FANDOM



وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُواْ عَنْهَا مُعْرِضِينَ



Ve âteynâhum âyâtinâ fe kânû anhâ mu’rıdîn(mu’rıdîne).



1. ve âteynâ-hum : ve onlara verdik

2. âyâti-nâ : âyetlerimiz (mucizelerimiz, delillerimiz)

3. fe : o zaman, böylece, olduğu halde, fakat

4. kânû : oldular

5. an-hâ : ondan

6. mu'rıdîne : yüz çeviren kimseler



Diyanet İşleri : Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.

Abdulbaki Gölpınarlı : Delillerimizi göstermiştik onlara, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Adem Uğur : Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Ahmed Hulusi : Onlara işaretlerimizi verdik; ama onlardan yüz çevirdiler.

Ahmet Tekin : Biz onlara, Semud kavmine, Rasûlümüzün hak peygamber olduğuna delâlet eden âyetlerimizi, mûcizelerimizi vermiştik, onlar âyetlerimizden yüz çeviriyorlar, engelleme tedbirleri alıyorlardı.

Ahmet Varol : Onlara ayetlerimizi vermiştik, ama onlardan yüz çevirmişlerdi.

Ali Bulaç : Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

Ali Fikri Yavuz : Biz, onlara, mûcizelerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirip durmuşlardı.

Bekir Sadak : Onlara ayetlerimizi verdigimiz halde, yuz cevirmislerdi.

Celal Yıldırım : Biz ise onlara âyetler (açık belgeler ve mu'cizeler) verdik; buna rağmen ondan yüzçevirdiler.

Diyanet İşleri (eski) : Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.

Diyanet Vakfi : Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Edip Yüksel : Kendilerine ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır : Ve biz onlara âyetlerimizi vermiştik de ondan i'raz ediyorlardı

Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Biz onlara ayetlerimizi vermiştik, fakat onlardan yüz çeviriyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlar, yüz çeviriyorlardı.

Fizilal-il Kuran : Onlara mucizelerimizi gösterdik, fakat onlar yüz çevirdiler.

Gültekin Onan : Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

Hasan Basri Çantay : Biz onlara âyetlerimizi vermişdik de bunlardan yüz çevirici idiler.

Hayrat Neşriyat : Onlara da mu'cizelerimizi vermiştik; fakat (onlar) bunlardan yüz çevirici kimseler olmuşlardı.

İbni Kesir : Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde yüz çevirmişlerdi.

Muhammed Esed : Oysa, onlara mesajlarımızı bahşetmiştik; ne var ki, onlara inatla sırt çevirdiler;

Ömer Nasuhi Bilmen : Ve onlara âyetlerimizi vermiş idik de onlardan yüz çevirici olmuşlardı.

Ömer Öngüt : Biz onlara âyetlerimizi vermiştik, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Şaban Piriş : Onlara ayetlerimizi göndermiştik ama ondan yüz çevirmişlerdi.

Suat Yıldırım : Onlara delil ve mûcizelerimizi verdik, ama onlar bu delillerden yüz çevirdiler

Süleyman Ateş : Onlara âyetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çeviriyorlardı.

Tefhim-ul Kuran : Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

Ümit Şimşek : Biz onlara âyetlerimizi verdik; onlar ise bundan yüz çevirdiler.

Yaşar Nuri Öztürk : Ayetlerimizi onlara verdik ama onlardan yüz çeviriyorlardı.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.