FANDOM


37/9 Saffat Suresi
Kuran-ı Kerim
37/11



Arapça harfli ayet metni Edit

Latin harflerine transcriptli metin Edit

Kelime anlamlı meal Edit

Abdülbaki Gölpınarlı Edit

Ali Bulaç Meali Edit

Ahmet Varol Meali Edit

Diyanet İşleri Meali(Eski) Edit

Diyanet İşleri Meali(Yeni) Edit

Diyanet Vakfı Meali Edit

Edip Yüksel Meali Edit

10. Bir söz kapan olursa, onu, delici bir ışın izler. 


Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş metin) Edit

Elmalılı Meali (Orjinal) Edit

Ömer Nasuhi Bilmen Edit

Muhammed Esed Edit

Suat Yıldırım Edit

Süleyman Ateş Meali Edit

Şaban Piriş Meali Edit

Ümit Şimşek Meali Edit

10: Ancak kulak hırsızlığıyla birşey kapan olursa, onu da delip geçen bir alev izler. 6 

Yaşar Nuri Öztürk Edit

Yusuf Ali (English) Edit

M. Pickthall (English) Edit

Elmalı tefsiri (sadeleştirilmiş) Edit

10. Bir söz kapan olursa, onu, delici bir ışın izler.

Elmalı tefsiri(orijinali)Edit

Mevdudi tefhim-ül Kur'an tefsiriEdit

Muhammed Esed Tefsiri Edit

10. ama eğer birisi (5) [bu bilgiden] bir kırıntı koparmayı başarırsa, [bundan dolayı] yakıcı bir alevin pençesine düşsün. (6) 

5 - Lafzen, "... başaran bir kimse dışında" [yahut "... başaran kimse hariç"]. Ancak bazı otoritelerin (mesela Muğnî) işaret ettiği gibi, illâ edatı bazan, burada olduğu gibi, "fakat/ama" anlamına sahip olan ve bağlacı ile eş anlamlı kullanılmaktadır.

6 - Bu ifadenin anlamı için bkz. 15:18, not 17. Ayet 4-5'de Allah'ın birliği vurgulandıktan sonra, 6-10. ayetlerden oluşan pasajda, insanoğlunun O'nun yarattığı evrenin zenginliğini ve derinliğini tam olarak kavramaktan aciz bulunduğu gerçeğine işaret eder. Biz burada 34:9'un bir yankısını görmekteyiz: "Onlar, göğün ve yerin ne kadar az kısmının önlerine serildiğini, ne kadarının da gizlendiğini görmezler mi?" Böylece, ayetin devamında dolaylı bir soru biçiminde ifade edilmiş olan yeniden dirilme temasına yeni ve dolaylı bir yaklaşımda bulunulmaktadır.


Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri Edit

10. Ancak bir çalıp çırpan müstesna. Ona da hemen bir parlak âteş parçası ulaşıverir.

10. Evet.. Şeytanlar umumiyeti itibariyle öyle kovulurlar. (Ancak) Onlardan meleklerle karşılaşıp da meleklerden her nasılsa bir sözü, bir haberi (çalıp çırpan) şeytan (müstesna) o öyle bir sözü, bir haberi öğrendi mi (ona da hemen) şihab denilen (bir parlak âteş parçası ulaşıverir.) o şeytanı yakar, öldürür veya delik deşik ediverir. Onlara isabet eden ateş parçası, bir sabit yıldız değildir. Belki yıldız gibi parlayan bir ateşli cisimdir ki, hikmet gereği şeytanların taşlanmasma, kovulmasına vasıta olur. Yüce Yaratıcının kudretine nazaran bunların hiçbirini uzak görmeğe ve başka şekilde tevile gerek yoktur.

§ Hatf; Çalmak, sür'atle almak, hemen kapıp kaçınmak manasınadır.

§ Sâkıb; da ışık verici, kuvvetli şekilde ışıklı olan ve delik delici demektir.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.