FANDOM


يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُم بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ

Yevme teravnehâ tezhelu kullu murdıatin ammâ erdaat ve tedau kullu zâti hamlin hamlehâ ve teren nâse sukârâ ve mâ hum bi sukârâ ve lâkinne azâballâhi şedîd(şedîdun).

1. yevme : gün
2. teravne-hâ : onu görürsünüz
3. tezhelu : unutup bırakır, ilgilenemez
4. kullu : bütün, hepsi
5. murdıatin : emziren kadın
6. ammâ (an mâ) : şeylerden
7. erdaat : emzirdi
8. ve tedau : ve bırakır, doğurur
9. kullu : bütün, hepsi
10. zâti : sahip oldu
11. hamlin : yük
12. hamle-hâ : onu taşıdı (taşıdığı)
13. ve terâ : ve görürsün
14. en nâse : insanlar
15. sukârâ : sarhoş
16. ve mâ hum bi : ve onlar değiller
17. sukârâ : sarhoş
18. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
19. azâballâhi (azâbe allâhi) : Allah 'ın azabı
20. şedîdun : (çok) şiddetli
Elmalılı Hamdi Yazır : Onu göreceğiniz gün her emzikli emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın hamlini vaz' eder, ve nâsı hep sarhoş görürsün halbuki sarhoş değillerdir ve lâkin Allah ın azâbı şediddir


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.