6/148 Enam Suresi
Kuran-ı Kerim
6/150


Arapça harfli ayet metni[düzenle | kaynağı değiştir]

قُلْ فَلِلّهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ فَلَوْ شَاء لَهَدَاكُمْ أَجْمَعِينَ

Latin harflerine transcriptli metin[düzenle | kaynağı değiştir]

Kul fe lillâhil huccetul bâligah(bâligatu), fe lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

Kelime anlamlı meal[düzenle | kaynağı değiştir]

1. kul : de 2. fe li allâhi : artık Allah'ın 3. el huccetu : delil 4. el bâligatu : en üstün, en kuvvetli, kesin olan 5. fe : öyleyse 6. lev şâe : eğer o dileseydi 7. le hedâ-kum : elbette sizi hidayete erdirirdi 8. ecmaîne : hepsi, topluca

Abdülbaki Gölpınarlı[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: O halde reddedilemeyecek kesin delil, ancak Allah'ındır, elbette dileseydi hepinizi de doğru yola sevk ederdi.

Ali Bulaç Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Allah'ındır. Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi."

Ahmet Varol Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: "En sağlam delil Allah'ın delilidir. Allah dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi."

Diyanet İşleri Meali(Eski)[düzenle | kaynağı değiştir]

'Üstün delil Allah'ın delilidir. O dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi' de.

Diyanet İşleri Meali(Yeni)[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.”

Diyanet Vakfı Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: Kesin delil, ancak Allah'ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi.

Edip Yüksel Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: 'En güçlü delil ALLAH'ındır. Dileseydi, elbette hepinizi doğruya ulaştırırdı.'

Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş metin)[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: «Kesin ve açık delil ancak Allah'ındır. O, dileseydi, sizi hep birden doğru yola iletirdi.»

Elmalılı Meali (Orjinal)[düzenle | kaynağı değiştir]

İşte, de, hucceti baliğa ancak Allahın; evet, o dilese idi sizi hep birden hidayete erdirirdi

Ömer Nasuhi Bilmen[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: «Hüccet-i bâliğa, Allah Teâlâ'ya mahsustur. Eğer o dileseydi elbette hepinizi hidâyete erdirirdi.»

Muhammed Esed[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: "Öyleyse (bilin ki) yalnız Allah katındadır (her hakikatin) kesin delili; O dileseydi tümünüzü doğru yola yöneltirdi".

== Suat Yıldırım ==

De ki: En kesin ve mükemmel delil, Allah’ındır. Evet, O dileseydi hepinizi doğru yola koyardı.

Süleyman Ateş Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

Süleyman Ateş : De ki: "Üstün delil, Allâh'ındır. Allâh dileseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi."

Şaban Piriş Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: -Tam ve kamil delil Allah’ın delilidir. O, dileseydi hepinizi doğru yola çıkarırdı.

Ümit Şimşek Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: Tam ve kesin delil Allah'ındır. O dileseydi, hepinizi birden doğru yola eriştirirdi.

Yaşar Nuri Öztürk[düzenle | kaynağı değiştir]

En mükemmel kanıt Allah'ındır. O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi.


Yusuf Ali (English)[düzenle | kaynağı değiştir]

Say: "With Allah is the argument that reaches home: if it had been His Will, He could indeed have guided you all."

M. Pickthall (English)[düzenle | kaynağı değiştir]

Say For Allah's is the final argument. Had He willed He could indeed have guided all of you.

Elmalı tefsiri (sadeleştirilmiş)[düzenle | kaynağı değiştir]

Muhammed Esed Tefsiri[düzenle | kaynağı değiştir]

De ki: "Öyleyse [bilin ki] yalnız Allah katındadır [her hakikatin] kesin delili; O eğer dileseydi tümünüzü doğru yola yöneltirdi". (143)

143 - Başka bir deyişle, bir taraftan Allah'ın geleceği bilmesi (ve bu nedenle gelecekte olacakların kaçınılmazlığı) ile diğer taraftan insanın serbest iradesi -görünüşte birbirleriyle çelişen iki önerme- arasındaki gerçek ilişki, insan kavrayışının ötesinde, onu aşan bir konudur; ama ikisi de Allah tarafından konulduğuna göre mutlaka doğrudur. Şöyle ki, bizâtihî "Allah" kavramı, O'nun sonsuz ilim sahibi olmasını öngörür; ahlak ve ahlakî sorumluluk kavramları ise insanın serbest iradesini varsayarlar. Eğer Allah dileseydi her insan dürüst ve erdemlice bir hayat sürdürmek zorunda kalırdı; ama bu, insanı serbest iradesinden yoksun bırakmış olur ve ahlakı asıl anlamından koparırdı.


Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri[düzenle | kaynağı değiştir]

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.