70/38 70/Mearic Suresi
Kurann.png

Kuran-ı Kerim
70/40



Arapça harfli ayet metni[düzenle | kaynağı değiştir]

    • كَلَّا ۖ إِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ

Latin harflerine transcriptli metin[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Kellâ innâ ḣalaknâhum mimmâ ya’lemûn(e)

Kelime anlamlı meal[düzenle | kaynağı değiştir]

Kelime kelime anlamı

  • kellâ : hayır asla
  • innâ : muhakkak ki biz
  • halaknâ-hum : onları yarattık
  • mimmâ (min mâ) : şeyden
  • ya'lemûne : biliyorlar

Abdülbaki Gölpınarlı[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Fakat imkanı yok; şüphe yok ki biz, onları, onların da bildikleri şeyden yarattık.

Ali Bulaç Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

Ahmet Varol Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır. Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

Diyanet İşleri Meali(Eski)[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.

Diyanet İşleri Meali(Yeni)[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

Diyanet Vakfı Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).

Edip Yüksel Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden...

Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş metin)[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.

Elmalılı Meali (Orjinal)[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık

Ömer Nasuhi Bilmen[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır, asla. Şüphe yok ki Biz onları bilir oldukları şeyden yarattık.

Muhammed Esed[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Asla! Çünkü, Biz onları [çok iyi] bildikleri bir şeyden (16) yarattık!



  • DİPNOT16 :Yani, “toz-toprak”tan -yerin, altında ve üstünde bulunan aynı temel organik ve inorganik maddelerden: bundan çıkarılacak sonuç, yalnızca ruhî bilincin ve tavrın insanı maddî varlık kalıplarının üstüne çıkarabileceği ve ona burada mecazen “esenlik bahçesi” olarak tanımlanan iç tatmini sağlama gücü verebileceğidir.

Suat Yıldırım[düzenle | kaynağı değiştir]

  • (Hiç heveslenmesin, hiç kimsenin öteki insanlar üzerinde böbürlenmeye hakkı olamaz). Çünkü Biz onları da, öbür insanlar gibi, o bildikleri nesneden, meniden yarattık. 77/20; 86/5-10]

Süleyman Ateş Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık. *



  • DİPNOT :Fakat kendilerini bir damla sudan ne hale getirdiğimizi düşünüp ibret almıyorlar.

Şaban Piriş Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

  • -Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

Ümit Şimşek Meali[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Asla! Biz onları da o bildikleri şeyden yarattık.

Yaşar Nuri Öztürk[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Hayır, ummasınlar! Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık.

Yusuf Ali (English)[düzenle | kaynağı değiştir]

  • By no means! For We have created them out of the (base matter) they know!(5699) *



  • 5699 The animal part of man is nothing to be proud of, and they know it. It is by spiritual effort, and long preparation through a good life that a man can rise above the mere animal part of him to his high dignity as a spiritual being, and his noble destiny in the Hereafter.

M. Pickthall (English)[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Nay, verily. Lo! We created them from what they know.


TEFSİRLER[düzenle | kaynağı değiştir]

Elmalı tefsiri (sadeleştirilmiş)[düzenle | kaynağı değiştir]

  • 39- Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.
  • 39. "Bölük bölük" Bu kelime "ize" nin çoğuludur ki aslı "mensup olmak" mânâsına gelen "azv" kökündendir. Herbiri bir bölüğe mensup olarak, parça parça, dağınık bir halde demektir. Müşrikler Hz. Peygamber (s.a.v)'in etrafına halka halka, bölük bölük toplanıyor ve onun söyledikleriyle alay ederek: "Eğer Muhammed'in dediği gibi bunlar cennete girerlerse biz onlardan evvel gireriz." diyorlardı. Bunun üzerine bu âyetlerin indiği rivayet edilmiştir.

Muhammed Esed Tefsiri[düzenle | kaynağı değiştir]

  • Asla! Çünkü, Biz onları [çok iyi] bildikleri bir şeyden (16) yarattık!



  • DİPNOT16 :Yani, “toz-toprak”tan -yerin, altında ve üstünde bulunan aynı temel organik ve inorganik maddelerden: bundan çıkarılacak sonuç, yalnızca ruhî bilincin ve tavrın insanı maddî varlık kalıplarının üstüne çıkarabileceği ve ona burada mecazen “esenlik bahçesi” olarak tanımlanan iç tatmini sağlama gücü verebileceğidir.

Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri[düzenle | kaynağı değiştir]

  • 39. Hayır, asla, şüphe yok ki: Biz onları bilir oldukları şeyden yarattık.
  • 39. (Hayır., asla) öyle kâfir kimseler, asla Cennete giremeyeceklerdir. (Şüphe yok ki: Biz onları bilir oldukları şeyden yarattık.) Onların yaradılışları birer döl suyundandır. Onlar haddizatında Cennete girmek şerefine, kabiliyetine sahip değildirler. Ancak ilâhî din ile nitelenmelidirler ki: Cennet nimetine kavuşturulsunlar.
  • Diğer bir yoruma göre de onlar, kendilerini Cenab-ı Hak'kın ne için yaratmış olduğunu bilirler, onların yaratılmaları, nefislerini îman ile, ibâdet ve itaat ile tamamladıkları ve bezemeleri içindir. Onlar ise bu hayat gayesine riâyet etmiyorlar, îmandan ve kulluk vazîfelerini İfadan kaçınıyorlar, artık onlar, Cennete lâyık olabilirler mi?.
Header gold.jpg
Ayet Ayet Mearic Suresi
K.kerim.jpeg   

70/1 - 70/2 - 70/3 - 70/4 - 70/5 - 70/6 - 70/7 - 70/8 - 70/9 - 70/10 - 70/11 - 70/12 - 70/13 - 70/14 - 70/15 - 70/16 - 70/17 - 70/18 - 70/19 - 70/20 - 70/21 - 70/22 - 70/23 - 70/24 - 70/25 - 70/26 - 70/27 - 70/28 - 70/29 - 70/30 - 70/31 - 70/32 - 70/33 - 70/34 - 70/35 - 70/36 - 70/37 - 70/38 - 70/39 - 70/40 - 70/41 - 70/42 - 70/43 - 70/44


Üzerinde çalıştığımız sayfa hangi surenin ayeti ise sayfa sonuna Küme işaretlerinin tam ortasına {{}} a-Sure ismi yazmayı unutmayalım!
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.