metni Buraya
Güncel Türkçesi Buraya


ŞARK

DOĞU

EAST

Osmanlıca

Musallat, hiç göz açtırmaz da Garb’ın kanlı kâbusu,

Asırlar var ki, İslam’ın muattal, beyni, bâzusu,

DOĞU

Batı'nın musallat olmuş da göz açtırmayan kanlı kâbusu,

İslâm'ın yüzyıllar var ki durmuş adeta, beyni, bazusu.

spiders knitted nets
örnek osmanlıca مقدمة

“Ne gördün, Şark’ı çok gezdin? ” diyorlar. Gördüğüm yer yer

Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler,

Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar,

Buruşmuş çehreler, tersiz alınlar, işlemez kollar;

Yıkılmış köprüler; çökmüş kanallar; yolcusuz yollar;

Buruşmuş çehreler; tersiz alınlar; işlemez kollar;

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar.

Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar;

Bükülmüş beller; incelmiş boyunlar; kaynamaz kanlar;

Düşünmez başlar; aldırmaz yürekler; paslı vicdanlar;


Zorba lıklar, esirlikler, hükmetmeler, alçaklıklar;

İki yüzlülükler, türlü iğrenç alışkanlıklar, çeşitli hastalıklar;

İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Tegallüp ler, esâretler, tahakkümler, mezelletler;

Riyâlar; türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler;

Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Aslı
Güncel Türkçesi Buraya
İngilizce Tercüme Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
}}






Tegallüpler, esâretler, tahakkümler, mezelletler;

Riyâlar; türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler;


Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;

Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar;


Cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar;

“Gazâ” nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar;


Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar;

Emek mahrûmu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar!...


Geçerken, ağladım geçtim; dururken ağladım durdum;

Duyan yok, ses veren yok, bin perîşan yurda başvurdum.


Mezarlar, âhiretler, yükselen karşımda dûradûr;

Ne topraktan güler bir yüz, ne göklerden güler bir nûr?


Derinlerden gelir feryâdı yüz binlerce âlâmın;

Ufuklar bir kızıl çember, bükük boynunda İslâm’ın!


Göğüsler hırlayıp durmakta, zincirler daralmakta;


Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon, cansa gırtlakta!


İlâhi! Gördüğüm âlem mi insâniyetin mehdi?

Bütün umrânı târîhin bu çöllerden mi yükseldi?


Şu zâirsiz bucaklar mıydı vahdâniyetin yurdu?

Bu kumlardan mı, Allah’ım, nebîler fışkırıp durdu?


Henüz tek berk-ı îman çakmadan cevvinde dünyânın,

Bu göklerden mi, yâ Rap, coştu, sağnak sağnak, edyânın?


Serendip’ler şu sahiller mi, Cûdî'ler bu dağlar mı?


Bu iklîmin mi İbrahim’e yol gösterdi ecrâmı?


Haremler, Beyt-i Makdisler bu topraktan mı yoğruldu?

Bu vâdiler mi dem tuttukça bihûş etti Dâvûd'u?


Hirâ’lar, Tûr-ı Sinâ’lar bu âfâkın mı şehkârı?

Bu taşlardan mı, yer yer, taştı Rûh-ullah’ın esrârı?


Cihânın Garb’ı vahşet-zâr iken, Şark’ında Karnak’lar,

Haremler, Sedd-i Çinler, Tak-ı Kisrâlar, Havernaklar,


İrem’ler, Sûr-ı Bâbil’ler semâ-peymâ değil miydi?

O mâziler, İlâhi, bir yıkık rüyâ mıdır şimdi?


Ne yapsın, nâ-ümid olsun mu Şark’ın intibâhından?

Perişan rûhumuz, hâib, dönerken bâr-gahından?


Bu heybetten usandık biz, bu hüsran artık elversin!

İlâhi, nerde bir nefhan ki, donmuş hisler ürpersin,


Serilmiş sineler, kâbusu artık silkip üstünden.


“Hayat elbette hakkımdır! ” desin, dünya “değil! ” derken.


İstanbul, 19 Eylül 1334 (1918)


Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;

Ekinsiz tarlalar; ot basmış evler; küflü harmanlar;


Cemâatsız imamlar; kirli yüzler; secdesiz başlar;

"Gaza" diyerek dindaş öldüren zavallı dindaşlar;


Ipıssız yuvalar; kimsesiz köyler; çökük damlar;

Emeksiz geçen günler, yarın fikri olmayan akşamlar!..


Geçerken, ağladım geçtim; dururken, ağladım durdum;

Duyan yok, ses veren yok, bin perişan yurda başvurdum.


Karşında uzun uzadıya yükselen mezarlar, ahiretler

Ne topraktan güler bir yüz, ne göklerden güler bir ışık!


Derinlerden gelir çığlıkları yüz binlerce acının

Ufuklar bir kızıl çember, bükük boynunda İslâm'ın!


Göğüsler hırlayıp durmakta, zincirler daralmakta;


Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon cansa gırtlakta!


Allah'ım! Gördüğüm âlem mi insanlığın beşiği

Tarihin bütün ilerleme ve gelişmeleri bu çöllerden mi yükseldi?


Şu ziyaretçisi kalmamış yerler miydi bir Allah'a inananların yurdu?

Bu kumlardan mı, Allah'ım, peygamberler fışkırıp durdu?


Henüz tek iman şimşeği çakmadan boşluğunda dünyanın,

Bu göklerden mi ya Rab yağdı sağnak sağnak dinlerin?


Serendip'ler (1) şu sahiller mi? Cûdi'ler (2) bu dağlar mı?


İbrahim'e yol gösteren bu iklimin yıldızları mı?


Mekke ve Medine'ler, Kudüs'ler bu topraktan mı yoğruldu?

Bu vadiler mi ahengine eşlik ederken mest etti Davud'u?


Hirâ'lar (3), Tûr-i Sina'lar (4) bu ufukların mı şaheseri?

Bu taşlardan mı taştı yer yer, Hazreti İsa'nın sırları?


Dünyanın Batı'sı vahşet içindeyken Doğu'sunda Karnak'lar, (5)

Harem'ler, (6) Çin Sed'leri, Tak-ı Kisrâ'lar, (7)


Havernak'lar, (8) İrem'ler,(9)Bâbü Sur'ları göklere yükselmiyor muydu?

O geçmiş zaman, Allah'ım, yıkılmış bir rüya mıdır şimdi?


Ne yapsın, ümidini kessin mi Doğu'nun uyanmasından,

Perişan ruhumuz, eli boş dönerken yüce huzurundan?


Bu yokluklardan usandık biz, bu acı artık elversin!

Allah'ım! Nerde bir tatlı esintin ki, donmuş duygular ürpersin,


Serilip kalmış insanlar, kâbûsû artık silkip üstünden


"Hayat elbette hakkımdır!" desin, dünya "değil!" derken?


İstanbul 19 Eylül 1918


(1). Serendip: Hz. Adem 'in yeryüzünde ilk indiği yer.

(2). Cûdi: Hz. Nuh'un gemisinin üzerine oturduğu dağ.

(3). Hirâ: Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ibadet için çekildiği ve

peygamberlikle müjdelendiği dağ.

(4). Tûr-i Sina: Mısır'da Sina yarımadasının güneyinde, Hz. Musa'nın

dileği üzerine Allah'ın

nurunun tecelli ettiği dağ.

(5). Kontak: Mısır'da Nil nehri kenarında tarihi kalıntılarla dolu bir kasaba.

(6). Harem: Mısır piramitlerinden birinin adı.

(7), Tâk-ı Kisra: Sâsâni Kralı 1. Şahpur'un (241-272) yaptırdığı saray.

(8). Hâvernpk: Arapların Hire'de yaptırdığı çok güzel bir saray.

(9). İrem: Ad kavmi zamanında zâlim hükümdar Şeddad'ın cennete benzetme

iddiasıyla Şam veya Yemen'deyaptırdığı söylenen bahçeler

EAST Not switched on eye the bloody nightmare of the West infested,


Centuries, however stop

Islam’s brain and chard,


“What did you see at the Oriental with

travelling a lot?’’ they say.

saw places must be passed


Ruined cities, laid homes, headless nation, Collapsed bridges, collapsed channels, roads without passenger,


Bent waists, thin necks, boils the blood, Inconsiderate heads, does not care for hearts, rusty consciences; Rebelities, bondages, dominations, lownesses; Hypocrisies, various terrible habits, various illnesses; Spider-dependent, not smoked cookers; burned forests; Fields without crop , weed ridden homes, moldy blends;


Imams without religious community, dirty faces, heads without secde; Saying Gaza that killed coreligionist unfortunate coreligionists; Within the dark confines homes; lonely villages; sunken roofs; Days without labor, not intellectual evenings! ... Junior, I went to beams and plates, while I stood on beams and plates; No hearing, does not that sound a thousand miserable applied to Turkey. The rising tombs in front of you, the other life What is the soil of a friendly face, what a light from heaven smiling? Cry of hundreds of thousands comes from deep; Horizons are a red circle and on bent neck of Islam! Breasts stands with squabling, chains, diminishing; Been overwhelmed by the three hundred and fifty million people at throat! My God! I see a universe. ? All developments of history from this deserts? Are these places that not to be visitors Do the prophets erupt to stop from these My god, did your religions rain storm to When single faith has not lightened in spaces world yet? Serendips, these beaches? Cüdis these mountains?

Are stars of this climate that showed the way to Prophet Abraham?

Are Mecca and Medina, Jerusalem kneaded from this soil? Did these valleys inebriated Davut when these accompanied their symphony?

Are Hiras, Tur-iSinas masterpieces of these horizons? Did secrets of Jesus overflowed time to time from these stones? Are Karnaks, Harems, The Great Wall of Chinese, Tak-ı Kisrâs, Hâvernaks, İrems, Bâbû ramperts rising to skies in east of the world when west of the world is in savagenes?


My God, is that past time a dream now?


What should he do? Should he cut his hope because of sleeping world?


Our soul is scattered, when we turn empty-handed from your serenity.


We fod up with these absence, this suffer ends now!


My God! Where is your a sweet breeze bacuse the frozen feelings must shudder,


When people say “Life is surely your right, not world?”


İstanbul 19 September 1918






Serendip: Serendip is first place of Prophet Adam went down to earth.


Cûdi: Cûdi is mountain that sitten to Prophet Noah’s ship.


Hirâ: Hirâ is mountain of Prophet Mohammed withdrawed to here.


Tûr-i Sina: Tûr-i Sina is maontain in Egypt, in South of Sina Peninsula.


Kontak: Kontak is historic town in Egypt, in side of Nile River


Harem: Harem is name of Egypt pyramids.


Tâk-ı Kisra: Tâk-ı Kisra is palace that king of Sasanid first Şahpur have done.


Hâvernpk: Hâvernpk is a beautiful palace that Arabs have done in Hire.


İrem: İrem is gardens in time of Ad peoples.

Buraya


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Latin harflerine transkriptli metin Sadeleştirilmiş metin İngilizce Tercümesi



.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.