FANDOM


Kuran-ı Kerim » 10 / Yunus - 36
Sonraki Ayet : 37
Ayetin Tefsiri :

وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلاَّ ظَنًّا إَنَّ الظَّنَّ لاَ يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا إِنَّ اللّهَ عَلَيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ

Ve mâ yettebiu ekseruhum illâ zannâ(zannen), innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey'â(şey'en), innallâhe alîmun bimâ yef'alûn(yef'alûne).

 

1. ve mâ : ve değil
2. yettebiu : tâbî oluyor
3. ekseru-hum : onların çoğu
4. illâ : ...den başka, sadece, hariç
5. zannen : zanna
6. inne ez zanne : şüphesiz zan
7. lâ yugnî : fayda vermez, bir şey kazandırmaz (gani yapmaz)
8. min : ...den
9. el hakkı : hak
10. şey'en : şey
11. innallâhe : muhakkak ki Allah
12. alîmun : en iyi bilendir
13. bi-mâ : şeyleri
14. yef'alûne : onların yaptıklarını

İmam İskender Ali Mihr

: Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbî olmaz. Şüphesiz zan,

haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını

bilendir.
Diyanet İşleri : Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına

hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını

hakkıyla bilendir.
Abdulbaki Gölpınarlı : Onların çoğu, ancak zanna kapılmışlardır. Şüphe yok ki zan, gerçek

karşısında hiçbir şeye yaramaz. Şüphe yok ki Allah, onlar ne

yapıyorlarsa hepsini bilir.
Adem Uğur : Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan

(ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını

pek iyi bilendir.
Ali Bulaç : Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan

hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını

bilendir.
Ali Fikri Yavuz : Kâfirlerin çoğu, sırf kuru bir zan ardında gider. Fakat zan,

gerçekten hiç bir şey ifade etmez. Muhakkak ki Allah, onların

yaptıklarını tamamen bilmektedir.
Bekir Sadak : Onlarin cogu zanna uyarlar; gercekte ise zan, hakikat karsisinda bir sey ifade etmez. Allah, yaptiklarini suphesiz bilir.
Celal Yıldırım : Çoğu ancak zanna uyarlar; doğrusu zan haktan yana hiçbir anlam

taşımaz (onun yerine hiçbir zaman geçmez). Şüphesiz ki Allah onların

yapageldiklerini çok iyi bilir.
Diyanet İşleri (eski) : Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.
Diyanet Vakfi : Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan

(ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını

pek iyi bilendir.
Edip Yüksel : Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Zan ise gerçeğin yerini tutamaz. ALLAH onların yaptıklarını Bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Maamafih ekserisi sırf bir zan ardında gider fakat zan, hakdan hiç

bir şey ifade etmez, her halde Allah, onların ne yaptıklarını bilib

duruyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bununla beraber onların çoğu, sadece bir zan peşinde gider, ama zan

gerçek adına hiçbir şey ifade etmez! Şüphesiz Allah onların ne

yaptıklarını çok iyi biliyor.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir.
Fizilal-il Kuran : Onların çoğu sadece zayıf bilgiye, zanna dayanıyor. Oysa zan, zayıf

bilgi, gerçeğin bir noktasının bile yerini tutamaz. Hiç şüphesiz Allah

onların ne yaptıklarını bilir.
Gültekin Onan : Onlann çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan

hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Tanrı, onların işlemekte olduklarını

bilendir.
Hasan Basri Çantay : Onların çoğu (kupkuru bir) zandan başkasına tâbi' olmaz. Hakıykatde

zan ise hakdan hiç bir şey'in yerini tutmaz. Şübhesiz ki Allah, onlar ne

işlerlerse kemaliyle bilendir.
İbni Kesir : Onların çoğu, sadece zanna tabi olurlar. Şüphe yok ki zann, hakikat

karşısında bir şey ifade etmez. Doğrusu Allah, onların bütün

işlediklerini bilendir.
Muhammed Esed : Onların çoğu sadece zanna uymaktadırlar. Oysa, zan hiçbir şekilde

hakkın yerini tutamaz. Gerçek şu ki, Allah onların yaptıklarını

bütünüyle bilmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Onların ekserisi zandan başka bir şeye tâbi olmaz. Zan ise şüphe yok

ki, hiçbir şey ile haktan müstağni kılamaz. Allah Teâlâ ise muhakkak ki,

ne yaptıklarını tamamıyla bilicidir.
Şaban Piriş : Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan hakikat karşısında

bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını

bilendir.
Suat Yıldırım : Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Halbuki zan asla gerçeğin yerini tutamaz. Allah onların bütün yaptıklarını hakkıyla bilir.
Süleyman Ateş : Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymuyorlar. Zan ise gerçekten

hiçbir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allâh, onların ne yaptıklarını

bilir.
Tefhim-ul Kuran : Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan

hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını

bilendir.
Ümit Şimşek : Onların çoğu bir zanna kapılmıştır, o kadar. Zan ise asla gerçeğin

yerini tutmaz. Onların neler işleyip durduğunu hiç şüphesiz Allah

biliyor.
Yaşar Nuri Öztürk : Onların çoğu sanıdan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu

ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını

iyice bilmektedir.

==Arabî tefsirler=r

سورة Sura يونس Yunus آية Aya 36 قُلْ هَلْ مِن شُرَكَائِكُم مَّن يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ۚ قُلِ اللَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ (34) قُلْ هَلْ مِن شُرَكَائِكُم مَّن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ ۚ قُلِ اللَّهُ يَهْدِي لِلْحَقِّ ۗ أَفَمَن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لَّا يَهِدِّي إِلَّا أَن يُهْدَىٰ ۖ فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ (35) وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا ۚ إِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ (36) وَمَا كَانَ هَٰذَا الْقُرْآنُ أَن يُفْتَرَىٰ مِن دُونِ اللَّهِ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ الْعَالَمِينَ (37) أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ ۖ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِّثْلِهِ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللَّهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ (38) بَلْ كَذَّبُوا بِمَا لَمْ يُحِيطُوا بِعِلْمِهِ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُ ۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۖ فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمِينَ (39) وَمِنْهُم مَّن يُؤْمِنُ بِهِ وَمِنْهُم مَّن لَّا يُؤْمِنُ بِهِ ۚ وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِالْمُفْسِدِينَ (40) وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّي عَمَلِي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ ۖ أَنتُم بَرِيئُونَ مِمَّا أَعْمَلُ وَأَنَا بَرِيءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ (41) وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تُسْمِعُ الصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا لَا يَعْقِلُونَ (42)

الصفحة Page 213  


التفسير Tafsir (explication) الطبري - Al-Tabari

وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا ۚ إِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ (36) القول في تأويل قوله تعالى : وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلا ظَنًّا إِنَّ الظَّنَّ لا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ ( 36) قال أبو جعفر: يقول تعالى ذكره: وما يتبع أكثر هؤلاء المشركين إلا ظنا، يقول: إلا ما لا علم لهم بحقيقته وصحته، بل هم منه في شكٍّ وريبة (8) ، (إن الظن لا يغني من الحق شيئًا )

، يقول: إن الشك لا يغني من اليقين شيئًا ، ولا يقوم في شيء مقامَه، ولا ينتفع به حيث يُحتاج إلى اليقين (9) ، 

(إن الله عليم بما يفعلون)

، يقول تعالى ذكره: إن الله ذو علم بما يفعل هؤلاء المشركون ، من اتباعهم الظن ، وتكذيبهم الحق اليقين، وهو لهم بالمرصاد، حيث لا يُغني عنهم ظنّهم من الله شيئًا . (10)

الهوامش : (8) انظر تفسير " الظن " فيما سلف من فهارس اللغة ( ظنن ) . (9) انظر تفسير " أغنى " فيما سلف 14 : 179 ، تعليق : 2 ، والمراجع هناك . (10) انظر تفسير " عليم " فيما سلف من فهارس اللغة ( علم ) .


عرض تفسير آخر View another tafsir


آيــات | Ayat آيــــات - القرآن الكريم Holy Quran - مشروع المصحف الإلكتروني بجامعة الملك سعود هذه هي النسخة المخففة من المشروع - المخصصة للقراءة والطباعة - للاستفادة من كافة المميزات يرجى الانتقال للواجهة الرئيسية This is the light version of the project - for plain reading and printing - please switch to Main interface to view full features

https://twitter.com/barisyarkadas/status/1179415101402693635?s=19

Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.