فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ

Fe akbele ba’duhum alâ ba’dın yetelâvemûn(yetelâvemûne).


1. fe : bunun üzerine
2. akbele : birbirlerine mukabele ettiler, karşılık verdiler
3. ba'du-hum : onların bazısı
4. alâ ba'dın : bazısına, diğerlerine
5. (ba'du-hum alâ ba'din) : birbirlerine
6. yetelâvemûne : karşılıklı levmediyorlar, kınıyorlar


Muhammed Hamdi Yazır : Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı
Diyanet İşleri : Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Birbirlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.
Adem Uğur : Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Ahmed Hulusi : Ardından birbirlerine dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar!
Ahmet Tekin : Suçu, kabahati birbirlerinin üstüne atmaya, birbirlerini kınamaya başladılar.
Ahmet Varol : Bu kez birbirlerine dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.
Ali Bulaç : Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
Ali Fikri Yavuz : Sonra da döndüler, birbirlerine kabahat yüklemeye başladılar:
Bekir Sadak : Birbirlerini yermeye basladilar.
Celal Yıldırım : Sonra birbirlerine dönüp kendilerini kınamaya başladılar.
Diyanet İşleri (eski) : Birbirlerini yermeye başladılar.
Diyanet Vakfi : Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Edip Yüksel : Ve hemen birbirlerini suçlamaya başladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır : Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Sonra döndüler, kendilerini kınıyorlardı:
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.
Fizilal-il Kuran : Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Gültekin Onan : Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
Hasan Basri Çantay : Şimdi kabahati birbirlerine yüklemiye başladı (lar).
Hayrat Neşriyat : Sonra bazıları bazılarına dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.
İbni Kesir : Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.
Muhammed Esed : ve sonra dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar.
Ömer Nasuhi Bilmen : (29-30) Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.
Ömer Öngüt : Dönüp kabahati birbirine yüklemeye başladılar.
Şaban Piriş : Başladılar birbirlerini kınamaya..
Suat Yıldırım : (29-30) Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.
Süleyman Ateş : Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar:
Tefhim-ul Kuran : Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamağa başladılar:
Ümit Şimşek : Dönüp birbirlerini suçladılar.
Yaşar Nuri Öztürk : Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.