FANDOM




وَغَدَوْا عَلَى حَرْدٍ قَادِرِينَ

Ve gadev alâ hardin kâdirîn(kâdirîne).


1. ve : ve
2. gadev : sabah erkenden gittiler
3. alâ : üzere
4. hardin : men etmek, mahrum etmek kasti
5. kâdirîne : kaadir olanlar, gücü yetenler


Muhammed Hamdi Yazır : Sırf bir men'a güçleri yeterek erkenden gittiler.
Diyanet İşleri : (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve kendilerini, yoksulları men etmeye güçleri yeter sanarak erkenden gittiler.
Adem Uğur : (Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
Ahmed Hulusi : Yoksulları engellemeye güçleri yeterek gittiler.
Ahmet Tekin : Yoksullara yardıma güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve kararı ile erkenden yola düştüler.
Ahmet Varol : (Yoksulları) engellemeye güç yetirecekleri zannıyla erkenden gittiler.
Ali Bulaç : (Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
Ali Fikri Yavuz : Hem zanlarınca, miskinleri mahrum etmeğe güçleri yeterek erkenden gittiler...
Bekir Sadak : Yoksullara yardim etmeye gucleri yeterken boyle konusarak erkenden gittiler.
Celal Yıldırım : (Yoksulu) engellemeye güçleri yeter halde sabah erkenden gittiler.
Diyanet İşleri (eski) : Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.
Diyanet Vakfi : (Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
Edip Yüksel : Sonuçtan emin bir halde erken vardılar.
Elmalılı Hamdi Yazır : Sırf bir men'a güçleri yeterek erkenden gittiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Sadece engelleme gücüne sahip (bir tavırla) erkenden gittiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.
Fizilal-il Kuran : Ürünleri toplayacaklarından emin olarak erkenden gittiler.
Gültekin Onan : (Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
Hasan Basri Çantay : (Fakirleri) men'e (sanki) gücleri yetecek adamlar tavriyle erkenden gitdiler.
Hayrat Neşriyat : Hâlbuki (fakirlere yardıma) güçleri yeten kişiler oldukları hâlde, (onları yardımdan)mahrûm etmek üzere erkenden gittiler.
İbni Kesir : Güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.
Muhammed Esed : ve amaçlarına ulaşmaya kararlı bir şekilde erkenden kalkıp gittiler.
Ömer Nasuhi Bilmen : (24-25) «Sakın bugün aranızda bir yoksul o bostana girivermesin,» diyorlardı. Ve yoksulları men'e kâdir oldukları halde erkenden gidiverdiler.
Ömer Öngüt : (Yoksullara yardım etmeye) güçleri yettiği halde, böyle konuşarak erkenden gittiler.
Şaban Piriş : Varlıklı oldukları halde (muhtaçları) engellemek için erken yola çıktılar.
Suat Yıldırım : Yoksulları engelleme azmi içinde ilerlediler.
Süleyman Ateş : Devşirebileceklerini umarak erkenden gittiler.
Tefhim-ul Kuran : (Yoksulları) Engellemeğe güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
Ümit Şimşek : Erkenden vardılar, yoksula engel olmak ellerindeymiş gibi.
Yaşar Nuri Öztürk : Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.