FANDOM



وَإِذْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn(tehtedûne).

1. ve iz âteynâ : ve biz vermiştik
2. mûsa : Musa
3. el kitâbe : kitap
4. ve : ve
5. el furkâne : furkan, hakkı bâtıldan ayırma, idrak
6. lealle-kum : umulur ki siz böylece diye
7. tehtedûne : hidayete erersiniz
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve bir vakit Musaya o kitabı ve fürkanı verdik, gerekti ki doğru gidecektiniz
Diyanet İşleri : Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı vermiştik.
Abdulbaki Gölpınarlı : Doğru yolu bulasınız diye bir vakit Mûsâ'ya kitap ve doğruyla eğriyi ayırt eden hükümler verdik.
Adem Uğur : Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve hak ile bâtılı ayıran hükümleri verdik.
Ahmed Hulusi : Hani Musa'ya Kitabı (varlığın hakikati bilgisini) ve Furkan'ı (doğrularla yanlışları ayırt etme yetisini - bilgisini) vermiştik; gerçeğe yönelesiniz diye.
Ahmet Tekin : Mûsâ’ya kutsal kitabı vermiştik. Hakkı bâtıldan, helâli haramdan, imanı küfürden ayıran bilgileri içeren şeriat ve mûcizeler vermiş, düşmanına karşı zafer ihsan etmiştik. Doğru yolu bulup tercih edersiniz diye sizi uyarmıştık.
Ahmet Varol : Doğru yola girersiniz diye Musa'ya kitabı ve furkanı verdik. [8]
Ali Bulaç : Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.
Ali Fikri Yavuz : Ve hatırlayın ki, biz Musâ’yı Tevrât’ı ve hak ile bâtıl arasını ayıran Furkan’ı vermiştik ki, (sapıklıktan kurtulup) doğru yolu bulasınız.
Bekir Sadak : Dogru yola gidesiniz diye Musa'ya hakki batildan ayiran Kitabi vermistik.
Celal Yıldırım : Ve hani doğru yola erişesiniz diye Musa'ya kitap ve furkanı vermiştik.
Diyanet İşleri (eski) : Doğru yola gidesiniz diye Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.
Diyanet Vakfi : Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve hak ile bâtılı ayıran hükümleri verdik.
Edip Yüksel : Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve bir vakit Musa'ya o Kitab'ı ve Furkan'ı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
Fizilal-il Kuran : Hani doğru yola gelesiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.
Gültekin Onan : Ve hidayete ermeniz için de Musa'ya kitabı ve furkanı verdik.
Hasan Basri Çantay : Hani Musâya, (sapıklıkdan ayrılıb) doğru yola gelesiniz diye, («Tur» da) o kitabı (Tevrâtı) ve Furkaanı (Hak ile batılı ayırd eden hükümleri) vermişdik.
Hayrat Neşriyat : Hani Mûsâ’ya Kitâb’ı ve (hak ile bâtılı ayıran) Furkan’ı vermiştik, tâ ki hidâyete eresiniz.
İbni Kesir : Hani, Musa'ya; hidayete eresiniz diye kitab ve furkan vermiştik.
Muhammed Esed : Ve (hatırlayın), Musa'ya ilahi kelamı -(böylece) doğruyu yanlıştan ayırt etmek için (kullanacağı) ölçüyü -vermiştik ki doğru yola yönelesiniz;
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve bir vakitte Mûsa'ya kitap ve furkan vermiştik. Tâ ki hidâyete eresiniz.
Ömer Öngüt : Doğru yolu bulup hidayete erişesiniz diye Musa'ya Kitap ve furkan (hak ile bâtılı birbirinden ayıran ölçü) vermiştik.
Şaban Piriş : Doğru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve furkanı vermiştik.
Suat Yıldırım : Mûsâ’ya Kitap ve Furkan’ı verdik, ta ki doğru yolda yürüyebilesiniz.
Süleyman Ateş : Yola gelesiniz diye Mûsâ'ya Kitap ve furkan (gerçekle bâtılı birbirinden ayıran ölçü) vermiştik.
Tefhim-ul Kuran : Ve (yine) hidayete erersiniz diye Musa'ya Kitabı ve Furkanı verdik.
Ümit Şimşek : Doğru yolu bulmanız için de Musa'ya kitabı ve hak ile bâtılı ayırt eden delilleri vermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk : İyiye ve güzele yol bulursunuz ümidiyle Mûsa'ya Kitap'ı ve furkanı/hakla batılı ayıran mesajı vermiştik.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.