FANDOM


Edit

وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sâdikîn(sâdikîne).


1. ve yekûlûne : derler ki
2. metâ : ne zaman
3. hâzâ : bu
4. el va'du : vaadetmek, söz vermek
5. in kuntum : idiniz
6. sâdikîne : sadıklardan


M Hamdi Yazır : Böyle iken diyorlar ki: Ne zaman bu va'd? Eğer sadıksanız? .
Diyanet İşleri : “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve derler ki: Bu vait, ne vakit yerine gelecek doğru söylüyorsanız.
Adem Uğur : Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)? derler.
Ahmed Hulusi : Derler ki: "Eğer sözünüzde sadıksanız, bu tehdidiniz ne zaman (gerçekleşecek)?"
Ahmet Tekin : 'Eğer doğruysanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?' diyorlar.
Ahmet Varol : Diyorlar ki: 'Eğer doğru söyleyenlerseniz bu vaad ne zamandır?'
Ali Bulaç : Derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, şu tehdit (ettiğiniz azab) ne zamanmış?"
Ali Fikri Yavuz : (Ey Rasûlüm, Mekke kâfirleri sana) diyorlar ki: “- Eğer doğru söylüyorsanız, (azabın vukuuna dair bize haber verdiğin) bu vaad ne zaman (gerçekleşmiş olacak)?”
Bekir Sadak : «Dogru sozlu iseniz bildirin bu azap sozu ne zamandir?» derler.
Celal Yıldırım : (İnkarcı maddeciler) derler ki: Eğer doğru kimseler iseniz bu vaad (azâb tehdidi) ne zaman ?
Diyanet İşleri (eski) : 'Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?' derler.
Diyanet Vakfi : «Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)?» derler.
Edip Yüksel : 'Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?' derler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Böyle iken diyorlar ki: Ne zaman bu va'd? Eğer sadıksanız?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Böyle iken diyorlar ki: «Ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit? Eğer doğru söyleyenlerseniz?»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (Onlar): «Doğru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?» diyorlar
Fizilal-il Kuran : «Doğru sözlü iseniz söyleyin, bu tehdit hani ne zaman gerçekleşecek?» derler.
Gültekin Onan : Derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, şu tehdit (ettiğiniz azab) ne zamanmış?"
Hasan Basri Çantay : (Kâfirler, mü'minlere istihza ile) «Eğer siz doğru söyleyenlerseniz şu va'din (tehdîdin tehakkuku) ne zaman?» derler.
Hayrat Neşriyat : Hâlbuki (onlar:) 'Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va'd (edilen kıyâmet ve haşir) ne zaman?' diyorlar.
İbni Kesir : Derler ki: Doğru sözlüler iseniz, bildirin ne zamandır bu vaad?
Muhammed Esed : Ama onlar (yalnızca şunu) soruyorlar: "Bu vaad ne zaman gerçekleşecek? (Buna cevap verin, ey inananlar,) eğer doğru sözlü insanlar iseniz!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve derler ki: «Şu vaadedilen, ne zamandır, eğer sâdıklar oldu iseniz?»
Ömer Öngüt : Onlar: "Eğer doğru sözlü iseniz bu vaad ne zaman gerçekleşecek?" derler.
Şaban Piriş : - Bu vaat ne zaman gerçekleşecek, eğer doğru söylüyorsanız? derler.
Suat Yıldırım : Ama onlar yalnızca şunu soruyorlar: "Eğer iddianızda tutarlı iseniz, bu vaad yani inanmadığımız takdirde geleceğini bildirip tehdid ettiğin azap ne zaman?"
Süleyman Ateş : "Doğru (söylüyor) iseniz bu tehdid (ettiğiniz azâb) ne zaman gelecek?" diyorlar.
Tefhim-ul Kuran : Derler ki: «Eğer siz doğru sözlüler iseniz, şu tehdit (ettiğiniz azab) ne zamanmış?»
Ümit Şimşek : Bir de diyorlar ki: 'Doğru söylüyorsanız, vaad ettiğiniz şey ne zaman?'
Yaşar Nuri Öztürk : Derler ki: "Eğer doğru sözlülerseniz, bu vaat de zaman?"
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.