FANDOM


يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ أَمَّا أَحَدُكُمَا فَيَسْقِي رَبَّهُ خَمْرًا وَأَمَّا الآخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِن رَّأْسِهِ قُضِيَ الأَمْرُ الَّذِي فِيهِ تَسْتَفْتِيَانِ

Yâ sâhıbeyis sicni emmâ ehadukumâ fe yeskî rabbehu hamrâ(hamren), ve emmel âharu fe yuslebu fe te’kulut tayru min re’sih(re’sihî), kudiyel emrullezî fîhi testeftiyân(testeftiyâni).

1. yâ sâhıbeyi es sicni : ey zindan arkadaşlarım
2. emmâ ehadu-kumâ : ama, fakat, sizin ikinizden biri
3. fe yeskî : bundan sonra sakilik yapacak (içecek sunacak)
4. rabbe-hu : rabbine, efendisine
5. hamren : şarap, üzüm
6. ve emmâ el âharu : ve (ama) fakat diğeri, diğerine gelince
7. fe yuslebu : asılacak
8. fe te'kulu et tayru : sonra, böylece, kuş(lar) yiyecek
9. min re'si-hi : onun başından
10. kudiye : olmuştur, bitirilmiştir, kesinleşmiştir (kesinleştirilmiştir)
11. el emru : emir, iş, hüküm
12. ellezî : ki o
13. fî-hi : onun hakkında
14. testeftiyâni : ikinizin tabirini, fetvasını, açıklamasını istediğiniz
Elmalılı Hamdi Yazır : Ey benim zindan arkadaşlarım! gelelim ru'yanıza: biriniz Efendisine yine şarap sunacak, diğeri de asılacak, kuşlar başından yiyecek, işte fetvâsını istediğiniz emir hallolundu
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.