FANDOM




بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Bel nahnu mahrûmûn(mahrûmûne).


1. bel : bilâkis, aksine, hayır
2. nahnu : biz
3. mahrûmûne : mahrum olan kimseler


Muhammed Hamdi Yazır : Yok biz mahrum edilmişiz
Diyanet İşleri : (Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.
Abdulbaki Gölpınarlı : Hayır dediler, biz mahrûm olup gitmişiz.
Adem Uğur : Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
Ahmed Hulusi : "Hayır, (doğru yerdeyiz ama) biz yitirmişleriz!" (dediler).
Ahmet Tekin : 'Yok, yok, biz yoksul bırakılmışız.' dediler.
Ahmet Varol : 'Hayır. Doğrusu biz mahrum bırakıldık.'
Ali Bulaç : "Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
Ali Fikri Yavuz : (Etrafa bakınıp kendi bahçeleri olduğunu anladıkları zaman da): “-Hayır, (bahçenin bereketinden) biz mahrum edilmişiz.” dediler.
Bekir Sadak : (26-27) Bahceyi gorduklerinde: «Herhalde yolumuzu sasirmis olacagiz; belki de biz yoksun birakildik» dediler.
Celal Yıldırım : (26-27) Bahçeyi görünce : «Biz şüphesiz şaşırıp (başka yere) sapmışız, hayır biz mahrum kalmışız» dediler.
Diyanet İşleri (eski) : (26-27) Bahçeyi gördüklerinde: 'Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık' dediler.
Diyanet Vakfi : Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
Edip Yüksel : 'Yok, doğrusu biz yoksun bırakıldık.'
Elmalılı Hamdi Yazır : Yok biz mahrum edilmişiz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yok, biz mahrum edilmişiz.» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Yok, biz mahrum edilmişiz.» (dediler).
Fizilal-il Kuran : Hayır doğrusu biz mahrum bırakıldık.
Gültekin Onan : "Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
Hasan Basri Çantay : (Sonra hakıykatı anlayınca da) «Hayır, biz mahrum (kalmış) larız».
Hayrat Neşriyat : (Kendi bahçeleri olduğunu kabûllenince de:) 'Hayır! (O fakirler değil, asıl) biz (bu ni'metten) mahrum bırakılmış kimseleriz!' (dediler.)
İbni Kesir : Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık.
Muhammed Esed : (ve sonra da) "Hayır, galiba elimizden çıkmış!" (dediler).
Ömer Nasuhi Bilmen : (26-27) Vaktâ ki o bostanlarını (o halde) gördüler, dediler ki: «Şüphe yok bizler elbette sapık kimseleriz. Hayır, biz mahrum kimseleriz.»
Ömer Öngüt : "Yok yok! Doğrusu biz mahrum bırakılmışız. "
Şaban Piriş : -Hayır, Biz mahrum bırakıldık.
Suat Yıldırım : Çok geçmeden işi anlayınca: "Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız!"
Süleyman Ateş : "Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!"
Tefhim-ul Kuran : «Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.»
Ümit Şimşek : 'Yok, yanlış gelmedik; mahrum kaldık.'
Yaşar Nuri Öztürk : "Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.