FANDOM


Kuran-ı Kerim» 9 / TEVBE -94
Sonraki Ayet : 95
Ayetin Tefsiri :

 

يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لاَّ تَعْتَذِرُواْ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا اللّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى اللّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Ya'tezirûne ileykum izâ reca'tum ileyhim, kul lâ ta'tezirû len nu'mine lekum kad nebbe enallâhu min ahbârikum, ve se yerallâhu amelekum ve resûluhu summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdetî fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta'melûn(ta'melûne).

 

1. ya'tezirûne : özür beyan ederler
2. ileykum : size
3. izâ reca'tum : siz geri döndüğünüz zaman
4. ileyhim : onlara
5. kul : de
6. lâ ta'tezirû : özür belirtmeyiniz
7. len nu'mine : asla inanmıyoruz
8. lekum : sizin için
9. kad : olmuştu
10. nebbe ene allâhu : Allah bana haber verdi
11. min ahbâri-kum : sizin durumunuzdan, haberlerinizden
12. ve se yerâ allâhu : ve Allah görecek
13. amele-kum : sizin amellerinizi
14. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
15. summe : sonra
16. tureddûne : döndürüleceksiniz
17. ilâ : ...e
18. âlimil gaybi : gaybı bilen
19. ve eş şehâdetî : ve görüneni
20. fe yunebbiu-kum : böylece size haber verecek
21. bi mâ : şeyleri
22. kuntum : oldunuz
23. ta'melûne : yapıyorsunuz

İmam İskender Ali Mihr

: Onlara geri döndüğünüz zaman size mazeret (özür) beyan ederler.

“Özür beyan etmeyin size asla inanmayız.” de. Allah, sizin haberlerinizi (durumunuzu) bana bildirmişti. Ve Allah ve O'nun Resûl'ü, sizin amellerinizi görecek. Sonra gaybı (görünmeyeni) ve görüneni bilene

döndürüleceksiniz. Böylece yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.
Diyanet İşleri : Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki:

“Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene

döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.”
Abdulbaki Gölpınarlı : Seferden dönüp de onlarla buluştuğunuz zaman size özürler getirecek

onlar; de ki: Özür dilemeyin, kesin olarak size inanmıyoruz; Allah, sizin ahvâlinizi haber vermiştir bize ve bundan sonraki hareketlerinizi de Allah ve Peygamberi görecek, sonra da gizliyi ve açığı bilen Tanrının

tapısına döneceksiniz de o, bütün yaptıklarınızı size bildirecek.
Adem Uğur : (Seferden) onlara döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki:

(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resûlü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de

yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.
Ali Bulaç : Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür

belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, sizin durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun Resulü de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene

döndürüleceksiniz ve O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."
Ali Fikri Yavuz : Savaştan geri dönüp münafıkların yanına vardığınız zaman, onlar size

özür dileyecekler. De ki: “- Boşuna özür dilemeyin, size inanmıyacağız. Doğrusu Allah bize durumunuzdan bir çok haberler verdi. Bundan böyle Allah ve Rasûlü, yaptıklarınızı görecektir. Sonra gaybı ve hazırı bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O vakit size, Allah, ne yapmış olduğunuzu

haber verecektir.”
Bekir Sadak : Savastan dondugunuzde size ozur beyan ederler. Onlara de ki: «Ozur

beyan etmeyin, size inanmayacagiz, Allah haberlerinizi bize bildirmistir. Allah da, peygamberi de isleyeceklerinizi gorecektir. Sonunda, gorulmeyeni ve goruneni bilen Allah'a geri cevrileceksiniz. O,

islediklerinizi size haber verecektir.»
Celal Yıldırım : Münafıklar (savaştan) döndüğünüzde sizden özür dilerler. De ki: Özür

dilemeyin ! Elbette size inanmıyoruz. Allah haberlerinizi bize açıkça bildirmiştir. Bundan böyle de Allah da Peygamberi de yaptıklarınızı görecek (ve değerlendirecek). Sonra da (ölüp) gizli ve açık her şeyi hakkıyle bilen (Allah)e döndürüleceksiniz; O da yaptıklarınızı size bir

bir haber verecektir.
Diyanet İşleri (eski) : Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: 'özür

beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah'a geri çevrileceksiniz. O,

işlediklerinizi size haber verecektir.'
Diyanet Vakfi : (Seferden) onlara döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki:

(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resûlü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de

yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.
Edip Yüksel : (Savaştan gelip) kendilerine döndüğünüzde size özürler sayarlar. De

ki: 'Boşuna özür saymayın; size artık inanmayız, ALLAH durumunuzu bize bildirmiş bulunuyor. ALLAH ve elçisi sizin işlerinizi görecek ve sonra da gizliyi ve açığı Bilenin huzuruna döndürüleceksiniz. O yaptıklarınız

her şeyi size bildirecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Yanlarına avdet ettiğinizde size itizar edecekler, de ki: itizar

etmeyin ihtimali yok size inanmıyacağız doğrusu Allah bize ahvalinizden bir çok haberler verdi, bundan böyle de Allah ve Resulü amelinizi görecek, sonra hepiniz o gayb-ü şehadeti bilen hakkın huzuruna

götürüleceksiniz o vakıt o size haber verecek neler yapıyordunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yanlarına döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki: «Özür beyan

etmeyin, asla size inanmayacağız! Doğrusu Allah bize durumunuzdan birçok haberler verdi; bundan böyle de Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir; sonra hepiniz gizliyi aşikarı bilen Allah'ın huzuruna

götürüleceksiniz. O vakit O, size neler yaptığınızı haber verecektir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Savaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size özür beyan edecekler. De

ki: «Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi». Bundan sonra da Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir. Daha sonra da gizliyi ve âşikârı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O vakit O, size neler yapmış olduğunuzu tek

tek haber verecektir.
Fizilal-il Kuran : Savaştan döndüğünüzde size özür dileyecekler. Onlara de ki: “Özür

beyan etmeyin. Size asla inanmayacağız. Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O,

işlediklerinizi size haber verecektir.”
Gültekin Onan : Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür

belirtmeyin, size kesin olarak inanmıyoruz / güvenmiyoruz (len nümine). Tanrı bize durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Tanrı görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahade edilebileni de bilene

döndürüleceksiniz ve O yaptıklarınızı size haber verecektir."
Hasan Basri Çantay : (Seferden) onlara döndüğünüz vakit size özür dermiyan edeceklerdir.

De ki: (Bîhûde) özür dilemeyin. Size kat'iyyen inanmıyoruz. Allah, bize (hallerinizden bir çok) haberler vermişdir. (Bundan sonraki) hareketinizi de Allah, Resulü ile beraber, görecekdir. (En) sonra gizliyi ve aşikârı bilen (Allah) a döndürüleceksiniz de O, size, neler

yapıyordunuz, (hepsini) haber verecekdir.
İbni Kesir : Kendilerine döndüğünüz vakit de size özür beyan ederler. De ki: Özür

dilemeyin. Size katiyyen inanmıyorum. Doğrusu Allah, bize haberlerinizi bildirmiştir. Allah da, Rasulü de amellerimizi görecektir. Sonra hepiniz, görüleni de görülmeyeni de bilene döndürüleceksiniz. O, size

neler yaptığınızı haber verecektir.
Muhammed Esed : (Ve) onlar, (seferden) döndüğünüzde size bahaneler arzedecekler! De

ki: "(Asılsız) özürleri ileri sürmeyin, (çünkü) size inanmıyoruz: Allah bize hakkınızda gerekli bilgiyi vermiş bulunuyor zaten. (Bundan sonraki) yapıp ettiklerinize bakacak Allah; ve Onun Elçisi (de öyle); sonunda, yaratıkların görüş ve algı alanı dışında kalan şeyleri de, onların duyu ve tasavvur yoluyla tanıklık edebilecekleri şeyleri de bütün gerçeğiyle bilen Onun karşısına çıkarılacaksınız; Ve O sizin (hayatta) ne yapıp

ettiğinizi tam olarak kavramanızı sağlayacak".
Ömer Nasuhi Bilmen : Onlara döndüğünüz zaman size mazeret beyan edeceklerdir. De ki:

«Mazerette bulunmayınız, elbette size inanmayacağızdır. Muhakkak ki, Allah Teâlâ sizin bir kısım hallerinizden bizi haberdar buyurdu ve sizin amellerinizi Allah Teâlâ ve Peygamberi görecektir. Sonra gizliyi de, âşikâreyi de bilene döndürüleceksiniz. Artık o da neler yapmış

olduklarını size haber verecektir.»
Şaban Piriş : Geri döndüğünüzde size özür beyan ederler. De ki: -Özür beyan

etmeyin, size inanmayacağız. Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da yaptıklarınızı görecektir, Resulü de. Sonra gaybı ve görünenleri bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber

verecektir.
Suat Yıldırım : Savaş dönüşü kendileriyle karşılaşınca, katılmamaları hakkında

mazeretler, bahaneler ileri sürerler. De ki: "Boşuna özür dilemeyin, zira size inanmayacağız.Çünkü sizin aleyhimizde çevirdiğiniz hilelerden bir kısmını Allah bize bildirdi. Bundan böyle de, yapacağınız her şeyi Allah da, Resulü de görüp değerlendirecek, daha sonra da, gizli olsun açık olsun, her şeyi bilen Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz. O da

bütün yaptıklarınızı bir bir önünüze koyacaktır."
Süleyman Ateş : (Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür

dilerler. De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allâh bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allâh da görecek, Elçisi de. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzûruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber

verecek."
Tefhim-ul Kuran : Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: «Özür

belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, sizin durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun Resulü de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene

döndürüleceksiniz ve O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.»
Ümit Şimşek : Yanlarına döndüğünüzde, size özür beyan ederler. De ki: Hiç mazeret

ileri sürmeyin; size inanacak değiliz. Çünkü Allah sizin durumunuzdan bizi haberdar etti. Allah ve Resulü bundan sonra ne yapacağınıza bakacak. Sonra da görünen ve görünmeyen herşeyi bilen Allah'ın huzuruna

çıkarılacaksınız; yapmakta olduklarınızı O size bildirecek.
Yaşar Nuri Öztürk : Dönüp yanlarına geldiğinizde sizden özür dilerler. De ki: "Özür

dilemeyin. Size asla inanmayacağız. Allah bize sizin hallerinizden birçoğunu haber vermiştir. Yapıp ettiğinizi Allah da resulü de görecektir. Sonra görünmeyen ve görünen âlemleri bilenin huzuruna

çıkarılacaksınız da O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.