FANDOM




قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

Kâlû subhâne rabbinâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).


1. kâlû : dediler
2. subhâne : sübhan, yüce, mutlak kaadir, herşeyden münezzeh
3. rabbi-nâ : Rabbimiz
4. in-nâ : muhakkak ki biz
5. kun-nâ : biz olduk
6. zâlimîne : zalimler, zalim kimseler


Muhammed Hamdi Yazır : Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz
Diyanet İşleri : Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler.
Abdulbaki Gölpınarlı : Dediler ki: Şanı yücedir Rabbimizin, gerçekten de zâlimlerden olduk biz.
Adem Uğur : Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
Ahmed Hulusi : Dediler ki: "Subhan'dır Rabbimiz! Muhakkak ki biz işin hakkını veremeyenler olduk!"
Ahmet Tekin : 'Rabbimizi tesbih ve tenzih ederiz. Biz gerçekten hakka riayet etmeyen zâlim, müşrik bir milletmişiz.' dediler.
Ahmet Varol : 'Rabbimizi tesbih ederiz! Doğrusu biz zalimlerdenmişiz' dediler.
Ali Bulaç : ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
Ali Fikri Yavuz : Onlar: “- Seni tenzîh ederiz, Rabbimiz! Doğrusu biz zalimlermişiz.” dediler.
Bekir Sadak : «ORabbimizi tenzih ederiz; dogrusu biz yazik etmistik» dediler.
Celal Yıldırım : Onlar da: «Rabbimiz! Seni tesbîh ve tenzîh ederiz. Şüphesiz ki, biz zalimlermişiz» dediler.
Diyanet İşleri (eski) : 'Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik' dediler.
Diyanet Vakfi : Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
Edip Yüksel : Dediler ki, 'Rabbimiz yücedir. Biz zalimler imişiz.'
Elmalılı Hamdi Yazır : Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onlar: «Rabbimiz Seni tenzih ederiz, doğrusu bizler zalimlermişiz!» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz.» (dediler).
Fizilal-il Kuran : «Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz kendi kendimize zulüm etmişiz» dediler.
Gültekin Onan : Dediler ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
Hasan Basri Çantay : «Seni (tesbîh ve) tenzîh ederiz ey Rabbimiz. Hakıykaten biz zaalimlermişiz» dediler.
Hayrat Neşriyat : (Onlar:) 'Rabbimizi tenzîh ederiz; doğrusu biz zâlim kimselermişiz!' dediler.
İbni Kesir : Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gerçekten biz, zalimlerden olmuşuz.
Muhammed Esed : Onlar: "Rabbimizin şanı yücedir! Doğrusu biz zulüm işliyorduk!" diye cevap verdiler;
Ömer Nasuhi Bilmen : (29-30) Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.
Ömer Öngüt : "Rabbimizi tesbih ederiz. Doğrusu biz zâlimlermişiz. " dediler.
Şaban Piriş : Hemen akılları başlarına geldi ve: -Rabbimiz'in şanı yücedir. Biz, zalimlerden olduk, dediler.
Suat Yıldırım : (29-30) Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.
Süleyman Ateş : "Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz!" dediler.
Tefhim-ul Kuran : Dediler ki: «Rabbimiz, seni tesbih eder yüceltiriz; gerçekten bizler zalim olanlarmışız.»
Ümit Şimşek : 'Rabbimizi tesbih ederiz,' dediler. 'Doğrusu biz kendimize yazık etmişiz.'
Yaşar Nuri Öztürk : O zaman dediler ki: "Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz! Gerçekten biz zalimler olduk."
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.