FANDOM



وَهَلْ أَتَاكَ نَبَأُ الْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَ Ve hel etâke nebeul hasm(hasmi), iz tesevverûl mihrâb(mihrâbe).


1. ve : ve
2. hel : mı
3. etâ-ke : sana geldi
4. nebeu : haber
5. el hasmı : hasım, davacı
6. iz : olmuştu
7. tesevverû : duvara tırmanıyorlar
8. el mihrâbe : mihrab, ibadet edilen yer


Diyanet İşleri : Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Abdulbaki Gölpınarlı : Sen, o dâvacılardan haber aldın mı? Hani Dâvûd'un ibâdet ettiği yerin duvarına tırmanmışlardı.
Adem Uğur : (Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanmışlardı.
Ahmed Hulusi : Sana o tartışmanın haberi geldi mi? Hani duvarı tırmanıp mabede ulaştılar.
Ahmet Tekin : Davacı kılığındaki suikastçilerin kıssası geldi mi sana? Mâbedin duvarından atlayarak gelmişler.
Ahmet Varol : Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar yüksek duvardan tırmanarak mihraba girmişlerdi.
Ali Bulaç : Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
Ali Fikri Yavuz : Bir de (Davûd mescidde ibadetle meşgul olduğundan kapısında bekçiler vardı. Kapıdan içeri giremiyen) davacıların haberi geldi mi sana? Hani duvardan çıkıb mescide inmişlerdi.
Bekir Sadak : (21-22) Sana davacilarin haberi ulasti mi? Mabedin duvarina tirmanip Davud'un yanina girmislerdi de, o onlardan urkmustu. soyle demislerdi: «Korkma, birbirinin hakkina tecavuz etmis iki davaci; aramizda adaletle hukmet, ondan ayrilma, bizi dogru yola cikar.»
Celal Yıldırım : Sana, o dâvalı-dâvacı haberi geldi mi ? Hani sûrdan tırmanıp ibâdet odasına yükselip çıkmışlardı.
Diyanet İşleri (eski) : (21-22) Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: 'Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar.'
Diyanet Vakfi : (21-22) (Ey Muhammed!) Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanıp, Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster» dediler.
Edip Yüksel : Davacıların haberi sana ulaştı mı? Hani mabedine tırmanmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bir de hasım kıssası geldi mi sana? Hani surdan mihraba aştıkları vakıt
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Birde davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Fizilal-il Kuran : Sana davacılarının haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardı.
Gültekin Onan : Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
Hasan Basri Çantay : Sana o da'vâcıların haberi geldi mi? Hani onlar dıvardan mescide tırmanmışlardı.
Hayrat Neşriyat : Hem sana o da'vâcıların haberi geldi mi? Hani ma'bed(in duvarın)a tırmanmışlardı.
İbni Kesir : Sana davacıların haberi ulaştı mı? Hani onlar ma'bedin duvarına tırmanmışlardı.
Muhammed Esed : Davacıların kıssasından haberin oldu mu? (Davud'un ibadet ettiği) mabedin duvarlarına tırmanan (iki kişinin kıssasından)?
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve sana o davacıların haberi geldi mi? O vakit ki, ibadetgâha tırmanıp çıkmışlardı.
Ömer Öngüt : Sana o dâvâcıların haberi geldi mi? Hani onlar mâbedin duvarına tırmanıp çıkmışlardı.
Şaban Piriş : Sana o davacıların haberi gelmedi mi? Hani duvara tırmanmışlar.
Suat Yıldırım : (21-22) O mahkemeleşen hasımların olayından haberin oldu mu? Onlar mâbedin duvarına tırmanıp Davud’un yanına birden girince o, onlardan ürktü. Onlar da "Korkma! dediler, biz sadece birbirimize hakkı geçen iki dâvalıyız. Senden dileğimiz: Aramızda adaletle hükmet, haktan uzaklaşma ve bize tam doğruyu göster."
Süleyman Ateş : Sana dâvâcıların haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardı,
Tefhim-ul Kuran : Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
Ümit Şimşek : Peki, o dâvâcıların haberi sana ulaştı mı? Hani onlar duvardan tırmanarak mâbede girmişlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk : Geldi mi sana, o çekişme hikâyesinin haberi? Hani, o hasımlar, duvarı aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.