FANDOM


قُلْ إِنَّمَا أَعِظُكُم بِوَاحِدَةٍ أَن تَقُومُوا لِلَّهِ مَثْنَى وَفُرَادَى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِكُم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ لَّكُم بَيْنَ يَدَيْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

Kul innemâ eızukum bi vâhideh(vâhidetin), en tekûmû lillâhi mesnâ ve furâdâ summe tetefekkerû, mâ bi sâhıbikum min cinneh(cinnetin), in huve illâ nezîrun lekum beyne yedey azâbin şedîd(şedîdin).

1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. eızu-kum : size vaazediyorum, öğüt veriyorum
4. bi : ile
5. vâhidetin : tek, bir tane
6. en : olmak
7. tekûmû : kalkın
8. li allâhi : Allah için
9. mesnâ : ikişer ikişer
10. ve furâdâ : ve fertler (olarak), teker teker
11. summe : sonra
12. tetefekkerû : tefekkür edin, düşünün
13. : değil, yoktur
14. bi sâhıbi-kum : sizin sahibiniz, arkadaşınız
15. min : dan
16. cinnetin : cinnet, delilik
17. in : eğer
18. huve : o
19. illâ : sadece, ancak, den başka
20. nezîrun : nezir, uyarıcı
21. lekum : sizin için
22. beyne yedey : ellerinin arasında, önünde, gelecek olan
23. azâbin : bir azap
24. şedîdin : şiddetli, kuvvetli
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki: size sâde bir tek nasıhat edeceğim şöyle ki: Allah için ikişer üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz, arkadaşınızda cinnetten eser yoktur, o yalnız şiddetli bir azâbın önünde sizi sakındıracak bir Peygamberdir


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.