FANDOM





ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّ مَا جَاء أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).

1. summe : sonra
2. ersel-nâ : biz gönderdik
3. rusule-nâ : resûllerimiz
4. tetrâ : birbirinin arkasından, ardından, ardarda
5. kullemâ : her defasında
6. câe : geldi
7. ummeten : ümmet
8. resûlu-hâ : onun (kendi) resûlü
9. kezzebû-hu : onu yalanladılar
10. fe : artık, böylece, bundan sonra
11. etbâ'nâ : biz tâbî kıldık, takip ettirdik
12. ba'dahum ba'dan : onların bir kısmını bir kısmına, birbirine
13. ve cealnâ-hum : ve onları kıldık
14. ehâdîse : efsane, nakledilen olaylar
15. fe : artık, böylece
16. bu'den : uzak olsun
17. li kavmin : kavim için, kavim
18. lâ yu'minûne : mü'min olmayanlar
Elmalılı Hamdi Yazır : Sonra ardı ardına Resullerimizi gönderdik, her ümmete Resulü geldikçe onu tekzib ettiler, biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsâne yaptık, artık defolsun öyle bir kavim ki iymana gelmezler
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.