Yenişehir Wiki
Advertisement


Şiir metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme

Be-merdî ki mülk-i serâser zemin

Neyerzed-ki hûnî çeked ber zemin.”

Sâdî

Be-merdî Baştan başa bütün zemin mülkü

Değmez ki bir damla kanın yere dökülmesine

Sâdî
Property throughout the whole floor It doesn't deserve dropping of blood on the ground

Gürz-i girân-ı zulmünü ey kanlı nâsiye;

Eyvânzer-cidârına as ziynetin diye!

Zulmünün ağır gürzünü, ey kanlı alın;

Altın yaldızlı duvarına as ziynetin diye!

Persecutionheavy mace, Oh, bloody brow;
Hang it on your gold gilded wall as if it is your ornament!

Al kanlı bir kefenle donat hayme-gâhını,

Canlarla yak meşâil-i mâtem- penâhını!

Al kanlı bir kefenle donat otağını

Canlarla yak mâtem sığınağının meşalelerini

Take a bloody winding sheet and decorate your pavillion.
Light bells mourning shelter's torches

Mezar çukurlarının karanlık ağızları,

Gayz ve kahrın dişlerine benziyen kemikleri

Dark edges of grave holes,
Bones like the teeth of anger and suffering

Yâd eylesin mezâlim ini tâ ebed senin,

Ey cephesi, kitâbesi bin kanlı medfen in!

Yad eylesin zulümlerini sonsuza değin senin

Ey cebhesi, 'kitabesi 'bin kanlı defnedilenin

Remember your opressions endlessly Legend of thousands of bloody buried people

Ey bir hayâle tuhfe kılan bin hakîkati,

Ey âhenîn eliyle kazıp kabr-i milleti,

Ey bir hayale feda eden bin hakikati

Ey demirden eliyle kazıp millet kabrini

Sacrifice thousands truths to a dream. Dig nation's grave by an iron hand

Nûr-ı hayât ufuklarını herc ü merc eden

Leylin şedîd zulmetini rûha mezc eden’

Hayat ışığı ufuklarını darmadağın eden

Gecenin en şiddetli karanlığını ruha geçiren

The lights of light that disorder the horizons The most intense darkness of the night passes through the spirit Night of the darkness of my soul who had the most severe

Envâr-ı mihr-i fikri sen ey hâksâr eden,

Meyyitlerin izâmı gibi târumâr eden!

Fikir güneşinin ışıklarını sen ey yerle bir eden

Ölülerin kemikleri gibi darmadağın eden

sun lights of idea You, O'therazed' The Dead' bonesof the cluttered, such as

Ey hâdimi serâçe-i mâtem feşanların!

Rahş-i akûr-i zulmüne pâmâl olanların

Ey hâdimi matem saçan evceğizlerin

Zulmün kudurmuş atının ayakları altında kalanların

the little houses that scatter mourning Persecution of his rabid horse under the feet of remaining
Gül-gonce-imezârı mıdırtâc-ı devletin?

Tutmuşsa da avâlim-i efkârı şöhretin,

Mezarını süsleyen gonca gül müdür devlet tacın

Tutmuşsa da bütün fikir dünyasını şöhretin

'grave adorned the rose bud Directorstate crown If hold the world of ideas fame
Zannetme ki hükûmetinin efseriyledir...
Sadî'lerinmezârçemen-ber-seriyledir.
Zannetme ki hükûmet tacını giydiğin içindir.
Bu, mezarı çimen bağlamış Sadi'lerin sayesindedir
Do not think of'You have worn the government crown. thanks to tied with grass tomb of Saadi
Sa'dî'lerin mezârı, evet, bir avuç türâb...
Tahtınsa bir cihan ki senin âsüman-meâb!
Sa'dî'lerin mezârı, evet, bir avuç toprak...

Tahtınsa bir cihan ki senin gökleri kaplayacak!

Sa'dîs' grave, yes, a handfulof soil'... Your throne is a world that 'take up the skies !
Lâkin o kabre bence fedâ taht ü efserin...

Makber-güzîn olup dasükût eyliyenlerin
Lâkin o kabre bence fedâ olsun tahtın ve tacın...

Mezara çekilip de da sükût eyleyenlerin

However, the throne and the crown are sacrificed to the tomb...

retreat to the grave

at the Actors silence'
.Feryâd-ı vâpesînine değmez bu velvelen...
Mudhik gelir nigâhtemâşâma hâilen!
Son feryadına değmez bu patırtın
Gülünç görünür bana davranışların
not worth to your last screams that your disturbance appears ridiculousbehavior to me
Bin mülkü, milleti yok eden pençe-i felek,
Bir şahsı şüphesizebedî kılmamak gerek.
Bin mülkü, milleti yok eden feleğin pençesi,

Bir şahsı şüphesiz ebedî kılmamak gerek.

Thousands of property,the claw of destiny destroyed the nation Certainly, A person is needed to refrain endless.
Mâzî ki işte makbereler mâverâsıdır,
Mâzî ki işte mezarlar ötesidir,

Milletlerin ziyaretçisi olmayan türbesidir

That is the past that it is the reality of the graves, Nations,non-visitor to the tomb
Atfeylesen nigâhını ka'r-ı zalâmına;

Milletlere gözün ilişir na'ş nâmına!
Bir göz atsan zulmün karanlıklarına;

Milletlere gözün ilişir ceset adına!

Run an eye over the darkness of opression; You notice at the nationscorpse' on behalf of the
Dârâ'ların o nâsiye-i târumârını,
Hükümdarların o darmadağın alınlarını,

Atalarının kemiklerini, çökmüş mezârını

The rulersthat cluttered foreheads, ancestors' their bones, collapsed grave
.Pîş-i nigâh-ı ibretine al da bir düşün...

Çoktur bu rütbe dağdağa bir kabza hâk için!
İbret için gözünün önüne al da bir düşün...

Çoktur bu rütbe dağdağa bir avuç toprak için!

It comes to mind for taking it as a warning.Get a think ... This rank is too much for a handful of soil!
İklîmler alan o muazzam Napolyon'un
Bir hufredir kazandığı şey. İşte bak onun
İklîmler alan o muazzam Napolyon'un

Bir çukurdur kazandığı şey. İşte bak onun

huge Napoleon takes the climates A hole is the thinghe won .Look! Here is his
En son serîri makbere-i mâtemîsidir,
Akreplerin nedîmi, yılanlar enisidir!
En son tahtı matem mezarıdır,

Akreplerin sohbet arkadaşı, yılanlar dostudur!

The last throne'is' his mourning grave ', Scorpions are chat friends,, snakes are his close friends
Yer kalmamış sarâymuallâna bak utan:

Mâtem-sarâylarla dolu sâha-i vatan!
Yer kalmamış yüce sarayına bak utan:

Matem saraylarıyla dolu bütün vatan!

No place at your'lofty palace, Look and shame: Full of Bereavement palaces, the whole country!
Emr-i cihan-mutâı bu dünyâyı râm eden

Eslâfının -bugün düşünürsek -değil iken
Cihanı emirleriyle dize getiren
Öncekiler -bugün düşünürsek -değil iken
The person that make the people obey the rules given by him Formers-we think today -not while-
Toprak olan dehenleri feryâda muktedir,

Hâlâ senin bu velvele-i nahvetin nedir?
Toprak olan ağızları feryâda muktedir,

Hâlâ senin bu büyüklenme patırtın nedir?

The mouths are strong to shout, You are still arrogant what is it?
Riyâset be-dest-i kesânî hatâst
Ki ez-destşan-i desthâ ber-hudâst
"Baştan başa bütün dünya,

bir damla kanın yere dökülmesine değmez."

Sa'dî

Throughout the whole world, not worth a drop of blood spilled over. "
Sa'di
Bumüdhiş velvelen İrândâim inletir sanma.
"Muzaffersin!" diyen sesler bütün hâindir, aldanma.
Bu müdhiş velvelen İrân'ı dâim inletir sanma.

"Muzaffersin!" diyen sesler bütün hâindir, aldanma.

This terrible clamor of you causes Iran to moan permanently. victorious person that says are all traitors,not being deceived.
Zaferyâb olduğun kimdir?Düşün bir kerre, millet mi?
Adâlet isteyen bir kavmi vurmak gâlibiyyet mi?
.Yenmiş olduğun kimdir? Düşün bir kerre, millet mi?

Adâlet isteyen bir kavmi vurmak gâlibiyyet mi?
Who is he that you overcome? Think once, the nation? Is it a victory to shoot the tribe wanting justice?

Nasîbin yok mudur bir parça olsun âdemiyyetten?


Nasıl aldırmıyorsun yükselen feryâda milletten?
Nasîbin yok mudur bir parça olsun insanlıktan?

Nasıl aldırmıyorsun yükselen feryâda milletten?
Are not destined to get a piece of humanity?'How don't you care about complaining that rise from nations '
Emîn ol bunca mazlûmun yüreklerden kopan âhı,

Tependen indirir elbette bir gün lâ'netu'llâhı!
Emîn ol bunca mazlûmun yüreklerden kopan âhı,
Tependen indirir elbette bir gün Allah'ın lânetini
Be sure that the curse broken from many opressed hearts, Get down the curse of Allah one day surely
Sığınmış olduğun şevket-sarây-ı zulmü pek muhkem

Hayâl etmektesin... Lâkin ne bârûlar, ne müstahkem
Sığınmış olduğun zulmün görkemli sarayı pek sağlam

Hayâl etmektesin... Lâkin ne kaleler, ne güçlendirilmiş
The shelter of persecution in the magnificent palace is very strong You still imagine ... However What castles: what is reinforced
Penâh-ı bî-amanlar, heybet-i Kahhâr-ı Mutlak'la,

Kökünden devrilip bir anda yeksân oldu toprakla!
Amansız sığınaklar, Mutlak Kahredicinin heybetiyle,

Kökünden devrilip yerle bir oldu bir anda
'Relentless shelters, Absolute majesty of fatalist,'It was overthrown and destroyed with its roots in a moment
O, bir çok memleket vîrân edip yaptırdığın eyvân
Harâb olmaz mı? Kabristâna dönmüşken bütün İran?
O, bir çok memleket yıkarak yaptırdığın eyvân
Harâb olmaz mı? Mezarlığa dönmüşken bütün İran?
That, the terrace which for you destroyed countries was built
'cemeteryin Iran is going all
Evet, İrân'ı kabristâna döndürdün, helâk ettin;
Kefen yaptın girîbân-ı ümîdi çâk çâk ettin!
Evet, İrân'ı mezara döndürdün, yok ettin;
Kefen yaptın ümit gömleğini parça parça ettin!
yes, You make Iran as a grave, you destroyed it; Make it as winding sheet you smashed to bit hopes!
Bütün dünyâ için bir damla kan çoktur diyorlar, sen,'
'
Şu ma'sûm ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden!
Bütün dünyâ için bir damla kan çoktur diyorlar, sen,
Şu suçsuz ümmetin seller akıttın temiz kanından!
There are many a drop of blood for all the world has to say, you, the Ummah innocent floods poured on
pâkinden hun-i!
Yüzünden perde-i temkîni artık kaldırıp attın:
Ne mâhiyyet, nasıl fıtrattasın, dünyâya anlattın!
Yüzünden ölçülü davranma perdesini artık kaldırıp attın:
Ne haldesin, nasıl yaratılıştasın, dünyâya anlattın!
Because of thepitchto act in moderation 'is no longer remove the saddle:
What about you, how creation, told to the world!
Livâü'l-hamd-i hürriyyet iken İslâm için gâyet,
Nedir pâmâl-i istibdâdın olmak öyle bir râyet?
Özgürlük sancağı iken İslâm için amaç,
Neden zorbalığın ayakları altında çiğnenmekte sancak
While the banner of freedom for the purpose of Islam,
Whyunder the feet of tyranny trampled starboard
Kazak getirip tâ Rusya'dân soyunu çiğnettin;
Yezîd'in rûhu şâd olsun... Emînim çünkü şâd ettin!
Kazak getirip tâ Rusya'dân soyunu çiğnettin;
Yezîd'in rûhu şâd olsun... Emînim çünkü şâd ettin!
Bringing Russia cossacks, you let your race trample;
Be happy the spirit of Sad Yezîd ... I'm sure because you did!
Şehâmet gösterip binlerce Beytullâh'ı bastırdın;
Şecâat arz edib birçok ricâlullâhı astırdın!
Cesaret edip binlerce Allah'ın evini bastırdın;
Yiğitlik taslayıp birçok Allah erini astırdın!
Thousands of venturehouse of God pushed;
Act as if you were a brave man and hang a lot of God's bravery soldiers
Ne Allah'tan hayâ ettin, ne Peygamber'den âr ettin:

Devirdinkâ'be-i ulyâ-yı dîni, hâk-sâr ettin!

Ne Allah'tan utandın, ne Peygamber'den âr ettin:

Devirdin dinin yüce gayesini, yerle bir ettin!

Not embarrassed from God, not from the Prophet R: Overthrew the lofty goal of religion, got destroyed!
'Hamâset perverân-ı kavmi tuttun bir bir öldürdün,
''''''''Umûmen Şark'ı ağlattın, umûmen Garb'ı güldürdün..
'Milletin kahramanlarını tuttun bir bir öldürdün, 'Bütün Doğu'ı ağlattın, bütün Batı'yı güldürdün..
The heroes of the nation held a one killed,' All the East crying, all the West laughed so ..
Hayır, hiçbir gülen yok, sızlıyor Garb'ın da vicdânı,

Görüp ecsâd-ı mazlûmîne meşher hâk-i İrân'ı!

'Hayır, hiçbir gülen yok, sızlıyor Batı'nın da vicdânı,
''''''''Görüp mazlum cesetlerin sergilendiği İrân topragını!
No, no laughing, no aches in the conscience of the West, Iran to exhibit the bodies' For those innocent!Dinleyin

Fonetik olarak okuyun Sözlük - Ayrıntılı sözlüğü görüntüle

'O Sâ'dî'ler, o Hâfız'lar, o Firdevsî, o Râzî'ler,
''''''''Gazâlî'ler, o Kutbüddin, o Sa'düddin, o Kaadîler.

O Sâ'dî'ler, o Hâfız'lar,

o Firdevsî, o Râzî'ler,

Gazâlî'ler,

o Kutbüddin,

o Sa'düddin,

o Kâdîler.


Sa'd 's, then Hâfiz' s, then Ferdowsi, then Razi 's, Ghazal 's, then Kutbüddin, then Sa'düddin, then women.

Dinleyin Fonetik olarak okuyun Sözlük - Ayrıntılı sözlüğü görüntüle

Yetiştirmiş; o Örfi'nin, o birçok şems-i irfanın

Ziyâsından tenevvür eylemiş iklîmi dünyânın,

'Yetiştirmiş; o Örfi'nin, o birçok irfan güneşinin
''''''''Işığından aydınlanmış iklîmi dünyânın,
Trained, it is Martial 's, he enlightened many in the Light of wisdom' sun of the world's climate,Dinleyin

Fonetik olarak okuyun Sözlük - Ayrıntılı sözlüğü görüntüle

'Bugün makhûr-i nâdânîsidir bir fırka haydûdun!
''''''''Nedir pinhân olan esrârı bilmem, bunda Ma'bûd'un.
'Bugün baskısı altındadır bir fırka haydûdun!
''''''''Nedir gizli olan esrârı bilmem, bunda Ma'bûd'un.
Today, a sect is under pressure bandit! What is the secret of the mystery' I do not know, in this Ma'bûd 's.
Hayır, Ma'bûd'a ircâında yoktur bunların ma'nâ:

Yataklık eylemez cânîye -hâşâ- bir zaman Mevlâ.

Hayır, bunları Ma'bûd'a yüklemekte yoktur mana:

Yataklık eylemez cânîye -hâşâ- bir zaman Mevlâ.


No, not installing them the meaning to Ma'bûd'a: Not to harbor murderer-one time Mevlan .
'Şehâmet perverâ, Şâhâ! Zaman, bî-dâdı kaldırmaz;
''''''''Hatâ etmektesin şâyed diyorsan "Kimse aldırmaz."
Ey güçlü ve cüretkâr şah! Zaman, zulmü kaldırmaz;
Hatâ etmektesin şâyed diyorsan "Kimse aldırmaz."
Strong and daring, O king! Time, the persecution does not,You are wrong still you say "No one ignores ."
Bu istibdâda artık bir nihâyet ver ki: İstikbâlKaranlık derler amma işte pek meydanda: İzmihlâl
Bu zorbalığa artık bir nihâyet ver ki: gelecek

Karanlık derler amma işte pek meydanda: yok olma

Give a finally that this bullying is no longer: The future But it causes many here say, the square in the Dark: Collapse




Kör Neyzen Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
İstibdâd
Mehmet Akif bu manzumeyi Mithat Cemal ile beraber yazmışlardır. Birinci parça Mithat Cemal'e ait olup, ikinci parça Mehmet Akif'indir. Sadi'nin "Bütün dünyâ mülkü için bir damla kan çoktur" vecizesine kimi kasdediyorsa Akif, belki çalışmayan çanbalamayan ve ülkenin zalimler tarafından parçalanmasına direnmeyenleir kadediyor olabilir: "Sen, Şu ma'sûm ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden! cani vs diyerek adl-i ilahiden korkmasını söylüyur.
Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

'Latin harflerine transkriptli metin Sadeleştirilmiş metin İngilizce Tercümesi

Be-merdî ki mülk-i serâser zemin

Neyerzed-ki hûnî çeked ber zemin.”

Sâdî

1.Gürz-i girân-ı zulmünü ey kanlı nâsiye;

Eyvân-ı zer-cidârına as ziynetin diye!


2.Al kanlı bir kefenle donat hayme-gâhını,

Canlarla yak meşâil-i mâtem- penâhını!


3.Makberlerin hufeyre-i muzlim-dehanları,

Dendân-ı gayz u kahra şebîh üstühanları


4.Yâd eylesin mezâlimini tâ ebed senin,

Ey cephesi, kitâbesi bin kanlı medfenin!


5.Ey bir hayâle tuhfe kılan bin hakîkati,

Ey âhenîn eliyle kazıp kabr-i milleti,


6.Nûr-ı hayât ufuklarını herc ü merc eden

Leylin şedîd zulmetini rûha mezc eden’


7.Envâr-ı mihr-i fikri sen ey hâksâr eden,

Meyyitlerin izâmı gibi târumâr eden!


8.Ey hâdimi serâçe-i mâtem feşanların!

Rahş-i akûr-i zulmüne pâmâl olanların


9.Gül-gonce-i mezârı mıdır tâc-ı devletin?

Tutmuşsa da avâlim-i efkârı şöhretin,


10.Zannetme ki hükûmetinin efseriyledir...

Sadî'lerin mezâr-ı çemen-ber-seriyledir.


11.Sa'dî'lerin mezârı, evet, bir avuç türâb...

Tahtınsa bir cihan ki senin âsüman-meâb!


12.Lâkin o kabre bence fedâ taht ü efserin...

Makber-güzîn olup da sükût eyliyenlerin


13.Feryâd-ı vâpesînine değmez bu velvelen...

Mudhik gelir nigâh-ı temâşâma hâilen!


14.Bin mülkü, milleti yok eden pençe-i felek,

Bir şahsı şüphesiz ebedî kılmamak gerek.


15.Mâzî ki işte makbereler mâverâsıdır,

Milletlerin haziyre-i zair-cüdâsıdır


16.Atfeylesen nigâhını ka'r-ı zalâmına;

Milletlere gözün ilişir na'ş nâmına!


17Dârâ'ların o nâsiye-i târumârını,

Ecdâdının izâmını, çökmüş mezârını


18.Pîş-i nigâh-ı ibretine al da bir düşün...

Çoktur bu rütbe dağdağa bir kabza hâk için!


19.İklîmler alan o muazzam Napolyon'un

Bir hufredir kazandığı şey. İşte bak onun


20.En son serîri makbere-i mâtemîsidir,

Akreplerin nedîmi, yılanlar enisidir!


21.Yer kalmamış sarây-ı muallâna bak utan:

Mâtem-sarâylarla dolu sâha-i vatan!


22.Emr-i cihan-mutâı bu dünyâyı râm eden

Eslâfının -bugün düşünürsek -değil iken


23.Toprak olan dehenleri feryâda muktedir,

Hâlâ senin bu velvele-i nahvetin nedir?


“Riyâset be-dest-i kesânî hatâst

Ki ez-destşan-i desthâ ber-hudâst

Sa'dî


24.Bu müdhiş velvelen İrân'ı dâim inletir sanma.

"Muzaffersin!" diyen sesler bütün hâindir, aldanma.


25. Zaferyâb olduğun kimdir? Düşün bir kerre, millet mi?

Adâlet isteyen bir kavmi vurmak gâlibiyyet mi?


26.Nasîbin yok mudur bir parça olsun âdemiyyetten?

Nasıl aldırmıyorsun yükselen feryâda milletten?


27.Emîn ol bunca mazlûmun yüreklerden kopan âhı,

Tependen indirir elbette bir gün lâ'netu'llâhı!


28.Sığınmış olduğun şevket-sarây-ı zulmü pek muhkem

Hayâl etmektesin... Lâkin ne bârûlar, ne müstahkem


29.Penâh-ı bî-amanlar, heybet-i Kahhâr-ı Mutlak'la,

Kökünden devrilip bir anda yeksân oldu toprakla!


30.O, bir çok memleket vîrân edip yaptırdığın eyvân

Harâb olmaz mı? Kabristâna dönmüşken bütün İran?


31.Evet, İrân'ı kabristâna döndürdün, helâk ettin;

Kefen yaptın girîbân-ı ümîdi çâk çâk ettin!


32."Bütün dünyâ için bir damla kan çoktur" diyorlar, sen,

Şu ma'sûm ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden!


33.Yüzünden perde-i temkîni artık kaldırıp attın:

Ne mâhiyyet, nasıl fıtrattasın, dünyâya anlattın!


34.Livâü'1-hamd-i hürriyyet iken İslâm için gâyet,

Nedir pâmâl-i istibdâdın olmak öyle bir râyet?


35.Kazak celbeyleyip tâ Rusya'dân sâdâtı çiğnettin;

Yezîd'in rûhu şâd olsun... Emînim çünkü şâd ettin!


36.Şehâmet gösterip binlerce Beytullâh'ı bastırdın;

Şecâat arz edib birçok ricâlullâhı astırdın!


37.Ne Allah'tan hayâ ettin, ne Peygamber'den âr ettin:

Devirdinkâ'be-i ulyâ-yı dîni, hâk-sâr ettin!


38.Hamâset perverân-ı kavmi tuttun bir bir öldürdün,

Umûmen Şark'ı ağlattın, umûmen Garb'ı güldürdün..


39.Hayır, hiçbir gülen yok, sızlıyor Garb'ın da vicdânı,

Görüp ecsâd-ı mazlûmîne meşher hâk-i İrân'ı!


40.O Sâ'dî'ler, o Hâfız'lar, o Firdevsî, o Râzî'ler,

Gazâlî'ler, o Kutbüddin, o Sa'düddin, o Kâdîler.


41.Yetiştirmiş; o Örfi'nin, o birçok şems-i irfanın

Ziyâsından tenevvür eylemiş iklîmi dünyânın,


42.Bugün makhûr-i nâdânîsidir bir fırka haydûdun!

Nedir pinhân olan esrârı bilmem, bunda Ma'bûd'un.


43.Hayır, Ma'bûd'a ircâında yoktur bunların ma'nâ:

Yataklık eylemez cânîye -hâşâ- bir zaman Mevlâ.


44.Şehâmet perverâ, Şâhâ! Zaman, bî-dâdı kaldırmaz;

Hatâ etmektesin şâyed diyorsan "Kimse aldırmaz."


45.Bu istibdâda artık bir nihâyet ver ki: İstikbâl

Karanlık derler amma işte pek meydanda: İzmihlâl!

Be-merdî Baştan başa bütün zemin mülkü

Değmez ki bir damla kanın yere dökülmesine

Sâdî

1.Zulmünün ağır gürzünü, Ey kanlı alın

Altın yaldızlı duvarına as ziynetin diye!


2.Al kanlı bir kefenle donat otağını

Canlarla yak mâtem sığınağının meşalelerini


3.Mezar çukurlarının karanlık ağızları

Hınç ve kahrın dişlerini andıran kemikleri


4.Hatırlasın sonsuza değin senin zulümlerini

Ey alnı binlerce mezarın kitabesi olan cani


5.Ey bir hayale feda eden binlerce hakikati

Ey demirden eliyle kazıp milletin kabrini


6.Hayat ışığı ufuklarını darmadağın eden

Gecenin en derin karanlığını ruha meze eden


7.Fikir güneşinin ışıklarını sen ey yerle bir eden

Ölülerin kemikleri gibi darmadağın eden


8.Ey hâdimi matem saçan evceğizlerin

Zulmün kudurmuş atının ayakları altında kalanların


9. Mezarını süsleyen gonca gül müdür devlet tacın

Tutmuşsa da bütün fikir dünyasını şöhretin


10. Zannetme ki hükûmet tacını giydiğin içindir

Bu, mezarı çimen bağlamış Sadi'lerin sayesindedir


11. Sa'dî'lerin mezârı, evet, bir avuç toprak...

Tahtınsa bir cihan ki senin gökleri kaplayacak!


12.Lâkin o kabre bence fedâ olsun tahtın ve tacın...

Mezara çekilip de da sükût eyleyenlerin


13.Son feryadına değmez bu patırtın

Gülünç görünür bana davranışların


14.Bin mülkü, milleti yok eden feleğin pençesi,

Bir şahsı şüphesiz ebedî kılmamak gerek.


15.Mâzî ki işte mezarlar ötesidir,

Milletlerin ziyaretçisi olmayan türbesidir.


16.Bir göz atsan zulmün karanlıklarına;

Milletlere gözün ilişir ceset adına!


17. Hükümdarların o darmadağın alınlarını,

Atalarının kemiklerini, çökmüş mezârını


18.İbret için gözünün önüne al da bir düşün...

Çoktur bu rütbe dağdağa bir avuç hâk için!


19.İklîmler alan o muazzam Napolyon'un

Bir çukurdur kazandığı şey. İşte bak onun


20.En son tahtı matem mezarıdır,

Akreplerin sohbet arkadaşı, yılanlar dostudur!


21.Yer kalmamış yüce sarayına bak utan:

Matem saraylarıyla dolu bütün vatan!


22.Cihanı emirleriyle dize getiren

Öncekiler -bugün düşünürsek -değil iken


23.Toprak olan ağızları feryâda muktedir,

Hâlâ senin bu büyüklenme patırtın nedir?


"Baştan başa bütün dünya,

bir damla kanın yere dökülmesine değmez."

Sa'dî


24.Bu müdhiş velvelen İrân'ı dâim inletir sanma.

"Muzaffersin!" diyen sesler bütün hâindir, aldanma.


25.Yenmiş olduğun kimdir? Düşün bir kerre, millet mi?

Adâlet isteyen bir kavmi vurmak gâlibiyyet mi?


26.Nasîbin yok mudur bir parça olsun insanlıktan?

Nasıl aldırmıyorsun yükselen feryâda milletten?


27.Emîn ol bunca mazlûmun yüreklerden kopan âhı,

Tependen indirir elbette bir gün Allah'ın lânetini


28.

29.Amansız sığınaklar, Mutlak Kahredicinin heybetiyle,

Kökünden devrilip yerle bir oldu bir anda


30.O, bir çok memleket yıkarak yaptırdığın eyvân

Harâb olmaz mı? Mezarlığa dönmüşken bütün İran?


31.Evet, İrân'ı mezara döndürdün, yok ettin;

Kefen yaptın ümit gömleğini parça parça ettin!


32."Bütün dünyâ için bir damla kan çoktur" diyorlar, sen,

Şu ma'sûm ümmetin seller akıttın temiz kanından!


33.Yüzünden ölçülü davranma perdesini artık kaldırıp attın:

Ne haldesin, nasıl fıtrattasın, dünyâya anlattın!


34.Özgürlük sancağı iken İslâm için amaç,

Neden zorbalığın ayakları altında çiğnenmekte sancak


35.Kazak getirip tâ Rusya'dân soyunu çiğnettin;

Yezîd'in rûhu şâd olsun... Emînim çünkü şâd ettin!


36. Cesaret edip binlerce Allah'ın evini bastırdın;

Yiğitlik taslayıp birçok Allah erini astırdın!


37.Ne Allah'tan utandın, ne Peygamber'den âr ettin:

Devirdin dinin yüce gayesini, yerle bir ettin!


38.Milletin kahramanlarını tuttun bir bir öldürdün,

Bütün Doğu'ı ağlattın, bütün Batı'yı güldürdün..


39.Hayır, hiçbir gülen yok, sızlıyor Batı'nın da vicdânı,

Görüp mazlum cesetlerin sergilendiği İrân'ı!


40.O Sâ'dî'ler, o Hâfız'lar, o Firdevsî, o Râzî'ler,

Gazâlî'ler, o Kutbüddin, o Sa'düddin, o Kâdîler.


41.Yetiştirmiş; o Örfi'nin, o birçok irfan güneşinin

Işığından aydınlanmış iklîmi dünyânın,


42.Bugün baskısı altındadır bir fırka haydûdun!

Nedir gizli olan esrârı bilmem, bunda Ma'bûd'un.


43.Hayır, bunları Ma'bûd'a yüklemekte yoktur mana:

Yataklık eylemez cânîye -hâşâ- bir zaman Mevlâ.


44.Ey güçlü ve cüretkâr şah! Zaman, zulmü kaldırmaz;

Hatâ etmektesin şâyed diyorsan "Kimse aldırmaz."


45.Bu zorbalığa artık bir nihâyet ver ki: İstikbâl

Karanlık derler amma işte pek meydanda: İzmihlâl!

Advertisement