FANDOM



فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Fe ye’tîyehum bagteten ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).


1. fe : böylece
2. ye'tîye-hum : onlara gelecek, gelir
3. bagteten : ansızın
4. ve hum : ve onlar
5. lâ yeş'urûne : farkında olmazlar, olamazlar


Diyanet İşleri : (201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe, ona inanmazlar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ansızın gelip çatar onlara ve onlar anlamazlar bile.
Adem Uğur : İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
Ahmed Hulusi : (Ölüm azabı) onlara, düşünmedikleri bir anda, ansızın gelir! (Ölüm, en büyük azaptır; çünkü kişi ölümü tadarak hakikatini bizzat müşahede eder ve hakikatinin hakkını veremediğini kavrar; artık bunun gereğini yerine getirme imkânı kalmadığını idrak ederek çok büyük bir pişmanlığın azabı içine düşer. A. H. )
Ahmet Tekin : İşte o azap da, onlara, ansızın, farkında olmadıkları bir sırada gelecek.
Ahmet Varol : (Azap) onlara, kendileri farkında olmadan ansızın gelir.
Ali Bulaç : Artık o (azab), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir.
Ali Fikri Yavuz : İşte, bu azab, hiç farkında değillerken, ansızın kendilerine gelecektir.
Bekir Sadak : (200-20) 2 Suclularin kalblerine Kuran'i boylece sokariz da, can yakici azabi gormedikce ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Celal Yıldırım : Bu azâb, farkına varmadıkları bir halde ansızın kendilerine gelir de,
Diyanet İşleri (eski) : (200-202) Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Diyanet Vakfi : İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
Edip Yüksel : Onlara ansızın, beklemedikleri bir anda gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki geliversin de kendilerine ansızın, hiç farkında değillerken
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : o azap kendilerine ansızın hiç farkında olmadıkları bir anda gelecektir,
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
Fizilal-il Kuran : O azapla hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın yüzyüze gelirler.
Gültekin Onan : Artık o (azab), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir.
Hasan Basri Çantay : İşte bu (azab) onlara, kendileri de farkında olmayarak, ansızın gelecekdir.
Hayrat Neşriyat : İşte (bu azab) onlara haberleri olmadan, ansızın gelecektir.
İbni Kesir : O da kendilerine apansız, haberleri olmadan geliverir.
Muhammed Esed : O azap ki, sonunda, onların hiç beklemedikleri bir anda ansızın gelip çatacaktır;
Ömer Nasuhi Bilmen : Artık (o azap) onlara hiç farkedemez bir haldeler iken ansızın geliverir.
Ömer Öngüt : Azap onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.
Şaban Piriş : O azap, onlara farkında olmadıkları bir anda ansızın gelir.
Suat Yıldırım : İşte bu azap, kendilerine ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.
Süleyman Ateş : Azâb onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.
Tefhim-ul Kuran : Artık o (azab), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir.
Ümit Şimşek : O azap, hiç ummadıkları anda, birden bire onlara geliverir.
Yaşar Nuri Öztürk : O azap onlara ansızın gelecek, farkında bile olmayacaklar.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.