FANDOM


Şuara Suresi/105-122-Şuara Suresi/Elmalı/105-122 Şuara Suresi/123-140 Şuara Suresi/141-159-Şuara Suresi /Elmalı/141-159
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Âd, gönderilen Resulleri tekzib etti
(The tribe of) Aad denied the messengers (of Allah),
O vakıt ki kardeşleri Hûd onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?
Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
When their brother Hud said unto them: Will ye not ward off (evil)?
Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş bir Resulüm' emînim emînim
"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."
Lo! I am a faithful messenger unto you,
Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin
"Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
So keep your duty to Allah and obey me.
Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum. benim ecrim ancak rabbül'âlemîne aiddir
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "
And I ask of you no wage therefor; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds.
Siz her tepeye bir alâmet bina eder eğlenir misiniz?
"Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"
Build ye on every high place a monument for vain delight?
Bir takım masnuat da ediniyorsunuz ki sanki muhalled kalacaksınız
"Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
And seek ye out strongholds, that haply ye may last for ever?
Hem tuttuğunuz vakıt merhametsiz, cebbarcasına tutuyorsunuz
"Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."
And if ye seize by force, seize ye as tyrants?
Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin
1 "Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Rather keep your duty to Allah, and obey me.
O Allahdan korkun ki size o bildiğiniz şeylere imdad buyordu
"O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"
Keep your duty toward Him who hath aided you with (the good things) that ye know,
En'am, oğullar
"Davarlar, oğullar,"
Hath aided you with cattle and sons.
Cennet gibi bağlar, bahçeler, menba'lar ile size imdad buyurmakta
"Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."
And gardens and water springs.
Cidden ben size büyük bir günün azâbından korkuyorum
"Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."
Lo! I fear for you the retribution of an awful day.
Sen, dediler: ha va'zetmişin ha va'zedenlerden olmamışın bizce müsavidir
"Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."
They said: It is all one to us whether thou preachest or art not of those who preach;
This is but a fable of the men of old,
Biz ta'zib olunmayız
"Biz azaba uğratılacak da değiliz."
And we shall not be doomed.
Diye onu tekzib ettiler de kendilerini helâk ediverdik. Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı
Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
And they denied him; therefor We destroyed them. Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
Ve şübhesiz ki rabbın o, öyle azîz öyle rahîm
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
And lo! thy Lord, He is indeed the Mighty, the Merciful.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/%C5%9Euara_Suresi/123-140?oldid=137299" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.