FANDOM


Kuran-ı Kerim » 10 / Yunus - 35
Sonraki Ayet : 36
Ayetin Tefsiri :

قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ قُلِ اللّهُ يَهْدِي لِلْحَقِّ أَفَمَن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لاَّ يَهِدِّيَ إِلاَّ أَن يُهْدَى فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Kul hel min şurekâikum men yehdî ilel hakk, kulillâhu yehdî lil hakk(hakkı), e fe men yehdî ilel hakkı ehakku en yuttebea em men lâ yehiddî illâ en yuhdâ, fe mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).

 

1. kul : de
2. hel : var mı
3. min şurekâi-kum : sizin şirk (ortak) koştuklarınızdan, ortaklarınızdan
4. men yehdî : hidayete erdiren kimse (ulaştıran kimse)
5. ilâ el hakkı, : hakka
6. kul allâhu : de ki Allah
7. yehdî li el hakkı : hakka ulaştırır, hidayete erdirir
8. e fe men : öyleyse ..... kimse mi
9. yehdî ilâ el hakkı : hakka hidayet eder (ulaştırır)
10. ehakku : daha lâyık, daha çok hak sahibi
11. en yuttebe : tâbî olunmak
12. em men : yoksa kim, kimse, kişi
13. lâ yehiddî : kendisi hidayete eremez (ulaşamaz) (kendisini hidayete erdiremez)
14. illâ : hariç, ancak, olmadıkça
15. en yuhdâ : ulaştırılmak, hidayete erdirilmek
16. fe mâ lekum : artık size ne oluyor
17. keyfe : nasıl
18. tahkumûne : hüküm veriyorsunuz

İmam İskender Ali Mihr

: De ki: “Sizin ortaklarınızdan Hakk'a hidayet edecek (ulaştıracak)

kimse var mı?” De ki: “Allah, Hakk'a hidayet eder (ulaştırır). Öyleyse Hakk'a hidayet eden (ulaştıran) mı tâbî olunmaya daha lâyıktır (daha çok hak sahibidir) yoksa hidayete erdirilmedikçe, kendisi hidayete eremeyen

kimse mi?” Artık size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Diyanet İşleri : De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir

kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse

mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Ona eş saydıklarınız içinde hangisi halkı gerçeğe sevkedip

yol gösterir? De ki: Allah, gerçek yola sevk eder, doğru yolu gösterir. Halkı gerçeğe sevk eden mi uyulmaya daha lâyıktır, doğru yola

sevkedilmedikçe o yolu bulamayan mı? Nasıl hükmediyorsunuz?
Adem Uğur : De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki:

"Hakka Allah iletir." Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size

ne oluyor? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz?
Ali Bulaç : De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?"

De ki: "Hakka ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi

hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?"
Ali Fikri Yavuz : (Ey Rasûlüm), de ki: “-Ortaklarınızdan hak yolu gösterebilecek var

mı? “ (cevap veremiyen müşriklere) de ki: “- Allah, ancak hak yolu gösterir ve ona iletir. O halde, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa kendisine hidayet olunmadıkça tek başına doğru yolu bulamıyan (putunuz) mu? Öyle ise, ne oluyorsunuz, nasıl bâtıl hüküm veriyorsunuz

(uyulmaya lâyık olmayan putlara uyuyorsunuz?)”
Bekir Sadak : De ki: «Kostugunuz ortaklardan gercege eristiren var midir?» De ki:

«Ama Allah gercege eristirir. Gercege eristiren mi, yoksa, birisi goturmezse gidemeyen mi uyulmaga daha layiktir? Ne bicim hukum

veriyorsunuz?»
Celal Yıldırım : De ki: Ortak edindiklerinizden Hakk'a yol gösteren, Hakk'a ileten

var mıdır ? De ki:. Allah Hakk'a yol gösterir ve ona iletir. Hakk'a ileten mi, yoksa iletilmeden kendiliğinden hak yolu bulamayan mı

uyulmaya daha lâyıktır ? Size ne oluyor, nasıl hükmediyorsunuz?!
Diyanet İşleri (eski) : De ki: 'Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?' De ki:

'Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm

veriyorsunuz?'
Diyanet Vakfi : De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki:

«Hakka Allah iletir.» Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size

ne oluyor? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz?
Edip Yüksel : De ki 'Ortaklarınızdan hangisi gerçeğe ulaştırabilir?' De ki, 'ALLAH

gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha yaraşır, yoksa gerçeğe ulaştırılmadıkça gerçeği bulamıyan mı? Ne biçim hüküm

veriyorsunuz?'
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki sizin şeriklerinizden hakka hidayet eden var mı? Allah de ki:

hakka hidayet eder, o halde hakka hidayet eden mi ittibaa ehaktır, yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine iremiyen mi? O halde ne oluyorsunuz?

Nasıl hukmediyorsunuz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : De ki: «Sizin ortak koştuklarınız arasında doğru yola hidayet eden

biri var mı?» De ki: «Allah doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi uyulmaya layıktır yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine onu bulamayan mı? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hüküm

veriyorsunuz?»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : De ki, «Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var

mıdır?» De ki: «Allah, hak olan doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne

oluyorsunuz? Nasıl hükmediyorsunuz?»
Fizilal-il Kuran : Onlara de ki; «Allah'a ortak koştuğunuz putlar arasında gerçeğe

ileten var mı?» De ki; «Allah, insanları gerçeğe iletir.» Acaba insanları gerçeğe ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa başkasının kılavuzluğundan yararlanmadıkça doğru yolu kendi kendine bulamayan mı? O

halde size ne oluyor da böyle yanlış hüküm veriyorsunuz?
Gültekin Onan : De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?"

De ki: "Hakka ulaştıracak Tanrı'dır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi

hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?"
Hasan Basri Çantay : De ki: «Sizi ortaklarınızın içinden hakkı (doğru yolu) gösterecek

bir kimse var mıdır»? De: «Hakkı gösterecek ve ona iletecek Allahdır. O halde hakka hidâyet edecek (Allah) mı (kendisine) uyulmıya daha lâyıkdır, yoksa (hayat ve) hidâyet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan (o uydurma Tanrılar) mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle yanlış)

hükmediyorsunuz»?
İbni Kesir : De ki: Sizin ortaklarınız içinde; hakka ileten var mıdır? De ki:

Allah hakka eriştirir. Hakka eriştiren mi, yoksa götürülmeden gidemeyen

mi uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?
Muhammed Esed : De ki: "O sizin tanrılaştırdığınız varlıklardan hiç sizi hakka

eriştiren var mı?" De ki: "(Yalnızca) Allah'tır, hakka eriştiren. Öyleyse, hakka eriştiren mi izlenmeye layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe bir başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? Peki,

ne oluyor size ve muhakemenize!"
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Sizin şeriklerinizden Hakk'a hidâyet edecek bir kimse var

mıdır? De ki: «Allah Teâlâ Hakk'a hidâyet eder. Artık Hakk'a hidâyet eden zât mı uyulmaya daha haklıdır, yoksa hidâyet olunmadıkça kendi kendine hidâyete eremiyecek kimse mi? Artık sizin için ne var? Nasıl

hükmediyorsunuz?»
Şaban Piriş : De ki: -Ortak koştuklarınızdan gerçeğe eriştiren var mıdır? De ki:

-Allah, gerçeği gösterir. Gerçeği gösteren mi uyulmaya daha layıktır; yoksa birisi yol göstermezse, doğruya ulaşamayan mı? Ne oluyor size?

Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Suat Yıldırım : De ki: "O şeriklerinizden hakikate götürecek var mı? De ki: "Gerçeğe

ancak Allah hidâyet eder."Şimdi söyleyin bakalım; gerçeğe ulaştıran mı tâbi olunmaya lâyıktır, yoksa elinden tutulup doğru yola götürülmedikçe kendisi yol bulamayan mı?Ne oluyor size! Nasıl böyle yanlış

hükmediyorsunuz?"
Süleyman Ateş : De ki: "Sizin ortaklarınızdan hakka götürecek var mı?" De ki:

"Allâh, hakka götürür. Hakka götüren mi uyulmağa daha lâyıktır, yoksa (tutulup) yola götürülmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı? O halde

neyiniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?"
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var

mıdır?» De ki: «Hakka ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi

hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?»
Ümit Şimşek : De ki: Allah'a ortak koştuklarınız arasında, hak yola rehberlik

edecek birisi var mı? De ki: Hak yola ancak Allah iletir. Hak yola ileten mi kendisine uyulmaya lâyıktır, yoksa yol gösterilmedikçe kendiliğinden yol bulamayan mı? Öyleyse ne oluyor size? Nasıl bir

yargıya varıyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk : Şunu da söyle: "Ortak tuttuklarınızdan kim var hakka götüren?" De

ki: "Allah götürür hakka. Hakka götürebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkça yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl

hüküm veriyorsunuz siz?"
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.