FANDOM



يَتَنَازَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ



Yetenâzeûne fîhâ ke’sen lâ lagvun fîhâ ve lâ te’sîmun.



1. yetenâzeûne : karşılıklı alıp verirler, (kadeh) kaldırırlar

2. fî-hâ : orada

3. ke'sen : kadeh

4. lâ lagvun : boş söz yoktur

5. fî-hâ : orada

6. ve lâ : ve yoktur

7. te'sîmun : günaha girme



Diyanet İşleri : Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.

Abdulbaki Gölpınarlı : Ve birbirlerine öyle bir kadeh sunarlar ki içtikleri şarabın sonucunda ne boş şeylerden bahsediş var, ne günaha giriş.

Adem Uğur : Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır ne de günaha girme.

Ahmed Hulusi : Onda, sarhoşlatıp ne düşünüp söylediğini bilmez hâle getirmeyen içkiler kapışırlar!

Ahmet Tekin : Cennet’te birbirlerine boş konuşturmayan, saçmalamaya sevk etmeyen, bile bile günaha sokmayan, dolu kadehler sunarlar.

Ahmet Varol : Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama ne de günâha sokma vardır.

Ali Bulaç : Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz', ne günaha sokma yoktur.

Ali Fikri Yavuz : Orada birbiriyle kadeh çekiştirirler ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne bir günaha sokma...

Bekir Sadak : Orada kadeh tokustururlar; fakat bunda ne bir sacmalama, ne de bir gunaha girme vardir.

Celal Yıldırım : Orada kadeh tokuştururlar ki bunda ne bir boşanlamsız saçmalama, ne de günaha sokma vardır.

Diyanet İşleri (eski) : Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

Diyanet Vakfi : Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır ne de günaha girme.

Edip Yüksel : Orada birbirlerinden kadeh kapışırlar, onda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır : Orada bir peymâne çekiştirirler ki ne bir saçmalama vardır onda ne bir günaha sokma

Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Orada kadeh teati ederler ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de bir günaha sokma!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

Fizilal-il Kuran : Orada bir kadehi kapışırlar fakat onda ne saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

Gültekin Onan : Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz' ne günaha sokma vardır.

Hasan Basri Çantay : Orada birbirleriyle öyle kadeh çekişirler ki! Onda ne bir saçmalama, ne de bir günâha sokma yokdur.

Hayrat Neşriyat : Orada (neş’e ile) birbirlerine kadeh çekişirler (verip alırlar); onda (onun içiminde)ne boş bir söz, ne de bir günâha sokma vardır (sarhoş etmez).

İbni Kesir : Orada öyle bir kadehi devrederler ki; onda, bir saçmalama ve günaha sokma yoktur.

Muhammed Esed : ve orada, (cennette), birbirlerine, boş konuşturmayan ve günaha sokmayan kaseler uzatacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen : (22-23) Ve onlara arzu edeceklerinden bir meyve ile ve bir et ile imdat etmişizdir. Ve orada bir kâseyi teatide bulunurlar, onda ne bir saçma söz vardır ve ne de bir günah.

Ömer Öngüt : Orada birbirlerinden kadeh alıp verirler. Amma onu içenler ne boş bir söz söylerler, ne de günaha girerler.

Şaban Piriş : Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Orada saçmalama yoktur. Günaha sokma yoktur.

Suat Yıldırım : Onlar orada içecek kadehleri kapışırlar ki bunları içmede ne saçma sapan konuşma olur, ne de günaha girilir.

Süleyman Ateş : Orada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günâha sokma.

Tefhim-ul Kuran : Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda, ne 'boş ve saçma bir söz', ne de bir günaha sokma yoktur.

Ümit Şimşek : Orada öyle kadehler kapışmaktadırlar ki, içene ne boş söz söyletir, ne onu günaha sokar.

Yaşar Nuri Öztürk : Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.