أَنِ اغْدُوا عَلَى حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَارِمِينَ

Enıgdû alâ harsikum in kuntum sârımîn(sârımîne).


1. en ıgdû : erkenden gitmek, gitmek
2. alâ : üzere, ...e
3. harsi-kum : tarlanız
4. in : eğer
5. kuntum : siz iseniz
6. sârımîne : devşiriciler, devşirecek olanlar


Muhammed Hamdi Yazır : Haydin kesecekseniz harsinize irkence koşun dediler
Diyanet İşleri : (21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, “Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin” diye seslendiler.
Abdulbaki Gölpınarlı : Mahsûlünüzü kesip devşirecekseniz erkence koşun, gidin.
Adem Uğur : Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin! diye.
Ahmed Hulusi : "Eğer kesip devşirecekseniz, ekininize erken gidin!" (diye).
Ahmet Tekin : 'Kesecekseniz, toplayacaksanız eğer, tarlanıza, mahsulünüzün başına erken gidin.' dediler.
Ahmet Varol : 'Eğer devşirecekseniz erkenden ürününüze gidin' diye.
Ali Bulaç : "Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp çıkın."
Ali Fikri Yavuz : “Haydin devşirecekseniz, ürününüzü toplamaya erken çıkın!”
Bekir Sadak : (21-22) Sabah erken: «Urunlerinizi devsirecekseniz erken cikin» diye birbirlerine seslendiler.
Celal Yıldırım : Devşirecekseniz, haydi durmayın erkenden ürünlerinizin başına gidiniz !
Diyanet İşleri (eski) : (21-22) Sabah erken: 'Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın' diye birbirlerine seslendiler.
Diyanet Vakfi : (21-22) (Beri tarafta ise) onlar, sabah olurken: Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin! diye birbirlerine seslendiler.
Edip Yüksel : 'Devşirecekseniz, haydi ekinlerinize erken varın.'
Elmalılı Hamdi Yazır : Haydin kesecekseniz harsinize irkence koşun dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Haydi, kesecekseniz harsinize (ekininize) erkence koşun! dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin» diye.
Fizilal-il Kuran : Haydi ürünleri toplayacaksanız erkenden ekininize gidin diye.
Gültekin Onan : "Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp çıkın."
Hasan Basri Çantay : «Devşirecekseniz erkence mahsulünüzü (devşirmiye) çıkın» diye.
Hayrat Neşriyat : (21-22) Nihâyet sabaha ulaşan kimseler iken: 'Eğer (bahçenizi) devşirecek olanlarsanız, erkenden mahsûlünüzün başına gidin!' diye birbirlerine seslendiler.
İbni Kesir : Mahsullerinizi devşirecekseniz erkence çıkın, diye.
Muhammed Esed : "Meyve toplamak istiyorsanız erkenden tarlanıza gidin!"
Ömer Nasuhi Bilmen : (22-23) «Eğer kesip devşirecek iseniz (bostanınıza) sabahleyin erken varınız.» Artık aralarında gizlice söyleşerek gidiverdiler.
Ömer Öngüt : "Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsulünüzün başına gidin!"
Şaban Piriş : (22-23) -Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler.
Suat Yıldırım : (21-22) Onlar ise olup bitenden habersiz, neşeli neşeli birbirlerine seslendiler: "Haydi, mâdem devşireceksiniz, çabuk ekininizin başına!"
Süleyman Ateş : "Haydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye.
Tefhim-ul Kuran : «Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkın, çıkın.»
Ümit Şimşek : 'Devşirecekseniz, erkenden ürününüzün başına geçin.'
Yaşar Nuri Öztürk : "Hadi, eğer biçecekseniz ekininize erken gidin."
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.