FANDOM



Ve ehazellezîne zalemûs sayhatu fe asbahû fî diyârihim câsimîn(câsimîne).


1. ve ehaze : ve aldı, helâk etti
2. ellezîne zalemû : zulmeden kimseleri
3. es sayhatu : bir çığlık, bir sayha, çok kuvvetli korkunç ses
4. fe : böylece
5. asbahû : oldular
6. fî diyâri-him : yurtlarında, diyarlarında
7. câsimîne : diz üstü çöküp kaldılar


Diyanet İşleri : Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Bir bağırış, o zulmedenleri kapıverdi, yurtlarında, diz çökmüş bir halde helâk oluverdiler.
Adem Uğur : Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Ahmed Hulusi : O zulmedenleri, (dördüncü gün) o malûm sayha (şiddetli, titreşimli korkunç ses) yakaladı da evlerinde göçüp kaldılar!
Ahmet Tekin : Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe haksızlık edenlerin, zulmedenlerin işini bitirdi. Sabahleyin, yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.
Ahmet Varol : Zulmedenleri de korkunç bir çığlık aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.
Ali Bulaç : O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.
Ali Fikri Yavuz : O zulmedenleri ise, korkunç gürültü yakalayıverdi de evlerinde çöküp helâk oldular.
Bekir Sadak : Haksizlik yapanlari bir ciglik tuttu, olduklari yerde diz ustu cokuverdiler.
Celal Yıldırım : O zulmedenleri korkunç bir ses, bir gürültü yakalayıverdi, derken evlerinde dizüstü çöküp kaldılar.
Diyanet İşleri (eski) : Haksızlık yapanları bir çığlık tuttu, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Diyanet Vakfi : Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Edip Yüksel : Zalimleri korkunç bir ses yakaladı, yurtlarında çöküp kaldılar.
Elmalılı Hamdi Yazır : O zulmedenleri ise sayha tutuverdi de diyarlarında çöke kaldılar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O zulmedenleri ise bir müthiş ses yakaladı da yurtlarında çöke kaldılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : O zalimleri, korkunç bir gürültü yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar.
Fizilal-il Kuran : O zalimleri müthiş bir gürültü yakaladı da evlerinde, oldukları yerde yığılıp kalıverdiler.
Gültekin Onan : O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.
Hasan Basri Çantay : O zaalimleri ise korkunç bir ses alıb götürdü de yurdlarına diz üstü çöken (canları çıkan) kimseler oluverdiler.
Hayrat Neşriyat : Zulmedenleri ise, o korkunç ses yakaladı da bulundukları yerde çöküp kalan kimseler oldular!
İbni Kesir : Zulmedenleri bir çığlık tuttu. Oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Muhammed Esed : O zulmedenlere gelince, onları (Allah katından cezalandırıcı) bir sayha yakalayıverdi de kendi evlerinde cansız olarak yere yığılıp kaldılar;
Ömer Nasuhi Bilmen : O zulmetmiş olanları da bir korkunç ses yakaladı. Artık yurtlarında diz üstü çöküp bitmiş bir halde sabahladılar.
Ömer Öngüt : Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında dizüstü çökekaldılar.
Şaban Piriş : Zalimleri ise bir çığlık aldı ve yurtlarında cansız olarak yığılıp kaldılar.
Suat Yıldırım : (67-68) Zulmedenleri ise o korkunç ses tutuverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki hiç orada yaşamamış gibi oldular, ortadan silindiler. Evet... inkâr etti Rabbini Semûd milleti. Evet, işte onun için defolup gitti Semûd milleti!
Süleyman Ateş : Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında çöküp kaldılar.
Tefhim-ul Kuran : O zulme sapanları dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.
Ümit Şimşek : Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.
Yaşar Nuri Öztürk : Zulme sapmış olanları o korkunç titreşimli ses yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş hale getirdiler.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.