FANDOM


Kuran-ı Kerim » 10 / Yunus - 39
Sonraki Ayet : 40
Ayetin Tefsiri :

بَلْ كَذَّبُواْ بِمَا لَمْ يُحِيطُواْ بِعِلْمِهِ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُ كَذَلِكَ كَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمِينَ

Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû bi ilmihî ve lemmâ ye'tihim te'vîluh(te'vîluhu), kezâlike kezzebellezîne min kablihim fanzur keyfe kâne âkibetuz zâlimîn(zâlimîne).

 

1. bel : aksine, hayır
2. kezzebû : yalanladılar
3. bi-mâ : şeyi
4. lem yuhîtû : ihata edemediler, kavrayamadılar
5. bi ilmi-hi : onun ilmini
6. ve lemmâ : ve olmadıkça
7. ye'ti-him : onlara geldi
8. te'vîlu-hu : onun yorumu, tevîli
9. kezâlike : böylece, bunun gibi
10. kezzebe : yalanladılar
11. ellezîne min kabli-him : onlardan önceki kimseler
12. fanzur (fe unzur) : artık bak
13. keyfe : nasıl
14. kâne : oldu
15. âkibetu : sonu, akıbeti
16. ez zâlimîne : zalimler

İmam İskender Ali Mihr

: Hayır onlara tevîl gelmedikçe (gelmediği için) ilmini

kavrayamadıkları şeyi yalanladılar. Bunun gibi ondan öncekiler de

yalanladılar. Artık bak, zalimlerin akıbeti (sonu) nasıl oldu.
Diyanet İşleri : Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine

yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı.

Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
Abdulbaki Gölpınarlı : Hayır, onlar bilgileriyle kavrayamadıkları ve henüz zuhûr etmeyen

vaitleri yalanladılar. Tıpkı bunun gibi evvelce gelip geçen ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Bak da gör, zulmedenlerin sonları neye

varmış, nice olmuş.
Adem Uğur : Bilakis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla

gelmemiş olan (Kur'an'ı) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle

yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!
Ali Bulaç : Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu

gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle

yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.
Ali Fikri Yavuz : Hayır, o kâfirler, ilmini kavrayamadıkları Kur’an’ı yalanladılar ve

kendilerine, hakikat ve inceliği hakkında bir anlayış da gelmedi. Onlardan önce gelen ümmetler de Peygamberlerini, işte böyle

yalanlamışlardı. Amma bak, zalimlerin âkibeti nasıl oldu!...
Bekir Sadak : Onlar, ilmini kavrayamadiklari ve henuz yorumu da kendilerine

bildirilmemis olan seyi yalanladilar. Onlardan oncekiler de boylece

yalanlamislardi. Zalimlerin sonunun nasil olduguna bir bak.
Celal Yıldırım : Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine

gelip ulaşmıyan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle

yalanlamışlardı. Bir bak, zâlimlerin sonu ne oldu ?
Diyanet İşleri (eski) : Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine

bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece

yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Diyanet Vakfi : Bilakis, onlar hakkıyla bilmedikleri ve bildirdikleri kendilerine

(vakıa olarak) gelmemiş Kur’an’ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de

böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!
Edip Yüksel : Hayır, onlar bilgisini kavramadan ve asıl anlamına ulaşmadan onu

yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalanladı. Zalimlerin

sonuna dikkatle bak.
Elmalılı Hamdi Yazır : Hayır onlar, ılmini ihata etmedikleri ve te'vili kendilerine hiç

gelmemiş olan bir şey'i tekzib ettiler, bunlardan evvel geçenler de

böyle tekzib etmişlerdi amma bak zâlimlerin akıbeti nasıl oldu?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hayır, onlar anlamını kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine hiç

gelmemiş olan birşeye yalan dediler; bunlardan önce gelip geçenler de

böyle yalanlamışlardı; ancak bak zalimlerin sonu nasıl oldu!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te'vili de kendilerine

hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan önce gelip geçenler

de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu.
Fizilal-il Kuran : Tersine onlar bilgisini kavrayamadıkları ve henüz açıklamasına da

muhatap olmadıkları bir mesajı yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle

yalanlanmışlardı. Gör bakalım, o zalimlerin sonu nice oldu?
Gültekin Onan : Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz tevili

gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle

yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.
Hasan Basri Çantay : Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları şey'i yalan saydılar.

Kendilerine te'vîli (hakkında bir idrâk) gelmedi. Onlardan evvelki (ümmetler) de (peygamberlerini) böyle tekzîb etdiler işte. Bak, o

zaalimlerin sonucu nice olmuşdur!
İbni Kesir : Hayır, onlar bilgisini kavrayamadıkları, yorumu kendilerine gelmemiş

bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı.

Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Muhammed Esed : Hayır hayır, aslında onlar özünü, hikmetini kavrayamadıkları ve

önceden kendilerine açıklanmamış her şeyi yalanlamaya eğilimliler. Onlardan önce gelip geçenler de işte böyle gerçeği yalanlamaya yeltenmişlerdi. (Gerçeği görmek istiyorsan) zalimlerin sonunun nasıl

olduğuna bir bak!
Ömer Nasuhi Bilmen : Hayır. Onlar ilmini ihata edemedikleri ve daha te'vili kendilerine

gelmemiş olan bir şeyi tekzîp ettiler. Onlardan evvelkiler de böylece

tekzîpte bulunmuşlardı. Artık bak ki zalimlerin akibeti nasıl olmuştur.
Şaban Piriş : Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz açıklaması onlara gelmemiş

olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı.

Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Suat Yıldırım : Hayır! Onlar, hakkında etraflı bir bilgi edinmeden ve henüz yorumuna

tam vakıf olmadan, bu Kur’ân’ı, çarçabuk yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalan saymışlardı. Bak ve zalimlerin sonunun nasıl

olduğunu anla!
Süleyman Ateş : Hayır, bilgisini kavrayamadıkları, sonucu henüz başlarına gelmemiş

olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı.

Bak, o zâlimlerin sonu nice oldu?
Tefhim-ul Kuran : Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine de henüz yorumu

gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulme sapanların nasıl bir sonuca uğradıklarına bir

bak.
Ümit Şimşek : Aslında onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz başlarına gelmemiş

olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı;

sonra, bak, o zalimlerin sonu ne oldu.
Yaşar Nuri Öztürk : Hayır, düşündükleri gibi değil. Onlar, ilmini kuşatamadıkları ve

yorumu kendilerine hiç gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak da gör nasıl olmuştur zalimlerin

sonu!
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.