FANDOM



يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَومٌ مِّن قَوْمٍ عَسَى أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاء مِّن نِّسَاء عَسَى أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ yeshar kavmun min kavmin asâ en yekûnû hayren minhum ve lâ nisâun min nisâin asâ en yekunne hayren minhunn(minhunne), ve lâ telmizû enfusekum ve lâ tenâbezû bil elkâb(elkâbi), bi’sel ismul fusûku ba’del îmân(îmâni), ve men lem yetub, fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : onlar, olanlar
3. âmenû : âmenû oldular, Allah'a ulaşmayı dilediler
4. lâ yeshar : alay etmesin
5. kavmun : bir kavmin
6. min kavmin : bir kavim
7. asâ : umulur ki, belki
8. en yekûnû : olurlar
9. hayren : daha hayırlı
10. min-hum : onlardan
11. ve lâ nisâun : ve kadınlar ..... olmasın, yapmasın
12. min nisâin : kadınlar
13. asâ : belki, umulur ki
14. en yekunne : olurlar
15. hayren : daha hayırlı
16. min-hunne : onlardan
17. ve lâ telmizû : ve ayıplamayın
18. enfuse-kum : nefsleriniz, birbiriniz
19. ve lâ tenâbezû : ve çağırmayın
20. bi : ile
21. el elkâbi : lâkaplar, takma isimler
22. bi'se : ne kötü
23. el ismu : isim
24. el fusûku : fasık
25. ba'de : sonra
26. el îmâni : îmân
27. ve men : ve kim
28. lem yetub : tövbe etmez
29. fe ulâike : işte onlar
30. hum(u) : onlar
31. ez zâlimûne : zalimler


Diyanet İşleri : Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ey inananlar, içinizden bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin, olabilir ki alay edilenler, öbürlerinden daha hayırlıdır ve kadınların bir kısmı da başka kadınlarla alay etmesin, olabilir ki alay edilen kadınlar, öbürlerinden daha hayırlıdır ve birbirinizi kınamayın ve kötü lâkaplarla çağırmayın; inançtan sonra buyruktan çıkmışlara âit adlar, ne de kötüdür ve kim tövbe etmezse artık onlar, zulmedenlerin ta kendileridir.
Adem Uğur : Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.
Ahmed Hulusi : Ey iman edenler. . . Bir grup diğer bir grup ile alay etmesin! Onlar (alay ettikleri), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Kadınlar da kadınlarla (alay etmesinler)! Olabilir ki onlar kendilerinden daha hayırlıdır! Nefslerinizi (birbirinizi) ayıplamayın ve birbirinize (kötü) lakaplar takmayın! İmandan sonra fusuk (inancın bozulması) ne kötü bir isimlenmedir! Kim tövbe etmediyse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir!
Ahmet Tekin : Ey iman nimetine kavuşanlar, bir kavim, diğer bir kavimle küçümseyerek alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da, kadınları küçümseyerek alaya almasınlar, hakarette bulunmasınlar, ayıpları, kusurları rencide ederek, işaret ederek söylemesinler. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi dilinize dolayarak, işaretleşerek yaralamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın, kötü lakaplarla anmayın. İman dairesine girdikten sonra âsi, mantıksız fâsık adını almak ne kötü bir damgadır. Tevbe etmeyenler, günah işlemekten vazgeçmeyip Allah’a itaate yönelmeyenler, işte onlar isyanda, günahta ısrar eden zâlimlerin ta kendileridir.
Ahmet Varol : Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha hayırlı olurlar. Kadınlar da kadınları (alaya almasınlar). Belki onlar kendilerinden daha hayırlı olurlar. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü addır! Kim tevbe etmezse işte onlar zalimlerin kendileridir.
Ali Bulaç : Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.
Ali Fikri Yavuz : Ey iman edenler! Bir kavim, diğer bir kavimle alay etmesin; olur ki, alay edilenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Bir takım kadınlar da diğer kadınlarla eğlenmesin; olur ki eğlenceye alınanlar kendilerinden daha hayırlı olurlar. Hem birbirinizi ayıblamayın ve kötü lâkablarla atışmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü isimdir!... Kim de tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.
Bekir Sadak : Ey inananlar! Bir topluluk bir digerini alaya almasin, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadinlar da baska kadinlari alaya almasinlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayiplamayin; birbirinizi kotu lakaplarla cagirmayin; inandiktan sonra yoldan cikmis olmak ne kotu bir addir. Tevbe etmeyenler, iste onlar zalimlerdir.
Celal Yıldırım : Ey imân edenler! Sizden bir kabile diğeriyle alay etmesin. Olabilir ki alay edilenler, alay edenlerden hayırlıdır. Bir kısım kadınlar da diğerleriyle alay etmesin, umulur ki, alay edilen kadınlar, alay eden kadınlardan hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın; kötü lâkablarla sataşıp atışmayın. İmândan sonra din ve ahlâk sınırlarını aşmakla ilgili isim ne kötüdür! Kim tevbe etmezse, İşte onlar, evet onlar zâlimlerdir.
Diyanet İşleri (eski) : Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
Diyanet Vakfi : Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.
Edip Yüksel : Ey inananlar, bir topluluk diğer bir topluluk ile alay etmesin, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesinler, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi, küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın. İnançtan sonra yoldan çıkmak ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse onlar zalimlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ey o bütün iyman edenler! Alay etmesin bir kavm bir kavm ile belki kendilerinden daha hayırlı olurlar, ne de bir takım kadınlar diğer kadınlarla, belki onlardan daha hayırlı olurlar, hem kendilerinizi ayıblamayın ve kötü lâkablarla atışmayın, iymandan sonra fâsıklık ne kötü isimdir, her kim de tevbe etmezse artık onlar kendilerine zulmedenlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ey iman edenler! Bir topluluk bir toplulukla alay etmesin; belki de onlar kendilerinden daha hayırlı olurlar; bir takım kadınlar da diğer kadınlarla (alay etmesin), belki onlardan daha hayırlı olurlar. Bir de kendi kendinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü isimdir! Her kim de tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.
Fizilal-il Kuran : Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Belki alay ettikleri kimseler, kendilerinden iyidirler. Kadınlarda başka kadınlarla alay etmesin. Belki onlar kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fasık (yoldan çıkmış) olmak ne kötü bir addır. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimlerdir.
Gültekin Onan : Ey inananlar, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefslerinizi yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık kötü lakablarla' çağırmayın. İnançtan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar zalim olanların ta kendileridir.
Hasan Basri Çantay : Ey îman edenler, bir kavm diğer bir kavm ile alay etmesin. Olurki (alay edilenler Allah indinde) kendilerinden (ya'ni alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları (eğlenceye almasın). Olurki onlar (eğlenceye alınanlar) kendilerinden daha hayırlıdır. (Kendi) kendinizi ayıblamayın. Birbirinizi kötü lâkablarla çağırmayın. İmandan sonra faasıklık ne kötü addır! Kim (Allahın yasak etdiği şeylerden) tevbe etmezse onlar zaalimlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat : Ey îmân edenler! Bir topluluk, (başka) bir toplulukla alay etmesin; olur ki (onlar), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Birtakım kadınlar da (başka) kadınlarla (alay etmesinler)! Belki (onlar da) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendinizi (birbirinizi) de ayıplamayın ve birbirinizi (kötü) lâkablar ile çağırmayın! Îmandan sonra fâsıklık ismi (günahla anılmak), ne kötüdür! Artık kim (bu kötü amelinden vazgeçerek) tevbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir!
İbni Kesir : Ey iman etmiş olanlar; bir topluluk diğer topluluk ile alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü addır. Kim de tevbe etmezse; işte onlar zalimlerin kendileridir.
Muhammed Esed : Siz ey imana ermiş olanlar! Hiçbir insan (başka) insanları alaya alıp küçümsemesin! Belki o (alay edip küçümsedik)leri kendilerinden daha hayırlı olabilirler ve hiçbir kadın (başka) kadınları (küçümseyip alaya almasın)! Onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler. Ve hiçbiriniz başka birini karalamasın, birbirinizi (yaralayıcı, incitici) lakaplar ile aşağılamayın! (Kişi) iman ettikten sonra ona hiçbir şekilde günah isnad etmeyin ve (bu suçu işleyen, ama sonra) pişmanlık duymayanlar işte gerçek zalimler onlardır!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ey imân etmiş olanlar! Bir kavim diğer bir kavim ile alay etmesin. Olabilir ki, onlar (o alay edilenler) ötekilerden daha hayırlı olurlar ve kadınlar da kadınlardan (bir kimseyi eğlenceye almasın). Olabilir ki onlar, ötekilerden daha hayırlı bulunurlar. Ve kendi nefislerinizi de ayıplamayınız ve kötü lakablar ile atışmayınız. İmândan sonra fâsıklık ne kötü addır ve her kim tevbe etmezse işte zalimler olanlar onlardır, onlar.
Ömer Öngüt : Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Alay edilenler belki de Allah katında kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lâkapla çağırmayın. İnandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü addır! Kim de tevbe etmezse, işte onlar zâlimlerdir.
Şaban Piriş : -Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olması mümkündür. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Birbirinizde ayıplar aramayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra fasık adını almak ne kötüdür. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimler onlardır.
Suat Yıldırım : Ey iman edenler! Sizden hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin. Ne mâlum? Belki alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki de alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Birbirinizi, (daha doğrusu kendilerinizi) karalamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İman ettikten sonra insanın adının kötüye çıkması, fâsık damgası yemesi ne fena bir şeydir! Kim tövbe etmezse işte onlar tam zalim kimselerdir.
Süleyman Ateş : Ey inananlar, bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin. Belki (alay ettikleri kimseler), kendilerinden iyidirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki onlar, kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fısk adı, ne kötü bir şeydir! Kim tevbe etmezse, işte onlar, zâlimdirler.
Tefhim-ul Kuran : Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'en olmadık kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.
Ümit Şimşek : Ey iman edenler! Bir topluluk başka bir topluluğu alaya almasın; belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınları alaya almasın; belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın; birbirinize kötü lâkaplar takmayın. İmandan sonra fasıklıkla anılmak ne kötü isimdir! Bu davranışlardan kim tevbe etmezse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.
Yaşar Nuri Öztürk : Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir! Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.


TefsirlerEdit

Kelime mealiEdit

Hucurât Suresi (11. Ayet) ' (Aynı kökten türeyen kelimelerin kaç tane ve hangi ayetlerde geçtiğini görmek için kelimelerin altında bulunan büyüteç resmini tıklayın.)

يَٓا

 ey

O!

Nida Edatı

حرف نداء

Vocative Particle

[1]

اَيُّهَا

eyyuhâ

 ey

O you who believe

İsim

اسم

Noun

[2]

الَّذ۪ينَ

lleżîne

 kimseler

O you who believe

İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)

اسم موصول

Relative Pronoun

[3]

اٰمَنُوا

âmenû

 inanan(lar)

O you who believe

Fiil + Zamir

فعل + ضمير

Verb + Personal Pronoun

[4]

لَا

 

(Let) not

Nehî Edatı

حرف نهي

Prohibition Particle

[5]

يَسْخَرْ

yesḣar

 alay etmesin

ridicule

Fiil

فعل

Verb

[6]

قَوْمٌ

'k'avmun

 bir topluluk

a people

İsim

اسم

Noun

[7]

مِنْ

min

 (başka bir)

[of]

Harf-i Cer

حرف جر

Preposition

[8]

قَوْمٍ

'k'avmin

 toplulukla

(another) people

İsim

اسم

Noun

[9]

عَسٰٓى

‘asâ

 belki

perhaps

Fiil

فعل

Verb

[10]

اَنْ

en

 

that

Masdar Harfi

حرف مصدري

Subordinating Conjunction

[11]

يَكُونُوا

yekûnû

 olurlar

they may be

Fiil + Zamir

فعل + ضمير

Verb + Personal Pronoun

[12]

خَيْرًا

ḣayran

 daha iyi

better

İsim

اسم

Noun

[13]

مِنْهُمْ

minhum

 kendilerinden

than them

Harf-i Cer + Zamir

حرف جر + ضمير

Preposition + Personal Pronoun

[14]

وَلَا

velâ

 ve ne de

and (let) not

Bağlaç + Nehî Edatı

حرف عطف + حرف نهي

Conjunction + Prohibition Particle

[15]

نِسَٓاءٌ

nisâun

 kadınlar

women

İsim

اسم

Noun

[16]

مِنْ

min

 (başka)

[of]

Harf-i Cer

حرف جر

Preposition

[17]

نِسَٓاءٍ

nisâ-in

 kadınlarla

(other) women

İsim

اسم

Noun

[18]

عَسٰٓى

‘asâ

 belki

perhaps

Fiil

فعل

Verb

[19]

اَنْ

en

 

that

Masdar Harfi

حرف مصدري

Subordinating Conjunction

[20]

يَكُنَّ

yekunne

 olurlar

they may be

Fiil + Zamir

فعل + ضمير

Verb + Personal Pronoun

[21]

خَيْرًا

ḣayran

 daha iyi

better

İsim

اسم

Noun

[22]

مِنْهُنَّۚ

minhun(ne)

 onlar kendilerinden

than them

Harf-i Cer + Zamir

حرف جر + ضمير

Preposition + Personal Pronoun

[23]

وَلَا

velâ

 ve

And (do) not

Bağlaç + Nehî Edatı

حرف عطف + حرف نهي

Conjunction + Prohibition Particle

[24]

تَلْمِزُٓوا

telmizû

 kusur aramayın

insult

Fiil + Zamir

فعل + ضمير

Verb + Personal Pronoun

[25]

اَنْفُسَكُمْ

enfusekum

 birbirinizde

yourselves

İsim + Zamir

اسم + ضمير

Noun + Personal Pronoun

[26]

وَلَا

velâ

 ve

and (do) not

Bağlaç + Nehî Edatı

حرف عطف + حرف نهي

Conjunction + Prohibition Particle

[27]

تَنَابَزُوا

tenâbezû

 birbirinizi çağırmayın

call each other

Fiil + Zamir

فعل + ضمير

Verb + Personal Pronoun

[28]

بِالْاَلْقَابِۜ

bil-elkâb(i)

 kötü lakaplarla

by nicknames

Harf-i Cer + İsim

حرف جر + اسم

Preposition + Noun

[29]

بِئْسَ

bi/se

 ne kötü bir şeydir

Wretched is

Fiil

فعل

Verb

[30]

الِاسْمُ

l-ismu

 adı

the name

İsim

اسم

Noun

[31]

الْفُسُوقُ

l-fusûku

 fısk

(of) disobedience

İsim

اسم

Noun

[32]

بَعْدَ

ba’de

 sonra

after

Zaman Zarfı

ظرف زمان

Time Adverb

[33]

الْا۪يمَانِۚ

l-îmân(i)

 inandıktan

the faith

İsim

اسم

Noun

[34]

وَمَنْ

ve men

 ve kim

And whoever

Bağlaç + İsm-i Mevsul

حرف عطف + اسم موصول

Conjunction + Relative Pronoun

[35]

لَمْ

lem

 

(does) not

Harf-i Nefi

حرف نفي

Negative Particle

[36]

يَتُبْ

yetub

 tevbe etmezse

repent

Fiil

فعل

Verb

[37]

فَاُو۬لٰٓئِكَ

fe-ulâike

 işte

then those

İsti'nafiye Edatı + İşaret Zamiri

حرف استئنافية + اسم اشارة

Resumption Particle + Demonstrative Pronoun

[38]

هُمُ

humu

 onlar

they

Zamir

ضمير

Personal Pronoun

[39]

الظَّالِمُونَ

'zz'âlimûn(e)

 zalimdirler

(are) thewrongdoers

İsim

اسم

Noun

[40]

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.