FANDOM


Kul sîrû fîl ardı fenzurû keyfe kâne âkibetul mucrimîn(mucrimîne).




1. kul : de
2. sîrû : yürüyün, dolaşın
3. fî el ardı : yeryüzünde
4. fenzurû (fe unzurû) : böylece bakın
5. keyfe : nasıl
6. kâne : oldu
7. âkibetu : akıbet, son
8. el mucrimîne : suçlular, günahkârlar



Diyanet İşleri : De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Gezin yeryüzünde de bakın, görün, ne olmuş mücrimlerin sonu.
Adem Uğur : De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
Ahmed Hulusi : De ki: "Arzda seyredin de, suçluların sonu nasıl oldu, bir bakın. "
Ahmet Tekin : Onlara:

'Yeryüzünde gezin de, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların âkıbeti nasıl oldu, ibret nazarıyla bir bakın, inceleyin.' de.

Ahmet Varol : De ki: 'Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonları nasıl olmuş bir bakın!'
Ali Bulaç : De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün"
Ali Fikri Yavuz : (Ey Rasûlüm, Mekke halkına) de ki: “- Yeryüzünde gezip dolaşın da bakın, günahkârların akıbeti nasıl olmuş!...”
Bekir Sadak : De ki: «Yeryuzunde gezin, suclularin sonunun nasil olduguna bir bakin.»
Celal Yıldırım : De ki: Yeryüzünde bir gezin de o suçlu günahkârların sonunun ne olduğunu bir görün.
Diyanet İşleri (eski) : De ki: 'Yeryüzünde gezin, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.'
Diyanet Vakfi : De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
Edip Yüksel : De ki, 'Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın.'
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : De ki: «Hele yeryüzünde bir dolaşın da bakın suçluların sonu ne olmuş?
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : De ki: «Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!»
Fizilal-il Kuran : Onlara de ki; «Yeryüzünü geziniz de ağır suçluların sonunun nice olduğunu görünüz.»
Gültekin Onan : De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün."
Hasan Basri Çantay : De ki: «Yerde gezin (dolaşın) da günahkârların sonu nice olmuşdur, görün».
Hayrat Neşriyat : De ki: 'Yeryüzünde dolaşın da o günahkârların âkıbeti nasıl olmuş bakın!'
İbni Kesir : De ki: Yeryüzünde gezinin de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün.
Muhammed Esed : De ki: "Yeryüzünde dolaşın da (böyle diyerek) günaha gömülüp gitmiş olanların sonunu görün!"
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Yeryüzünde yürüyünüz de bakınız ki, günahkârların akibeti nasıl olmuştur.»
Ömer Öngüt : De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da, günahkârların âkıbetinin nasıl olduğunu bir görün!”
Şaban Piriş : -Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkarların sonu nasıl olmuştur? de!
Suat Yıldırım : De ki: "Hele dünyayı bir dolaşın da suçlu kâfirlerin âkıbetleri nasıl olmuş görün!"
Süleyman Ateş : De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını bir görün»
Ümit Şimşek : De ki: Yeryüzünde gezin de görün, mücrimlerin sonu nice olmuş!
Yaşar Nuri Öztürk : De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkârların sonu!"
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.