FANDOM




أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ

En lâ yedhulennehel yevme aleykum miskîn(miskînun).


1. en : olmak
2. lâ yedhule-enne-hâ : sakın oraya girmesin
3. el yevme : bugün
4. aleykum : size, sizin yanınıza
5. miskînun : miskin, yoksul, fakir


Muhammed Hamdi Yazır : Sakın bu gün aranıza bir miskîn sokulmasın diyorlardı
Diyanet İşleri : (23-24) Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular.
Abdulbaki Gölpınarlı : Bugün hiçbir yoksula yol vermeyin, yanınıza gelmesin sakın.
Adem Uğur : Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın diye.
Ahmed Hulusi : "Sakın bugün hiçbir yoksul ona (bahçeye) girip yanınıza gelmesin!" (diye).
Ahmet Tekin : 'Sakın, bugün, yanınıza çevresi, çaresi olmayan bir yoksul sokulmasın.' diye fısıldaşıyorlardı.
Ahmet Varol : 'Sakın bugün oraya bir yoksul girip yanınıza sokulmasın' diye.
Ali Bulaç : "Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın."
Ali Fikri Yavuz : “Bugün bağınıza bir miskin sokulmasın.”
Bekir Sadak : (23-24) «ugun orada, hicbir duskun kimse yanimiza sokulmasin» diye gizli gizli konusarak yuruyorlardi.
Celal Yıldırım : (23-24) Derken hemen yola koyuldular ve şöyle fısıldaştılar: «Sakın bugün ürünlerimizin orada aramıza bir yoksul sokulmasın.»
Diyanet İşleri (eski) : (23-24) 'Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın' diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
Diyanet Vakfi : (23-24) Derken: Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın! diye fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.
Edip Yüksel : 'Sakın, bugün hiçbir yoksul oraya yanınıza girmesin.'
Elmalılı Hamdi Yazır : Sakın bu gün aranıza bir miskîn sokulmasın diyorlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın! diyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın» diyorlardı.
Fizilal-il Kuran : Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın.
Gültekin Onan : "Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın."
Hasan Basri Çantay : «Sakın bugün karşınıza hiçbir yoksul (çıkıb) oraya girmesin» diye.
Hayrat Neşriyat : (23-24) 'Sakın, bugün orada bir fakir yanınıza sokulmasın!' diye kendi aralarında gizli gizli konuşarak hemen gittiler.
İbni Kesir : Sakın bugün hiç bir yoksul çıkmasın karşınıza ve oraya girmesin, diye.
Muhammed Esed : "Bugün hiçbir yoksul, bahçeye girip (siz habersizken) yanınıza (sokulmayacak)!"
Ömer Nasuhi Bilmen : (24-25) «Sakın bugün aranızda bir yoksul o bostana girivermesin,» diyorlardı. Ve yoksulları men'e kâdir oldukları halde erkenden gidiverdiler.
Ömer Öngüt : "Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanımıza sokulmasın!"
Şaban Piriş : -Sakın bugün hiçbir yoksul oraya girmesin, diyerek..
Suat Yıldırım : (23-24) Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında şöyle fiskos ediyorlardı: "Sakın, bugün yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahçeye girmelerine hiç imkân vermeyin!"
Süleyman Ateş : "Sakın, bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diye.
Tefhim-ul Kuran : «Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın.»
Ümit Şimşek : 'Sakın yanınıza bir yoksul sokulmasın' diye.
Yaşar Nuri Öztürk : "Hey! Bugün oraya bir yoksul girip yanınıza gelmesin!"
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.