FANDOM


Kuran-ı Kerim » 9 / Tevbe - 120
Sonraki Ayet : 121
Ayetin Tefsiri :

مَا كَانَ لِأَهْلِ الْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ الأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُواْ عَن رَّسُولِ اللّهِ وَلاَ يَرْغَبُواْ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ لاَ يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلاَ نَصَبٌ وَلاَ مَخْمَصَةٌ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَطَؤُونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ الْكُفَّارَ وَلاَ يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلاً إِلاَّ كُتِبَ لَهُم بِهِ عَمَلٌ صَالِحٌ إِنَّ اللّهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ

Mâ kâne li ehlil medîneti ve men havlehum minel a’râbi en yetehallefû an resûlillâhi ve lâ yergabû bi enfusihim an nefsih(nefsihî), zâlike bi ennehum lâ yusîbuhum zameun ve lâ nasabun ve lâ mahmesatun fî sebîlillâhi ve lâ yetaûne mevtıan yagîzul kuffâre ve lâ yenâlûne min aduvvin neylen illâ kutibe lehum bihî amelun sâlih(sâlihun), innallâhe lâ yudîu ecrel muhsinîn(muhsinîne).

 

1. mâ kâne : olmaz, olmadı
2. li ehli el medîneti : Medine halkı için, şehir halkı için
3. ve men : ve kimse (ler)
4. havle-hum : onların etraflarında, çevresinde
5. min el a'râbi : bedevî Araplar'dan
6. en yetehallefû : geri kalmaları
7. an resûli allâhi : Allah'ın resûlünden
8. ve lâ : olmaz, yakışmaz
9. yergabû : rağbet eder, tercih eder, üstün tutar
10. bi enfusi-him : kendi nefslerini
11. an nefsi-hî : onun nefsinden
12. zâlike : böylece
13. bi enne-hum : onların olması sebebiyle, çünkü onlara
14. lâ yusîbu-hum : onlara isabet etmesi yoktur (ki)
15. zameun : aşırı susuzluk
16. ve lâ nasabun : ve bir yorgunluk, bitkinlik olması yoktur (ki)
17. ve lâ mahmesatun : ve şiddetli açlığın erişmesi yoktur (ki)
18. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda, Allah yolunda
19. ve lâ yetaûne : ve ayak basmaları, işgal etmeleri yoktur (ki)
20. mevtıan : (ayak basılan) yer
21. yagîzu el kuffâre
(gayz)
: kâfirleri öfkelendirir
: (öfke)
22. ve lâ yenâlûne : ve zafer kazanmaları, nail olmaları yoktur (ki)
23. min aduvvin : düşmandan
24. neylen : bir zafer (nail olunan)
25. illâ : ancak, ...den başka değil, ... olmasın
26. kutibe : yazıldı
27. lehum : onlara
28. bi-hî : onunla
29. amelun sâlihun : salih amel (nefsi tezkiye edici amel)
30. inne allâhe : muhakkak Allah
31. lâ yudîu : kaybetmez, yok etmez, zayi etmez
32. ecre el muhsinîne : muhsinlerin ecrini, ücretini, mükâfatın

İmam İskender Ali Mihr

: Medine (şehir) halkı ve bedevî Araplar'dan onun çevresinde olanlar

için Allah'ın Resûl'ünden geri kalmaları ve kendi nefslerini, onun nefsinden üstün tutmaları (rağbet etmeleri) olmaz. Çünkü böylece onlara, Allah yolunda (aşırı) bir susuzluk, bir yorgunluk (bitkinlik) ve şiddetli açlık isabet etmesi, küffarı (kâfirleri) öfkelendirecek bir yere ayak basarak (işgal ederek), düşmana karşı bir zafere nail olmaları yoktur ki; onunla, onlara salih amel yazılmış olmasın. Muhakkak ki

Allah, muhsinlerin ecrini zayi etmez.
Diyanet İşleri : Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın

Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın.

Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
Abdulbaki Gölpınarlı : Medinelilerle çevrelerindeki bedevîlerin, Allah'ın Peygamberinden

geri kalmaları ve onun katlandığı zahmetlere katlanmaları gerekmez. Çünkü Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa, bir açlığa düşerlerse, kâfirleri kızdırıp kinlendirecek bir yere ayak basarlarsa, herhangi bir düşmana karşı başarı elde ederlerse mutlaka karşılık olarak iyi bir iş yaptıkları yazılır; şüphe yok ki Allah iyilik edenlerin

ecrini zâyi etmez.
Adem Uğur : Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevî Araplara

Allah'ın Resûlünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa dûçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir.

Çünkü Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.
Ali Bulaç : Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri

kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kâfirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması

nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Ali Fikri Yavuz : Medîne’lilere ve civarlarındaki çöl bedevilerine, Rasûlüllah’ın

emrine aykırı hareket etmek (ve yaptığı savaştan geri kalmak) uygun olmadığı gibi, kendisinin bizzat katlandığı zahmetlere onların da katlanmaya rağbet etmemeleri yaraşmaz. Muhalefetin câiz olmayışının sebebi şudur: Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri kızdıracak bir yeri çiğnemeleri ve düşmana karşı bir muvaffakiyete erişmeleri yoktur ki, mukabilinde kendilerine sâlih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel amel

edenlerin mükâfatını zâyi etmez.
Bekir Sadak : Medinelilere ve cevrelerinde bulunan bedevilere, savasta Allah'in

peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yarasmaz. Cunku Allah yolunda susuzluga, yorgunluga, acliga ugramak, kafirleri kizdiracak bir yeri isgal etmek ve dusmana basari kazanmak karsiliginda, onlarin yararli bir is yaptiklari mutlaka yazilir. Dogrusu Allah iyilik

yapanlarin ecrini zayi etmez.
Celal Yıldırım : Medine halkına ve çevresindeki Bedevilere (savaşta ve diğer umumu

ilgilendiren konularda) Allah'ın Peygamberinden geri kalmaları ve kendilerini tercih edip Peygamberden yüzçevirmeleri yakışmaz ve yaraşmaz. Bu böyledir; çünkü onlara Allah yolunda bir susuzluk veya yorgunluk veya bir açlık sıkıntısı ; kâfirlerin öfkesini kabartacak bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarıya nail olmaları karşılığında mutlaka kendilerine iyi-yararlı bir amel yazılır. Şüphesiz

ki Allah iyilerin mükâfatını zayi' etmez.
Diyanet İşleri (eski) : Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah'ın

Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik

yapanların ecrini zayi etmez.
Diyanet Vakfi : Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevî Araplara

Allah'ın Resûlünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa dûçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir.

Çünkü Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.
Edip Yüksel : Ne şehir halkı, ne de onların çevresindeki Araplar, ALLAH'ın

elçisinden geri kalmamalı ve kendilerini ona tercih etmemelidir. Zira ALLAH yolunda uğrayacakları her bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık, kafirleri öfkelendirecek her bir adım ve düşmana karşı kazandıkları her bir başarı, kendileri için bir kredi olarak yazılır.

ALLAH iyi davrananların mükafatını yitirmez.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ne medenîlerin ne de etraflarındaki bedevîlerin Resulullahtan

tahallüf etmeleri, ve onun nefsinde ne yaptığına bakmayıb da kendi nefisleriyle mukayyed olmaları yaraşmaz, çünkü onların Allah yolunda ne bir susuzluk, ne bir yorgunluk, ne bir açlık çekmeleri ve ne küffarı gayza getirecek bir mevkii çiğnemeleri ne de düşmandan bir muvaffakıyyete nâil olmaları olmaz ki mukabilinde kendileri için mutlak bir ameli salih yazılmış bulunmasın, çünkü Allah muhsinlerin ecrini

zayi' etmez
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ne Medine halkının ne de etrafındaki bedevilerin Resulullah'tan

geride kalmaları ve kendilerini tercih edip ondan yüz çevirmeleri yakışmaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir açlık ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşman karşısında elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine güzel bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyilerin

mükafatını zayi etmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Medine halkına ve civardaki bedevilere, Resulullah'ın emrine aykırı

hareket etmek uygun olmadığı gibi, onun katlandığı zahmetlere öbürlerinin katlanmaya yanaşmamaları da yakışık almaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir yorgunluk ve hiçbir açlık, ayrıca kâfirleri öfkelendirecek ayak bastıkları hiçbir yer veya düşmana karşı elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine salih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel iş

yapanların mükafatını zayi etmez.
Fizilal-il Kuran : Gerek Medineliler'e ve gerekse çevrelerinde yaşayan Bedeviler'e

savaşta peygamberden geri kalmak ve kendi canlarının kaygısını onun canının kaygısının önüne geçirmek yakışmaz. Çünkü Allah yolunda çekecekleri her susuzluk, katlanacakları her yorgunluk, karşılaşacakları her açlık, kâfirleri öfkelendirecek her bir karış toprağa ayak basmaları; düşmanın zararına kazanacakları her tür başarı karşılığında mutlaka hesaplarına iyi amel yazılır. Hiç şüphesiz Allah, iyi işler

yapanları ödülsüz bırakmaz.
Gültekin Onan : Medine ehline ve çevresindeki bedevilere, Tanrı'nın elçisinden geri

kalmaları, kendi nefslerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Tanrı yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması

nedeniyledir. Şüphesiz Tanrı, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Hasan Basri Çantay : Gerek Medîneliler için, gerek çevrelerindeki bedeviler için (savaşda

ve diğer hususlarda) Allahın Resulünden geri kalmaları, (onun emirlerine muhaalefetde bulunmaları) ve bizzat kendisine (katlandığı zahmetlerde) onların da canla başla (katlanmıya) rağbet etmemeleri yasakdır. Bunun sebebi şudur: (Çünkü onların) Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık (çekmeleri), kâfirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları, bir düşmana karşı muvaffakiyyete erişmeleri (gibi hiç bir hal ve hareket) yokdur ki mukaabilinde kendileri için bu sebeble iyi bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, iyi hareket edenlerin mükâfatını zaayi etmez.

İbni Kesir : Gerek Medine'liler için, gerekse onların çevresinde bulunan

Bedeviler için; Allah'ın peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluk, yorgunluk, açlık, kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmak ve düşmana karşı başarı kazanmak karşılığında; onlara mutlaka bir salih amel yazılır. Muhakkak

ki Allah, ihsan edenlerin mükafatını zayi etmez.
Muhammed Esed : (Peygamber) şehrinin halkına da, onların çevresinde (yaşayan)

bedevilere de (seferde) Allah'ın Elçisi'ne katılmaktan kaçınmak ve kendi canlarını o'nunkinden fazla gözetmek yaraşmaz. Çünkü, onlar Allah yolunda ne zaman susuzluk, yorgunluk ya da açlık çekseler; ne zaman hakkı inkar edenleri şaşırtan bir adım atsalar; ve ne zaman başlarına gelmesi mukadder olan şeye düşman eliyle uğratılsalar (sonuç ne olursa olsun) bu onların lehine mutlaka kaydedilmektedir. Çünkü Allah, iyilik

yapanların emeklerini asla boşa çıkarmaz!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ne Medîne ahalisi için ve ne de onların civarında bulunan bedeviler

için sahih olmaz ki, Allah Teâlâ'nın Resûlünden geri kalsınlar ve onun kendi nefsinde ne yaptığına bakmayıp da kendi nefislerine rağbet göstersinler. Çünkü onlara Allah yolunda ne bir susuzluk ve ne bir yorgunluk ve ne de bir açlık isabet etmez ki ve ne de kâfirleri kızdıracak bir mevkie ayak basmazlar ki ve ne de bir düşmana karşı bir muvaffakiyete nâil olmuş olmazlar ki, illâ onun mukabilinde kendileri için bir sâlih amel yazılmış olur. Şüphe yok ki Allah Teâlâ muhsin

olanların mükâfaatını zâyi etmez.
Şaban Piriş : Medine halkına ve çevrelerinde bulunan bedevilere Resulullah’tan

geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri yaraşmaz. Bu, onların Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa ve kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı zafer kazanmaları karşılığında, onların doğru bir iş yaptıklarının yazıldığı içindir. Şüphesiz Allah,

iyilik yapanların ecrini zayi etmez.
Suat Yıldırım : Ne Medine halkının, ne de etrafındaki bedevîlerin,Allahın Resulünden

geri kalmaları ve ona ihtimam göstermeyip kendi canlarının derdine düşmeleri olacak şey değildir (Bunu yapacak bir tek kişi bile çıkmasın). Bu böyledir, çünkü onların Allah yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık,kâfirleri öfkelendirecek tarzda bir yere ayak basıp ele geçirmeleri ve düşmana karşı başarı kazanmaları yoktur ki, mutlaka o sebeple kendilerine güzel bir iş ve sevap yazılmış olmasın. Çünkü Allah

iyi davrananların mükâfatlarını zayi etmez.
Süleyman Ateş : Ne Medine halkının, ne de onların çevresinde bulunan bedevi

Arapların, Allâh'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri, onlara yakışmaz. Böyledir, çünkü Allâh yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık; kâfirleri öfkelendirecek bir yeri çiğne(yip zaptet)meleri ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel

yazılmış olmasın. Allâh güzel davrananların ecrini zayi etmez.
Tefhim-ul Kuran : Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, peygamberden geri

kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kâfirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması

nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Ümit Şimşek : Ne Medine halkına, ne de çevresindeki bedevîlere, Allah Resulünden

geri kalmak veya onun canından önce kendi canlarının derdine düşmek yakışmaz. Zira onlar ne zaman Allah yolunda susuzluk, yorgunluk veya açlık çekseler, yahut kâfirleri öfkelendirecek şekilde bir yere ayak basacak olsalar veya düşman eliyle onlara iyi veya kötü birşey ulaşacak olsa, mutlaka onun karşılığında kendilerine bir iyilik yazılır. Çünkü

Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerin ödülünü zayi etmez.
Yaşar Nuri Öztürk : Medine halkına ve çevrelerindeki Bedevî Araplara, Allah resulünden

geri kalmaları ve onu bırakıp da kendi canlarının derdine düşmeleri yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere ayak basmaları, düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları durumunda kendileri için, barışa yönelik iyi bir amel mutlaka yazılacaktır. Allah, güzel düşünüp

güzel davrananların ödülünü yitirmez.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.