FANDOM



فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَى

Fe ehazehullâhu nekâlel âhıreti vel ûlâ.



1. fe : o zaman, bunun üzerine
2. ehaze-hu allâhu : Allah onu ahzetti, yakalayıp helâk etti
3. nekâle : korkunç ceza, azap
4. el âhırati : ahiret
5. ve el ûlâ : ve ilk, önceki (dünya)



Muhammed Hamdi Yazır : Allah da onu tuttu sonuna önüne nekâl olmak üzere tenkîl ediverdi
Diyanet İşleri : Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı.
Abdulbaki Gölpınarlı : Derken Allah onu, dünyâda da, âhirette de azaplandırarak helâk etmişti.
Adem Uğur : Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Ahmed Hulusi : Bunun üzerine Allâh, onu sonsuz yaşam boyutunun ve öndekinin (dünyanın) ibret verici azabı ile yakaladı.
Ahmet Tekin : Sen misin bunu diyen? Allah da onu âhirette Cehennemin en harlı yerinde yakarak, dünyada ordusuyla birlikte denizde boğarak, benzerlerine gözdağı ve ders olacak şekilde cezalandırdı.
Ahmet Varol : Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Ali Bulaç : Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Ali Fikri Yavuz : Allah da onu dünya ve ahiret azabı ile yakalayıverdi.
Bekir Sadak : Allah bunun uzerine onu dunya ve ahiret azabina ugratti.
Celal Yıldırım : Bu yüzden Allah onu (öğüt ve ibret alınacak şekilde) Dünya ve Âhiret azâbıyla yakalayıverdi.
Diyanet İşleri (eski) : Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
Diyanet Vakfi : Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Edip Yüksel : Sonunda, ALLAH onu ahiret ve dünya cezasına çarptı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Allah da onu tuttu, sonuna ve önüne (ahirette ve dünyada) ibret olmak üzere bir cezaya çarptırdı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
Fizilal-il Kuran : Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
Gültekin Onan : Böylelikle Tanrı onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Hasan Basri Çantay : Bunun üzerine Allah onu hem âhiret, hem dünyâ azâbiyle yakaladı.
Hayrat Neşriyat : Allah da onu, âhiretin ve dünyanın (ibret verici) azâbıyla yakalayıverdi!
İbni Kesir : Bunu üzerine Allah, onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Muhammed Esed : Bunun üzerine Allah onu yakalayıp hesaba çekti (ve bunu) hem bu dünyada hem de öteki dünyada uyarıcı bir örnek yaptı.
Ömer Nasuhi Bilmen : Fakat Allah, onu ahiretin de, dünyanın da ukûbetiyle yakaladı.
Ömer Öngüt : Allah da onu dünya ve ahiret azabı ile yakalayıverdi.
Şaban Piriş : Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Suat Yıldırım : Allah da onu dünyada da, âhirette de şiddetle cezalandırdı.
Süleyman Ateş : Allâh da onu, sonun ve ilkin (âhiretin ve dünyânın) azâbıyle cezâlandırdı.
Tefhim-ul Kuran : Böylelikle Allah (c.c.) onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Ümit Şimşek : Allah da onu hem dünya, hem âhiret azabıyla yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk : Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.