FANDOM


Kuran-ı Kerim » 10 / Yunus - 12
Sonraki Ayet : 13
Ayetin Tefsiri :

وَإِذَا مَسَّ الإِنسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنبِهِ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَا إِلَى ضُرٍّ مَّسَّهُ كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Ve izâ messel insâned durru deânâ li cenbihî ev kâiden ev kâimâ(kâimen), fe lemmâ keşefnâ anhu durrehu merre ke’en lem yed’unâ ilâ durrin messeh(messehu), kezâlike zuyyine lil musrifîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

 

1. ve izâ messe : ve dokunduğu, isabet ettiği zaman
2. el insâne : insana
3. ed durru : zarar, ziyan
4. deâ-nâ : bize dua etti
5. li cenbi-hî : yan üstü yatarken
6. ev kâiden : veya otururken
7. ev kâimen : veya ayakta iken
8. fe lemmâ : fakat ..... olduğu zaman
9. keşef-nâ : biz giderdik, kaldırdık, açtık
10. an-hu : ondan
11. durre-hu : onun zararını, sıkıntısını
12. merre : döndü
13. ke : gibi
14. en lem yed'u-nâ : bize dua etmedi (dua etmemek)
15. ilâ durrin : zararına, ziyanına
16. messe-hu : ona isabet etti, dokundu
17. kezâlike : işte böylece
18. zuyyine : süslendi, güzel gösterildi
19. li el musrifîne : haddi aşanlar için, müsrifler için
20. mâ kânû : oldukları şey(ler)
21. ya'melûne : yapıyorlar, yaparlar

İmam İskender Ali Mihr

: Ve insana bir darlık (musîbet, sıkıntı) isabet ettiği (dokunduğu)

zaman, yatarken, otururken veya ayaktayken Bize dua etti (eder). Fakat onun sıkıntısını ondan giderdiğimiz zaman ona isabet eden darlıkta (sıkıntıda) Bize dua etmemiş gibi döndü (döner). İşte böylece

müsriflere, yapmış oldukları şeyler süslendi.
Diyanet İşleri : İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek

otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece

süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
Abdulbaki Gölpınarlı : İnsana bir zarar gelince yanüstü yatarak, yahut oturduğu halde,

yahut da ayakta duâ eder bize; o zararı ondan giderdik mi sanki o zarara uğramamış da o yüzden bize duâ etmemiştir, öylece döner gider. İşte aşkın hareketlerde bulunanlara, yaptıkları işler, böylece hoş

görünmededir.
Adem Uğur : İnsana bir zarar geldiği zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta

durarak (o zararın giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte böylece haddi aşanlara yapmakta

oldukları şeyler güzel gösterildi.
Ali Bulaç : İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da

ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner gider.

İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.
Ali Fikri Yavuz : İnsana (hastalık gibi) bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan

yatarken, gerek otururken, gerek ayakta iken, bize dua eder durur. Fakat ondan sıkıntısını giderdiğimiz zaman, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize dua etmemiş gibi geçer gider. (eski sapıklığına devam eder). İşte o haddi aşan müşriklere, yaptıkları ameller, böyle süslü

gösterilmektedir.
Bekir Sadak : Insana bir darlik gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken

bize yalvarip yakarir; biz darligini giderince, basina gelen darliktan oturu bize hic yalvarmamisa doner. Islerinde tutumsuz olanlara,

yaptiklari boylece guzel gorunur.
Celal Yıldırım : İnsana bir dert ve sıkıntı dokunduğu zaman gerek yan üstü uzanıkken,

gerek otururken, gerek ayakta dururken bize duâ eder. Kendisinden dert ve sıkıntıyı kaldırdığımızda ise, kendisine dokunan dert ve sıkıntıdan (kurtulmak için) bize (hiç) duâ etmemiş gibi (eski haline) geçip gider. İşte müsriflere (haddini aşanlara) yapageldikleri ameller böylece

süslenmiştir.
Diyanet İşleri (eski) : İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken

bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara,

yaptıkları böylece güzel görünür.
Diyanet Vakfi : İnsana bir zarar geldiği zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta

durarak (o zararın giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte böylece haddi aşanlara yapmakta

oldukları şeyler güzel gösterildi.
Edip Yüksel : İnsana bir zarar dokundu mu, yanı üzerine yatarken veya ayaktayken

veya oturmuşken bizi çağırır. Ona zarar veren şeyi kendisinden giderdik mi, sanki kendisine dokunan o zarardan dolayı bizi hiç çağırmamış gibi

davranır. Sınırı aşanlara, yaptıkları işler işte böyle süslü gösterilir.
Elmalılı Hamdi Yazır : İnsana bir sıkıntı da dokundumu gerek yan yatarken gerek otururken

gerek dikilirken bize duâ eder durur derken kendisinden sıkıntısını açıverdikmi sanki kendine dokunan bir sıkıntı için bize yalvarmamış gibi geçer gider, işte o müsriflere yaptıkları ameller böyle tezyin

edilmektedir
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İnsana bir sıkıntı dokunduğu vakit, gerek yan yatarken gerek

otururken, gerek dikilirken, Bize dua eder durur; kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için Bize yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o müsriflere yaptıkları işler,

böylece güzel gösterilmektedir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek

otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi aldırmadan geçer gider. İşte o aşırı gidenlere

yaptıkları şeyler böyle güzel gelir.
Fizilal-il Kuran : İnsanın başına bir sıkıntı gelince yatarken, otururken ve ayaktayken

bize yalvarır. Fakat sıkıntısını giderdiğimizde başına gelen sıkıntıdan dolayı bize hiç yalvarmamış gibi olur. İşte ölçüyü aşanlara, işledikleri

kötülükler böylesine güzel gösterildi.
Gültekin Onan : İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da

ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner gider.

İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.
Hasan Basri Çantay : İnsana sıkıntı dokunduğu zaman yanı üstü, yahud otururken veya

ayakda iken (her haalinde, o sıkıntının giderilmesi için) bize düâ eder. Fakat biz onun sıkıntısını açıp giderdik mi, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıya bizi çağırmamış gibi (yine eski yoluna döner) gider. İşte haddi aşanların yapar oldukları ameller böyle süslenmiş (kendilerine hoş

gösterilmiş) dir.
İbni Kesir : İnsan bir sıkıntıya düşünce; yan gelip yattığı veya ayakta bulunduğu

anlarda Bize yalvarıp yakarır. Biz, sıkıntısını giderince de; karşılaştığı sıkıntıdan ötürü Bize hiç yalvarmamışa döner. Böylece aşırı

gidenlere işledikleri hoş görünür.
Muhammed Esed : Zaten, insanın başına bir sıkıntı gelince yan yatarken de, oturup

kalkarken de Bize yalvarıp yakarır; ama ne zaman ki sıkıntısını gideririz, başına gelen sıkıntıdan kendisini kurtaralım diye sanki Bize hiç yalvarıp yakarmamış gibi (nankörce) davranmaya devam eder! Kendi güçlerini boşa harcayan (budala)lara, yapıp ettikleri işte böyle güzel

görünür.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve insana bir sıkıntı dokununca da, yanı üzerine yatarken veya

otururken veya ayakta iken Bize dua eder. Vaktâ ki, ondan o sıkıntıyı açıvermiş oluruz, sanki kendisine dokunmuş olan bir sıkıntıdan dolayı Bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte müsrifler için yapar

oldukları şeyler böyle süslenmiştir.
Şaban Piriş : İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yatarken otururken veya ayakta

iken bize yalvarır. Biz onun darlığını giderdiğimizde sanki başına gelen darlık sebebiyle bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte, böyle

müsriflere yapmakta oldukları şey güzel görünür.
Suat Yıldırım : İnsan bir sıkıntıya mâruz kalınca gerek yan yatarken, gerek

otururken veya ayakta iken, Bize yalvarıp yakarır. Fakat biz sıkıntısını giderdik mi, sanki uğradığı dertten dolayı Biz’e yalvaran kendisi değilmiş gibi eski haline döner. İşte (hayat sermayelerini boşuna harcayıp) haddini aşanlara, yaptıkları işler, kendilerine böyle

süslenmiş, hoşlarına gitmiştir.
Süleyman Ateş : İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, yahut

otururken ya da ayakta bize yalvarır; ama biz onun darlığını aç(ıp kaldır)ınca sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere, yaptıkları iş

böylesine süslü gösterilmiştir.
Tefhim-ul Kuran : İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken yada

ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner gider.

İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.
Ümit Şimşek : İnsan bir sıkıntıya uğrayınca, yatarken, otururken, ayaktayken Bize

dua eder. Sıkıntısını giderdiğimizde ise, sanki uğradığı sıkıntı yüzünden Bize dua eden o değilmiş gibi geçer, gider. Ömürlerini ve yeteneklerini boşa tüketen o müsriflere, yapmakta oldukları şey böylece

hoş görünmüştür.
Yaşar Nuri Öztürk : İnsanlara zorluk dokunduğu zaman; yan yatarken, otururken,

ayaktayken bize yalvarır. Ama sıkıntısını çözdüğümüzde, kendisine dokunan bir zorluk yüzünden bize hiç yalvarmamış gibi çekip gider. Haksızlığa/aşırılığa sapanlara, yapmakta oldukları, işte böyle süslü

gösterilmiştir.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.