FANDOM




فَانطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ

Fentalekû ve hum yetehâfetûn(yetehâfetûne).


1. fe : bundan sonra
2. intalekû : ayrıldılar
3. ve : ve
4. hum : onlar
5. yetehâfetûne : gizli gizli konuşuyorlar


Muhammed Hamdi Yazır : Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:
Diyanet İşleri : (23-24) Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular.
Abdulbaki Gölpınarlı : Derken yola düştüler ve birbirlerine de gizlice diyorlardı ki.
Adem Uğur : Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı.
Ahmed Hulusi : Aralarında fısıldanarak yola koyulup gittiler.
Ahmet Tekin : Aralarında fısıldaşarak fırladılar.
Ahmet Varol : Derken aralarında fısıldaşarak yola çıktılar.
Ali Bulaç : Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
Ali Fikri Yavuz : Hemen fırladılar; aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:
Bekir Sadak : (23-24) «ugun orada, hicbir duskun kimse yanimiza sokulmasin» diye gizli gizli konusarak yuruyorlardi.
Celal Yıldırım : (23-24) Derken hemen yola koyuldular ve şöyle fısıldaştılar: «Sakın bugün ürünlerimizin orada aramıza bir yoksul sokulmasın.»
Diyanet İşleri (eski) : (23-24) 'Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın' diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
Diyanet Vakfi : (23-24) Derken: Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın! diye fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.
Edip Yüksel : Derken yola çıktılar, aralarında konuşuyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır : Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı (fısıldaşıyorlardı):
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.
Fizilal-il Kuran : Derken yürüdüler ve şöyle fısıldaşıyorlardı:
Gültekin Onan : Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
Hasan Basri Çantay : Derken onlar aralarında fısıldaşarak gitdiler:
Hayrat Neşriyat : (23-24) 'Sakın, bugün orada bir fakir yanınıza sokulmasın!' diye kendi aralarında gizli gizli konuşarak hemen gittiler.
İbni Kesir : Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
Muhammed Esed : Derken yola koyuldular, giderken fısıldaşıyorlardı:
Ömer Nasuhi Bilmen : (22-23) «Eğer kesip devşirecek iseniz (bostanınıza) sabahleyin erken varınız.» Artık aralarında gizlice söyleşerek gidiverdiler.
Ömer Öngüt : Derken fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular:
Şaban Piriş : (22-23) -Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler.
Suat Yıldırım : (23-24) Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında şöyle fiskos ediyorlardı: "Sakın, bugün yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahçeye girmelerine hiç imkân vermeyin!"
Süleyman Ateş : Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı:
Tefhim-ul Kuran : Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
Ümit Şimşek : Giderken fısıldaşıyorlardı:
Yaşar Nuri Öztürk : Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.