FANDOM


قَالُوا إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَمِينِ



Kâlû innekum kuntum te’tûnenâ anil yemîn(yemîni).




1. kâlû : dediler
2. inne-kum : muhakkak siz, gerçekten siz
3. kuntum : siz oldunuz
4. te'tûne-nâ : bize geliyorsunuz



Diyanet İşleri : Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.”
Abdulbaki Gölpınarlı : Gerçekten de derler, siz sağımızdan çıkagelir, iyilik ediyor görünürdünüz bize.
Adem Uğur : (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
Ahmed Hulusi : "Muhakkak ki siz bize sağdan (sanki hakikati bildirirmiş gibi) gelirdiniz?"
Ahmet Tekin : Güç ve iktidar sahiplerine uyanlar:

'Siz sûreti haktan görünerek etkili usullerle bize yaklaşır, inkâra cür’et ettirir ve bizi hak yoldan uzaklaştırırdınız' diyorlar.

Ahmet Varol : Derler ki: 'Doğrusu siz bize sağdan geliyordunuz.' [1]
Ali Bulaç : "Gerçekten sizler bize sağdan (sağduyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler.
Ali Fikri Yavuz : (Yardakçılar, öncülerine şöyle) diyecekler: “- Siz, bize sağdan (en sağlam taraftan) gelirdiniz.”
Bekir Sadak : Ileri gelenlerine: «Dogrusu siz bize sureti hakdan gorunurdunuz» derler.
Celal Yıldırım : Siz bize sağ taraftan (dinî açıdan) geliyordunuz, derler.
Diyanet İşleri (eski) : İleri gelenlerine: 'Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz' derler.
Diyanet Vakfi : (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
Edip Yüksel : 'Siz bize sağ yanımızdan yaklaşıyordunuz,' derler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Siz diyorlardır: bize sağdan gelir dururdunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Siz bize sağdan gelir alaka gösterip dururdunuz (aldatırdınız,) derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlar: «Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz» derler.
Fizilal-il Kuran : «Doğrusu siz bize sağdan gelirdiniz» derler.
Gültekin Onan : "Gerçekten sizler bize sağdan (sağduyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz" derler.
Hasan Basri Çantay : «Hakıykat siz, derler, biz sağdan (suret-i hakdan) gelirdiniz».
Hayrat Neşriyat : (Tâbi' olanlar, elebaşlarına:) 'Doğrusu siz, bize sağdan gelirdiniz (hayrımıza çalışır görünürdünüz)!' derler.
İbni Kesir : Ve derler ki: Doğrusu siz, bize sağdan gelirdiniz.
Muhammed Esed : (Onların) bir kısmı: "Bakın" diyecek, "Siz bize (ayartma niyetiyle) sağdan yaklaşırdınız!"
Ömer Nasuhi Bilmen : (Tâbi olanlar) Derler ki: «Şüphe yok, siz bize sağdan gelir olmuştunuz.»
Ömer Öngüt : "Siz bize sağdan gelir, suret-i haktan görünürdünüz!" derler.
Şaban Piriş : - Siz bize sağdan geliyordununuz, derler.
Suat Yıldırım : Tâbi olanlar önderlerine: "Siz, derler, bize (en çok önem verdiğimiz taraftan), sağ cihetten gelir, ısrarla size tâbi olmamızı isterdiniz?"
Süleyman Ateş : (Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir (güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz."
Tefhim-ul Kuran : «Gerçekten sizler bize sağdan (sağduyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz» derler.
Ümit Şimşek : 'Siz iyiliğimizi ister görünüyordunuz' derler.
Yaşar Nuri Öztürk : Dediler: "Siz bize sağ taraftan geliyordunuz."
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.