FANDOM



فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى

Fe zekkir in nefeatiz zikrâ.


1. fe : o halde
2. zekkir : zikret, hatırlat, öğüt ver
3. in : eğer
4. nefeati : fayda verdi
5. ez zikrâ : zikir



Muhamme Hamdi Yazır : Onun için öğüd ver, öğüd fâide verirse
Diyanet İşleri : O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
Abdulbaki Gölpınarlı : Artık öğüt ver, fayda verirse eğer.
Adem Uğur : O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
Ahmed Hulusi : Eğer zikra (hatırlatma) fayda verirse, hatırlat!
Ahmet Tekin : Öğüt, uyarı fayda verdiği sürece, Kuran ile insanlara öğüt vermeye, tebliğe devam et.
Ahmet Varol : Şu halde eğer öğüt fayda verecekse öğüt ver.
Ali Bulaç : Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'
Ali Fikri Yavuz : O halde, fayda versin (yahud fayda vermesin), sen Kur’an ile öğüd ver; (tebliğ vazifeni yap).
Bekir Sadak : Faydali olacaksa insanlara ogut ver.
Celal Yıldırım : O halde öğüt fayda verirse ona devam et.
Diyanet İşleri (eski) : Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.
Diyanet Vakfi : (8-9) Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
Edip Yüksel : Öğüt yararlı olacaksa öğüt ver.
Elmalılı Hamdi Yazır : Onun için öğüd ver, öğüd fâide verirse
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
Fizilal-il Kuran : O halde hatırlatmak fayda verirse hatırlat.
Gültekin Onan : Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat'.
Hasan Basri Çantay : O halde eğer öğüd fâide verirse (durma) öğüd ver.
Hayrat Neşriyat : O hâlde eğer nasîhat fayda verirse, (artık onlara) nasîhat et!
İbni Kesir : O halde öğüt fayda verecekse, öğüt ver.
Muhammed Esed : O halde, (hakikati başkalarına) hatırlat, bu hatırlatma ister fayda ver(iyor görün)sün, (ister görünmesin).
Ömer Nasuhi Bilmen : (9-10) Artık öğüt ver, eğer öğüt faide verirse. Korkar kimse, öğütü dinleyecektir.
Ömer Öngüt : Faydalı olacaksa öğüt ver.
Şaban Piriş : O halde, öğüt/uyarı fayda verecekse öğüt ver.
Suat Yıldırım : O halde öğütün fayda vereceği ümidiyle sen nasihat et!
Süleyman Ateş : O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.
Tefhim-ul Kuran : Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'
Ümit Şimşek : Sen öğüt ver-öğüt fayda verecekse.
Yaşar Nuri Öztürk : Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.