FANDOM




فَعَصَى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ فَأَخَذْنَاهُ أَخْذًا وَبِيلًا

Fe asâ fir’avnur resûle fe ehaznâhu ahzen vebîlâ(vebîlen).


1. fe : o zaman, bunun üzerine, fakat
2. asâ : asi oldu
3. fir'avnu : firavun
4. er resûle : resûl
5. fe : o zaman, bunun üzerine, fakat
6. ehaznâ-hu : onu ahzettik, tutup aldık (helâk ettik)
7. ahzen : yakalayışla
8. vebîlen : çok ağır


Muhammed Hamdi Yazır : Ki Fir'avn o Resule ısyan etti de biz onu vehîm bir tutuşla tuttuk alıverdik
Diyanet İşleri : Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.
Abdulbaki Gölpınarlı : Derken Firavun, peygambere isyân etmişti de onu, pek şiddetli bir sûrette helâk etmiştik.
Adem Uğur : Ama Firavun o peygambere karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde muaheze etmiştik.
Ahmed Hulusi : Firavun o Rasûle âsi oldu da onu kahredici tutuşla yakalayıverdik!
Ahmet Tekin : Firavun Allah’ın Rasûlüne âsi oldu, karşı geldi. Firavun’u belini kıracak şekilde yakalayıp şiddetli cezalandırdık.
Ahmet Varol : Şu var ki, Firavun peygambere karşı geldi biz de onu şiddetli bir yakalayışla yakaladık.
Ali Bulaç : Fakat Firavun elçiye isyan etti, Biz de onu pek vahim bir tarzda (azabla) yakalayıverdik.
Ali Fikri Yavuz : Öyle ki, Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu şiddetli bir azabla yakalayıverdik.
Bekir Sadak : Ama Firavun o peygambere karsi gelmisti de onu cok agir bir sekilde tutup cezalandirmistik.
Celal Yıldırım : Ne var ki, Fir'avn, o peygambere karşı geldi; bu yüzden onu yakalayıp ağır şekilde cezalandırdık.
Diyanet İşleri (eski) : Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık.
Diyanet Vakfi : Ama Firavun o peygambere karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde muaheze etmiştik.
Edip Yüksel : Ancak Firavun, elçiye karşı geldi; biz de onu feci bir biçimde yakaladık.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki Fir'avn o Resule ısyan etti de biz onu vehîm bir tutuşla tuttuk alıverdik
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Firavun o peygambere isyan etti de Biz onu vahim bir tutuşla tuttuk alıverdik!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Fizilal-il Kuran : Firavun, gönderdiğimiz peygambere karşı geldi de kendisini sert bir şekilde yakalayıverdik.
Gültekin Onan : Fakat Firavun elçiye isyan etti, biz de onu pek vahim bir tarzda (azabla) yakalayıverdik.
Hasan Basri Çantay : Fir'avn, o peygambere ısyânetdi de biz de onu ağır ve çetin bir tutuşla yakalayıverdik.
Hayrat Neşriyat : Fakat Fir'avun o peygambere isyân etmişti de onu şiddetli bir yakalayışla tutuverdik.
İbni Kesir : Fakat Firavun, o peygambere isyan etti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Muhammed Esed : Ve Firavun elçiye isyan etti, bunun üzerine Biz de onu kahredici bir tutuşla kıskıvrak yakaladık.
Ömer Nasuhi Bilmen : (16-17) Fir'avun ise o Resûle isyan etti, artık o Fir'avun'u bir şiddetli yakalamakla yakaladık. Artık siz küfrederseniz kendinizi nasıl koruyabilirsiniz? Bir günden ki, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çeviriverir.
Ömer Öngüt : Firavun o peygambere karşı gelmişti de, onu çok ağır bir yakalayışla yakalayıp cezalandırmıştık.
Şaban Piriş : Firavun elçiye karşı geldi de onu çok kötü bir şekilde yakaladık.
Suat Yıldırım : Firavun o Resule isyan etti. Biz de onu şiddetle cezaya çarptırdık.
Süleyman Ateş : Fir'avn, elçiye karşı geldi. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Tefhim-ul Kuran : Fakat Firavun peygambere isyan etti, biz de onu pek vahim bir tarzda (azabla) yakalayıverdik.
Ümit Şimşek : Fakat Firavun peygambere karşı geldi; Biz de onu şiddetli bir azapla yakaladık.
Yaşar Nuri Öztürk : Ama Firavun, resule isyan etti de biz onu korkunç bir tutuşla tutuverdik.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.