FANDOM



اللّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَوَيْلٌ لِّلْكَافِرِينَ مِنْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

Allâhillezî lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve veylun lil kâfirîne min azâbin şedîd(şedîdin).


1. allâhi : Allah
2. ellezî : o ki
3. lehu : onundur
4. : şeyler
5. fî es semâvâti : göklerde, semalarda
6. ve mâ : ve şeyler
7. fî el ardı : yerde
8. ve veylun : ve vay haline, yazıklar olsun
9. li el kâfirîne : inkâr edenler, kâfirler için, kâfirlere
10. min azâbin : (azaplardan bir) azap
11. şedîdin : şiddetli


İmam İskender Ali Mihr : O Allah ki; semalarda ve yeryüzünde ne varsa O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline.
Diyanet İşleri : (1-2) Elif Lâm Râ. Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline.
Abdulbaki Gölpınarlı : Bir Allah'tır ki onundur göklerde ne varsa ve yeryüzünde ne varsa. Vay kâfirlere çetin azaptan.
Adem Uğur : O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!
Ahmed Hulusi : (Aziyz ve Hamiyd olan O) Allâh ki, semâlar ve arzda ne varsa O'nun içindir (El Esmâ ül Hüsnâ'sıyla işaret edilen özelliklerinin seyri için). . . O hakikat bilgisini inkâr edenlere yazıklar olsun, kendilerini bekleyen şiddetli azap dolayısıyla!
Ahmet Tekin : Göklerdekiler ve yerdekilerin tamamının tasarrufuna sahip olan Allah’ın yoluna çıkarman için indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli bir azaptan dolayı kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin vay haline!
Ahmet Varol : Göklerde ve yerde olanların hepsi kendine ait olan Allah'ın (yoluna). Şiddetli bir azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!
Ali Bulaç : O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay inkâr edenlere.
Ali Fikri Yavuz : Öyle bir Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. Başlarına gelecek şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline!...
Bekir Sadak : (1-2) Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'in izniyle, insanlari karanliklardan aydinliga, guclu ve ovulmege layik, goklerde ve yerde olanlarin sahibi Allah'in yoluna cikarman icin, sana indirdigimiz Kitaptir. Ugrayacaklari cetin azabdan dolayi vay kafirlerin haline!
Celal Yıldırım : (O övülmeğe lâyık olan) Allah ki, göktekiler de, yerde olanlar da O'nundur. Çok şiddetli azabından da vay o kâfirlere !
Diyanet İşleri (eski) : (1-2) Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeğe layık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır. Uğrayacakları çetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline!
Diyanet Vakfi : O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!
Edip Yüksel : Yani ALLAH'ın. O ki göklerde ve yerde bulunanların hepsine sahiptir. Hakkettikleri çetin azaptan dolayı vay kafirlerin haline.
Elmalılı Hamdi Yazır : O Allahın ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onun, şiddetli bir azâbdan da veyl kâfirlere
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O Allah' in (yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur; şiddetli bir azaptan dolayı vay kafirlerin haline!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : O Allah'ın (yolu) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline!
Fizilal-il Kuran : O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Uğrayacakları ağır azaptan ötürü vaygele kâfirlerin başına!
Gültekin Onan : O Tanrı ki göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay kafirlere.
Hasan Basri Çantay : O (yegâne gaalib, hamde lâyık) Allah ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onundur. (Uğrayacakları) çetin azâbdan dolayı vay kâfirlere (kâfirlerin başına geleceklere)!..
Hayrat Neşriyat : O Allah(’ın yoluna) ki, göklerde ne var, yerde ne varsa O’nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay hâline o kâfirlerin!
İbni Kesir : O Allah ki; göklerde ve yerde olanlar O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlere.
Muhammed Esed : O Allah(ın yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. Kendilerini bekleyen o çok zorlu azaptan ötürü, hakkı inkar edenlerin vay haline!
Ömer Nasuhi Bilmen : Allah'ın (yoluna) ki, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hep O'nundur. Ve şiddetli bir azaptan dolayı vay kâfirlere!
Ömer Öngüt : O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı vay o kâfirlerin hâline!
Şaban Piriş : Göklerde ve yerde olanların sahibi Allah’tır. Uğrayacakları şiddetli azabdan dolayı vay kafirlere!
Suat Yıldırım : (1-3) Elif, Lâm, Râ. Bu, Rab’lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, azîz ve hamîd (üstün kudret sahibi ve her işi övgüye lâyık olan) Allah’ın yoluna, göklerde ve yerdeki her şeyin sahibinin yoluna insanları çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Kendilerini bekleyen o çetin azaptan ötürü vay o inkârcıların hallerine! Vay onlara ki, âhirete inanmalarına rağmen, bile bile dünyayı âhirete tercih ederler. İnsanları Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler.
Süleyman Ateş : O Allâh ki, göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Çetin azâbdan dolayı vay şu kâfirlerin haline!
Tefhim-ul Kuran : O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay küfre sapanlara.
Ümit Şimşek : O Allah ki, göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Çarpılacakları şiddetli azap yüzünden yazıklar olsun o kâfirlere!
Yaşar Nuri Öztürk : O Allah'a ki yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Hüsran haberi şiddetli bir azaptan, o küfre batmışlara...


Abraham Full Movie

Abraham Full Movie

Abraham şecere Tam ekran yakalama 29.08.2013 161246
Bakınız

Şablon:İbrahimbakınız -d
{{İbrahimbakınız}}


İbrahim Ibrâhîm Abraham - Brahman Apram ilk kullanılışı إِبْرَاهِيمَ Ibram İbrâm İpram إِبْرَاهِيمُ- إبراهيم
Hager Hacer İsmail Kureyş Kuruş Kapının eşiğini değiştir! Kapının eşiğini sağlam tut!
Sarah Sare İshak Ays
Katura Kantura dan Brahmanlar oluyor. 6 oğlan 6 ok.
İbrahim suresi İbrahim Suresi İbrahim Suresi/1-6
Kur'an'da İbrahim kelimesini içeren ayetler 2/124 2/125 2/126 2/127 2/130 2/132 2/133 2/135 2/136 2/140 2/258 2/260 3/33 3/65 3/67 3/68 3/84 3/95 3/97 4/54 4/125 4/163 6/74 6/75 6/83 6/161 9/70 9/114 11/69 11/74 11/75 11/76 12/6 12/38 14/35 15/51 16/120 16/123 19/41 19/46 19/58 21/51 21/60 21/62 21/69 22/26 22/43 22/78 26/69 29/16 29/31 33/7 37/83 37/104 37/109 38/45 42/13 43/26 51/24 53/37 57/26 60/4 87/19
Hz. İbrahim'in çocuklarına duası Allah'a duasında "Zürriyetimden de" deyince Allah ahdime zalimler nail olamaz, buyuruyor. Yani zalimler neslinden olabilecek. Hz. Peygamberin Amcası gibi.
İbrahimi gen Hz. İbrahim'in soyu Şablon:İbrahimin oğulları İsmail İshak İsaac عيسو [1] Ays ve Yakub Jacob and Esau Iys İys Aysu Ays bin İshak İshak bin Ays
Türk kavmine gönderilen peygamberler Nuh Nebiden Süleyman Şaha silsilename Yörük-türkmenlerin soy kütüğü‎ Millet-i İbrahim Evliya Çelebi ve Osmanlıların soyu R1a Ur Urfa Urumiye Urumçi Urumeli Urumluk
Osmanlılar Hz İbrahim soyundandır Neşrî, Osmanlıların ataları hakkında bir başka şecereyi de görmüş olmalıdır. Nitekim, Osmanlıların soy kütüğü hakkında bilgi veren farklı bir türün varlığından bizleri haberdar eder. Buna göre Oğuz Han'ın ataları Iys, İshak ve İbrahimdir. Köken olarak Nuh'un Sam adlı oğluna dayanır. Neşrî, bu tezi kabul etmemesine rağmen, Osmanlıların soy kütüğü hakkında bilgi veren ve "Tevârîh-i Acem"den etkilenen farklı bir türün olduğu anlaşılıyor.[18] 5/20 - 5/21 Enbiya ve mülük verdik. Kağan - Kohen [18] Mehmed Neşrî, a.g.e., s.57. , [2]
A reader name Graeme wrote to provide more detailed information on the genetics of this blond source in Mediterranean populations:
"Blond hair, blue eyes are just variants of the normal color scheme that developed in Asia only 8 to 10 thousand years ago, and most likely brought into Europe with some of the Asiatic Indo-European speakers around 5 or 6 thousand years ago. The men of those Asiatic tribes who had a higher percentage of blonds were carriers of Y chromosome haplogroup R1a as distinct from R1b whose men and their associated women were as dark as most Eurasians were 6 thousand years ago. The only difference between the R1b and R1a is that the darker R1bs have mutations in their MCR1 genes which give red hair, hence the reason that red hair in Europeans is mainly found in the western corner of Europe.
Neşrî, bu anlatımını daha da ileri götürüp Oğuz'un İbrahim peygambere iman ettiğini yazar. Böylece Hz. Muhammed ile Oğuz arasında dolaylı bir yakınlık kurar. Oğuz Han'ın müvahhid kimliği ve tek tanrılı bir dine mensup olması, Türklerin İslâmî kimliğine de bir göndermedir. Ancak, asıl önemli olan, onun tevhid bayrağını şarkdan garbe dalgalandırmasıdır. Osmanlılar da, tıpkı ataları Oğuz Kağan gibi bu tevhid anlayışının temsilcisidirler. Osmanlıların, 15. yüzyılda Oğuz geleneğine kazandırdıkları yeni çehre, onlara hükümdarlık hakkı veren siyasî bir söylem olmasının yanında, muhakkak ki dinî içeriklere de sahipti. Ancak Yafes ile Oğuz Kağan arasındaki ataları hakkında fazla bilgi bulunmayan Osmanlıların, bu puslu dönemdeki atalarının bir kısmı puta tapan kimseler olarak anılırlar. Ancak Oğuz Kağandan sonradır ki, Osmanlıların ataları tevhid inancını bayraklaştırmış ve İbrahim'den itibaren peygamberlerin hizmetinde yer almışlardır. Bayatî'nin, Osmanlıların atalarını peygamberlerin hizmetinde yer almış kimseler olarak sunması ile bu görüş arasında benzerlik bulunur.[27] Ancak hemen belirtilmelidir ki, Osmanlıların atalarına yer veren soy kütüklerini salt dinî içerikli bir malzeme olarak kabul etmek yanlıştır. Dinî muhtevalı olmasına karşın bu soy kütükleri, siyasal içerikli ve yapay idi. Birçok versiyonu bulunan şecereler, yazılı ve sözlü geleneğin malzemeleri ile oluşturulmuştur. Osmanlıların tarihî bilgiler ile efsaneyi karıştırarak yapma bir soyağacı elde ettikleri görülmektedir. Osmanlılar, sıralanan bir çok ata ile doğrudan Oğuz Han'a bağlanırlar. Üstelik dip ata olarak Yafes ve Sam ismini veren iki farklı gelenekte Oğuz ismi ortaktır. Bu yapay soyağaçları sayesinde Osmanlılar, soyları Oğuz Han'a daha dolaylı bir şekilde dayalı olarak tarif edilen komşu Türk hanedanları karşısında üstünlüklerini kanıtlamış ve Oğuz destanlarına aşina Türk tebaaya hükmetmesini meşru kılan bir araç elde etmişlerdir. Oğuz geleneğini yansıtan bu yapma şecereler uzun süre varlığını devam ettirmişse de, Osmanlıların İslâm dünyasındaki rollerinin artmasına ve tartışılmaz üstünlüklerine paralel olarak, soyağacına dayalı meşruiyet araçlarının yerini İslâmî referanslar almıştır. Tabii bunu yanaı genetik biliminin yalanladığı ve yapma değil aslında gerçek şecere olduğunu isbat etti.
1. Yafes Meselesi Semavî dinlerde, insanlığın ikinci atası olarak Nuh peygamberin adı geçer. Buna göre Tanrının tufan ile inançsızları cezalandırması sonucu, yeryüzünde yalnız Nuh ve ona inananlar kalmıştır. Kutsal kitaplarda Nuh'un oğulları Sâm, Hâm ve Yafes insanoğlunun ataları olarak sivrilmişlerdir. Yeryüzündeki ırkların Nuh'un oğullarından türediği fikri hâkimdir ve ırklar bu üç isim etrafında tasnif edilmeye çalışılmıştır. Tevrat'ta Nuh'un bu üç oğlundan türeyen ırklar ayrıntılı olarak açıklanmıştır.[22] Buna göre, Yafes'ten beyaz ırk, Sam'dan Araplar ve İbraniler dahil olmak üzere Sami ırkı ve Ham'dan Kuzey Afrikalılar türemiştir. Bu bilgiler, diğer semavî dinlerde de etkili olmuştur. Türklerin Yafes soyuna dayandığına dair Tevrat'ta yer alan semit jenealojisi, Türk düşünce hayatında da yer edinmiştir. Nuh'un oğullarına dayanan şecereler sayesinde, ırklar arasında kalıtımla geçen derece farkları ortaya çıkmıştır. Bu derecelendirme en üstün ırk ve toplum anlayışını meşru kılmayı amaçlamıştır. Nuh soyu için, ırk saflığını korumak gibi adetlerin varlığına çeşitli kaynaklarda rastlanmaktadır. Bu, hem Yafes kökenden gelen Ariler için, hem de Sami bir kökenden gelen İbraniler için geçerlidir. Buna karşın Ham neslinden gelenler, babaları Nuh'un lanetine uğradıkları için kıyamete kadar Yafes ve Sam soyuna hizmet etmeye mahkum olmuşlardır. Irkların saflığını ve üstünlüğünü korumak gerektiği fikri çeşitli yapılanmaları da beraberinde getirmiştir. Musevilerin ırkları dışında evlilik yapmaları yasak olduğu gibi, Ariler de benzer uygulamaları Hindistan'da yürütmüşler ve kast sistemini oluşmuşlardır. Kast sisteminin en üstünde Ari soyundan Brahmanler yer almıştır. Onların diğer kastlarla evlenmeleri bir yasaklanmıştır. Bu adetler, kavimlerin varlıklarını koruma güdülerini anlatır. Göçebe toplumların sıraladığı soy cetvelleri, üstün ırk anlayışından ziyade aşiret üyelerini bir arada tutmaya yöneliktir. Bu sayede, aralarında kan bağı bulunan topluluğun bütün fertleri arasında dayanışma duygusu güçlendirilmek istenir. Bulanık soy ağaçlarında ilk ataların berraklığı, ortak atalara yapılan özel vurgu ve ortak tarihî geçmişe yapılan göndermeler, aşiretler arası yakınlaşmayı tesis etmiştir. Kandaş aşiretler arasında ortak atalar, birlikteliği sağlayan önemli unsurlardır. Yafes'in Türklerin atası olduğu hakkında ilk Osmanlı kroniklerinde ve soy kütüklerinde yer alan bilgiler, çeşitli aşiretlerden meydana gelen konferatif yapının ilk eklemini teşkil etmiştir. Bunun yanında,
İslâmî kaynaklarda Rum'un, Yafes'in oğulları arasında zikredildiği görülür.
Bu söylem, Osmanlıların Anadolu ve Rumeli'de yayılmasını meşru gösteren olaylar ile birlikte mütalaa edilebilir. Nitekim Osmanlıların İslâm dünyasında üstünlüklerini iddia ettikleri döneme rastlayan eserlerde, onların İbrahim oğlu İshak nesline mensup olduklarına dair şecereler uydurulmuştur.??? Osmanlı hanedanının, Nuh'un oğlu Sam'a kadar uzatılan bu soykütükleri aracılığıyla Hz. Muhammed neslinden geldiği iddia edilir. Osmanlıların, İslâm dünyasında üstünlüklerini iddia ettikleri dönemlerde bu söylemin bir siyasî araç olarak kullanıldığı anlaşılır.
Neşrî, Osmanlıların ve Kayının kökeni sayılan Oğuz'un, Sam neslinden gösterilmesini yanlış bir düşünce olarak değerlendirir. Ona göre bu düşüne Acem'in "taassubât-ı şenî‘asından" kaynaklanmaktadır.[23] Bu görüş daha sonra İdris-i Bitlisî tarafından da değerlendirilmiştir. Bitlisî ekolünü takip eden tarihçiler, Osmanlıların Sâm neslinden olduğunu iddia etmişlerdir.
Mersin Katolik kilisesi papazı Roberto Ferrari, Abraham ismi ışık anlamına gelir demişti. ABRAHAM (אַבְרָהָם): Hebrew name meaning "father of a multitude." In the bible, this is the name of the founding patriarch of the Israelites. Also spelled Avraham.
ABRAM (אַבְרָם): Hebrew name meaning "father of elevation." In the bible, this is Abraham's name before God changed it. Also spelled Avram. Compare with another form of Abram.
AARON: English form of Greek Aarōn (Hebrew Aharon), meaning "light-bringer." In the bible, this is the name of the older brother of Moses.

Şablon:İbrahim

Öteki Gündem - Pelin Çift - Hz. İbrahim'in hayatı ve yaşadıkları - 13 02 13 - Part

Öteki Gündem - Pelin Çift - Hz. İbrahim'in hayatı ve yaşadıkları - 13 02 13 - Part.3

Abraham - the births of Ismael and Isaac

Abraham - the births of Ismael and Isaac

Abraham - the births of Ismael and Isaac

Kurban Sacrifice of Isaac-Caravaggio (Uffizi)

TefsirlerEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.