ذَلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ اللّهَ لَيْسَ بِظَلاَّمٍ لِّلْعَبِيدِ

Zâlike bimâ kaddemet eydîkum ve ennallâhe leyse bi zallâmin lil abîd(abîdi).

1. zâlike : işte bu
2. bimâ : şeyler sebebiyle
3. kaddemet : takdim ettiğiniz (yaptığınız)
4. eydî-kum : sizin elleriniz
5. ve enne allâhe : ve Allah ... olduğu
6. leyse : değil
7. bi zallâmin : zalim, zulmedici
8. li el abîdi : kullar için, kullara
Hak Dini Kuran Dili : Bu sizin ellerinizin takdim ettiği ve Allahın zulümkâr olmaması yüzündendir o kullara
Diyanet İşleri : “Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır.” Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Abdulbaki Gölpınarlı : Bu da, ancak elleriyle kazandıklarının cezası ve Allah, şüphe yok ki kullarına zulmetmez.
Adem Uğur : Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez.
Ahmed Hulusi : Bu (azap) kendi ellerinizle oluşturduklarınızın sonucudur. Allâh, kullarında hak etmediklerini açığa çıkarmak suretiyle zulümde bulunmaz!
Ahmet Tekin : Bütün bunlar, dünyada ellerinizle, bizzat yapmış olduğunuz şeyler, kötülükler sebebiyledir. Allah kullarına zâlimce davranmaz.
Ahmet Varol : 'Bu sizin kendi ellerinizle işlediklerinizin karşılığıdır. Yoksa Allah kullara haksızlık edici değildir.'
Ali Bulaç : Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Allah, gerçekten kullara zulmedici değildir.
Ali Fikri Yavuz : Size bu azap, yaptığınız günahların karşılığıdır; ve Allah kullarına zulmedici değildir.
Bekir Sadak : «Bu, yaptiginizin karsiligidir". Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Celal Yıldırım : İşte ellerinizle önden gönderdiğinizin karşılığıdır bu ! Çünkü Allah elbette kullarına haksızlık edici değildir.
Diyanet İşleri (eski) : 'Bu, yaptığınızın karşılığıdır'. Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Diyanet Vakfi : Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez.
Edip Yüksel : 'Bu, kendi yaptıklarınızın bir sonucudur.' Kuşkusuz ALLAH kullara karşı zalim değildir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bu, sizin ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır ve Allah kullarına haksızlık yapan değildir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır». Allah kullar(ın)a asla zulmetmez.
Fizilal-il Kuran : Bu kendi elleriniz ile yaptıklarınız yüzündendir. Yoksa Allah'ın, kullara haksızlık etmesi kesinlikle söz konusu değildir.
Gültekin Onan : Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Tanrı, gerçekten kullara zulmedici değildir.
Hasan Basri Çantay : Bu, ellerinizin öne sürdüğünün (yapdığınız günâhların) karşılığıdır. Şüphesiz ki Allah kullarına haksızlık edici değildir.
Hayrat Neşriyat : Bu (azab), ellerinizin işlediği (günahlar) yüzündendir; yoksa muhakkak ki Allah, kullar(ın)a zulümkâr değildir.
İbni Kesir : Bu, yaptığınızın karşılığıdır. Allah kullarına asla zulmedici değildir.
Muhammed Esed : ellerinizle işlediklerinizin karşılığı olarak; zira Allah, kullarına en ufak bir haksızlık yapmaz!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Bu, sizin ellerinizin takdim ettiği şey sebebiyledir. Ve şüphe yok ki, Allah Teâlâ kullarına zulümkar değildir.
Ömer Öngüt : Bu, kendi ellerinizle yapmış olduğunuz şeylerin karşılığıdır. Allah kullarına aslâ zulmedici değildir.
Şaban Piriş : Bu sizin ellerinizle hazırladığınızdır. Allah kullarına zulmedici değildir.
Suat Yıldırım : İşte bu, sizin ellerinizle işlediğiniz günahların karşılığıdır. Çünkü Allah kullarına haksızlık edecek değildir.
Süleyman Ateş : "Bu, sizin ellerinizin yapıp öne sürdürdüğünün karşılığıdır." Allâh, kullara asla zulmedici değildir.
Tefhim-ul Kuran : Bu, sizin ellerinizin önden sunduklarıdır. Allah, gerçekten kullara zulmedici değildir.
Ümit Şimşek : Bu sizin kendi elinizde hazırlamış olduğunuz şeydir; yoksa Allah asla kullarına haksızlık etmez.
Yaşar Nuri Öztürk : Bu, kendi, ellerinizin üretip önden gönderdiği yüzündendir. Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.