FANDOM



أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى

Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.



1. ev : veya
2. yezzekkeru : tezekkür eder, düşünür, öğüt alır
3. fe : böylece
4. tenfea-hu : ona fayda verir
5. ez zikrâ : zikir, öğüt



Muhammed Hamdi Yazır : Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine fâide verecek
Diyanet İşleri : Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Abdulbaki Gölpınarlı : Yahut da öğüt alacaktır da ondan faydalanacaktır.
Adem Uğur : Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Ahmed Hulusi : Yahut hatırlatılanı düşünecek de böylece o zikra (hatırlatma) kendisine fayda verecek!
Ahmet Tekin : Yahut öğüt alacak da, o öğüt ona fayda verecek.
Ahmet Varol : Yahut öğüt alacak ve öğüt ona yarar sağlayacaktır?
Ali Bulaç : Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Ali Fikri Yavuz : Yahud öğüd alacaktı da, o öğüt kendisine fayda verecekti.
Bekir Sadak : Yahut ogut alacakti da bu ogut kendisine fayda verecekti.
Celal Yıldırım : (3-4) Ne bilirsin, belki o temizlenecek veya öğüt alacaktı da o öğüt ona fayda verecekti ?
Diyanet İşleri (eski) : Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
Diyanet Vakfi : (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Edip Yüksel : Yahut ta öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
Fizilal-il Kuran : Yahut öğüt alacak da bu öğüt, kendisine fayda verecek.
Gültekin Onan : Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Hasan Basri Çantay : Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine fâide verecekdi.
Hayrat Neşriyat : (3-4) (Habîbim, yâ Muhammed!) Hâlbuki sana ne bildiriyor ki, belki o (günahlardan)temizlenecekti veya nasîhat alacak da bu nasîhat kendisine fayda verecekti!
İbni Kesir : Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.
Muhammed Esed : yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Ömer Nasuhi Bilmen : Yahut öğüt dinleyecek de kendisine o öğüt fâide verecektir.
Ömer Öngüt : Yahut öğüt alacaktı da, bu öğüt kendisine fayda verecekti.
Şaban Piriş : Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
Suat Yıldırım : (3-4) Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?
Süleyman Ateş : Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
Tefhim-ul Kuran : Ya da öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Ümit Şimşek : Yahut öğüt alacak, öğütten faydalanacaktı.
Yaşar Nuri Öztürk : Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.