FANDOM


قُلْ سِيرُواْ فِي الأَرْضِ ثُمَّ انظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ



Kul sîrû fîl ardı summenzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).




1. kul : de, söyle
2. sîrû : gezin, dolaşın
3. fî el ardı : arzda, yeryüzünde
4. summe unzurû : sonra bakın (görün)
5. keyfe kâne : nasıl oldu
6. âkıbetu : sonu
7. el mukezzibîne : tekzip eden, yalanlayan kimseler



Diyanet İşleri : De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.”
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Gezin yeryüzünü de görün inkâr edenlerin sonları ne olmuş.
Adem Uğur : De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!
Ahmed Hulusi : De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bakın bakalım, (hakikati) yalanlayanların sonları nasıl oldu. "
Ahmet Tekin : 'Yeryüzünde dolaşın da, peygamberlerini yalanlayanların âkıbeti nasıl olmuş, görün, inceleyin ibret alın' de.
Ahmet Varol : De ki: 'Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonları nasıl olmuş bir görün!'
Ali Bulaç : De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."
Ali Fikri Yavuz : De ki: “-Yeryüzünde dolaşın da hele bir bakın; o peygamberlere yalancı diyenlerin sonu nasıl olmuştur.”
Bekir Sadak : De ki: «Yer yuzunde gezip dolasin, sonra da, yalanlayanlarin sonunun nasil olduguna bir bakin.»
Celal Yıldırım : De ki: (Ey inkarcı sapıklar!) yeryüzünde gezip dolaşın da sonra (hakk'ı) yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün.
Diyanet İşleri (eski) : De ki: 'Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.'
Diyanet Vakfi : De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!
Edip Yüksel : De: 'Yeryüzünü dolaşın da yalanlayıcıların sonu nasıl olmuş bir bakın.'
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki: yer yüzünde dolaşın da bakın o Peygâmberlere yalancı diyenlerin akıbeti nasıl olmuş?»
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : De ki: «Yeryüzünde dolaşın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun nasıl olduğunu bir görün!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : De ki: «Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!».
Fizilal-il Kuran : Onlara de ki; Dünyayı geziniz de peygamberleri yalanlayanların sonu nice oldu, görünüz?»
Gültekin Onan : De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."
Hasan Basri Çantay : De ki: «Yer (yüzün) de gezib dolaşın, sonra da bakın ki (peygamberleri) yalanlayanların sonu nice olmuşdur».
Hayrat Neşriyat : De ki: 'Yeryüzünde dolaşın, sonra (da peygamberleri) yalanlayanların âkıbetinasıl olmuş, bakın!'
İbni Kesir : De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da sonra bir görün, yalanlayanların sonu nice olmuştur?
Muhammed Esed : De ki: "Yeryüzünde dolaşın ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne olduğunu görün!"
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Yeryüzünde dolaşınız, sonra bakınız ki, tekzîp edenlerin akibeti nasıl olmuştur?»
Ömer Öngüt : De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!”
Şaban Piriş : De ki: -Yeryüzünde gezin, de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!
Suat Yıldırım : De ki: "Dünyayı gezin dolaşın, sonra da peygamberlere "yalancı" diyenlerin âkıbetlerinin nice olduğunu bir düşünün."
Süleyman Ateş : De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!"
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün.»
Ümit Şimşek : De ki: Yeryüzünde gezin de bakın, yalanlayanların sonu ne olmuş!
Yaşar Nuri Öztürk : Şunu söyle: Dolaşın yeryüzünde de bakın nasıl olmuş gerçeği yalanlayanların sonu
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.